Şeytanın Yaratılış Gayesi Ve İşi

Son güncelleme: 16.09.2013 09:51
  • şeytan neden yaratıldı - şeytanın gayesi - Allah şeytanı ne için yarattı - şeytan neden var edildi - şeytanın amacı
    Allahü Teâlâ hazretleri, şeytanı pis ile temizi, iyi ile kötüyü birbirinden ayırt etmek için yarattı.
    Allahü Teâlâ hazretleri, peygamberleri, kendilerine saidler tabi olsunlar ve iyi insanlar onları örnek alsınlar diye yarattı. Şeytanı da kendisine şakiler tabi olsunlar, kötü insanlar onun yolunda yürüsünler diye yarattı. Böylece iki kesimin arasındaki fark ortaya çıkmış olur.

    Şeytan ateşe dellâldir, dünyâ çığırtkanlığı yapar ve ateşe çağırır. Onun işi, Cehennem simsarlığıdır, insanların arasına ayrılık koymaktır. Şeytanın sermâyesi dünyâdır. Şeytan dünyâyı kâfirlere arzettiğinde kendisine: -”Bunun ücret ve karşılığı nedir?” denilir. Şeytan: -”Dünyaya sahib olmanın karşılığı, dini terketmektir,” der. Kâfirler, dinin karşılığında dünyâyı satın alırlar.

    Zâhidler, dünyâyı terkederler. Şeytanın kendilerine arzettiği dünyâdan yüz çevirirler.
    Ona rağbet edenler ise, kalblerinde ne dinin ve ne de dünyânın terkini görmezler. Yâni dini de terketmezler, dünyâyı da bırakmazlar. Onlar, şeytana:
    -”Dünyadan bize bir tadımlık ver de bakalım dünyânın tadı nasıl bir şeymiş?” derler. Şeytan, onlara: -”Bana rehin verin” der.
    Onlar da bir tadımlık dünyânın karşılığında, işitmelerini ve görmelerini verirler. Bundan dolayı, dünyâ erbabı, dünyalığın haberlerini işitmeyi ve dünyânın ziynetlerini, süslerini müşahede edip görmeyi çok severler. Çünkü hakikatte onların işitme ve görmeleri, şeytanın yanında rehindir. Şeytan onlardan rehin aldıktan sonra dünyalıktan bir tadımlık verdi.

    Bundan dolayı dünyâ ehli, zahidlerin dünyânın ayıbı hakkındaki konuşmalarını işitmezler, duymazlıktan gelirler.Onlar, dünyâyı asla çirkin görmezler, belki dünyalık, gözlerine hep güzel görünür. Dünyanın süs ve metâıni hep hoş görürler. Zîrâ: Bir şeyin sevgisi kör ve sağır eder,” denildi.

    Arif kişiye gereken, zahid olması ve dünyâdan kaçması, dünyâya rağbet etmemesidir. Dünyalıktan ancak ve ancak helâl ve temiz olanı kabul etmelidir.

    Hasan Basrî (r.h.) buyurdular: Helâl temizdir. Helal için kıyamet gününde suâl yoktur. O da, elbette elde edilmesi gerekendir. Efendimiz (s.a.v.) hazretleri buyurdular:
    -”Allahü Teâlâ hazretlerinin, Âdem oğluna hibe ettiği her şeyde sevap vardır. Adem oğlu avret yerini örtmek için bir elbise alıp giymesinde, açlığını gideren bir ekmek alıp yemesinde ve kuş yuvası kadar da olsa bir ev alıp girmesinde sevap vardır.” Efendimiz (s.a.v.) hazretlerine sordular:
    -”Yâ Râsûlellah! Tuz nasıldır?” Efendimiz (s.a.v.) hazretleri buyurdular:
    -”Tuz kendisinden hesap sorulan nimetlerdendir,” buyurdular.



    Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi, Rûhu’l-Beyan Tefsiri: 2/240-241.
#16.09.2013 09:51 0 0 0