Ömer Hayyam Sözleri

Son güncelleme: 11.09.2013 11:30
  • özlü sözler - ömer hayyam deyişleri - ömer hayyam sözleri - ömer hayyamdan mısralar - düşünür sözleri - rubailer
    “geçmis günü beyhude yere yâd etme,
    bir gelmemis an için de feryat etme ,
    geçmis gelecek masal bunlar hep
    eğlenmene bak ömrünü berbat etme.

    niceleri geldi, neler istediler,
    sonunda dünyayi birakip gittiler.
    sen hiç gitmeyecek gibisin degil mi?
    o gidenler de hep senin gibiydiler.

    dünyada ne var, kendine dert eyleyecek,
    bir gün gelecek ki can bedenden gidecek, zümrüt çayir üstünde, sefa sür iki gün …
    zira senin üstünde de otlar bitecek”


    “‘dünya üç beş bilgisizin elinde
    sanırlar ki tüm bilgi kendilerinde
    üzülme eşek eşeği beğenir
    bir hayır var sana kötü demelerinde’”

    “‘dünya üç beş bilgisizin elinde
    sanırlar ki tüm bilgi kendilerinde
    üzülme eşek eşeği beğenir
    bir hayır var sana kötü demelerinde’”

    “ben olmayınca bu güller , bu serviler yok.
    kızıl dudaklar , mis kokulu şaraplar yok.
    sabahlar , akşamlar , sevinçler , tasalar yok.
    ben düşündükçe var dünya , ben yok o da yok.”

    “sır saklamasını bilirsen hayyam söyler
    insanoğlu nedir ne yapar ne eder
    dert çamuruyla yuğrulup gelir dünyaya
    yer içer karın doyurur ve çeker gider”

    “elimde olsa bu dünyayı küçümserdim.
    iyisine de kötüsüne de yuh çekerdim.
    daha doğrusu bu aşağılık yere
    ne gelirdim, ne yaşardım, ne ölürdüm!”

    “her sabah yeni bir gün doğarken
    bir gün de eksilir ömrümden
    her şafak bir hırsız gibidir
    elinde bir fenerle gelen”

    “hem sana el değdirmeğe elim varmaz,
    hem sensiz aldığım nefes, nefes olmaz:
    bir garip dert bu, kimseye de açılmaz:
    bir zehir zakkum ki tadına da doyulmaz.”

    “nerdesin? sana baş kaldırmışım işte;
    karanlık içindeyim, ışığın nerde?
    cenneti ibadetle kazanacaksam
    senin ne cömertliğin kalır bu işde?”

    ”tanrım, elimden geldiğince seni algılamak istedim. senin hakkında bildiklerim, sana ula$manın tek yolu olduysa, beni affet…

    “bir sır daha var, çözdüklerimizden başka!
    bir ışık daha var, bu ışıklardan başka.
    hiçbir yaptığınla yetinme, geç öteye:
    bir şey daha var bütün yaptıklarından başka”

    yarım somunun var mı, bir de ufak evin?
    kimsenin kulu, kölesi değil misin?
    kimsenin sırtından geçindiğin de yok ya
    keyfine bak… en hoş dünyası olan sensin
    insan yemeden, içmeden edemez
    bunlar için gayret sarfetmene bir şey denemez
    ama ondan ötesi olmuş, olmamış
    onurundan fedakarlık etmeye değmez
    dedim artık bilgiden bir noksanım yok
    şu dünyanın sırrına erdim az çok
    derken aklım geldi birden başıma
    bir de baktım ömür geçmiş hiç bir şey bildiğim yok
    gençlik bir kitaptır, okuduk bitti
    canım bahar çoktan geçti – kış şimdi
    hani sevincim, o cıvıl cıvıl kuş?
    nasıl geldi, ne zaman uçtu gitti?

    “ey guzel sen ki bana derdi derman edensin
    $imdi, çekil onumden diye ferman edensin
    senin yuzun canim kiblesi olmu$ bir kez
    ne yapsin kible mi degi$tirsin bu can dersin?”
    “sevgili, seninle biz bir pergel gibiyiz
    iki basimiz var, bir tek bedenimiz
    nereye donersek donelim seninle
    nihayet basbasa verecek degil miyiz”

    “varlık yokluk derdini şu kafandan sil
    bırak densiz işleri de kendini bil
    gerin şöyle oh derin nefes al
    kaç nefes alacağın belli değil”
    “camiye gittim kimbilir niye
    ne namaz kilmaya , ne dua etmeye
    eskiden bir kilim yurutmustum
    o eskidi, gittim yenisini yurutmeye.”

    “senin yasani cignemeyen var mi ki soyle
    gunahsiz bir omrun tadi ne ki soyle
    kotuluk yapan beni kotulukle cezalandirirsan sen
    sen ile ben arasinda ne fark kalir soyle”


    “ferman sende ama guzel ya$amak bizde
    senden ayigiz bu sarhoş halimizle
    sen insan kani içersin biz uzum kani
    insaf be sultanim kotuluk hangimizde”

    “şarap içmediğin için,
    sarhoşlara sövme.
    eğer allah tövbe verirse,
    ben sadece
    şarap içmemek için tövbe ederim.
    sen;
    şarap içmemekle övünüyorsun.
    ancak;
    öyle ayıp işler ediyorsun ki,
    şarap onların yanında

    yüz kere zemzemle yıkanmıştır. “

    “bu gün,
    benim gençlik nöbetimdir,
    aşk şarabı içerim.
    zira benim mutluluğum bundandır.
    acıdır diye kötülemeyiniz,
    o, hoştur.
    onun acılığı,
    benim saflığımdandır.”

    “ey hayyam!
    işlediğin günaha
    bu kadar hüzne gerek var mı?
    gam çekmekten ne umarsın?
    günah işlemeyene
    tanrı bağışlaması olmaz.
    tanrı bağışlaması
    günah için gelmiştir.
    bir şey yok
    üzülecek, korkacak.”
#11.09.2013 11:30 0 0 0