Emperyalizim Kıskacı

Son güncelleme: 26.09.2013 17:06

  • Türkiye'de "Kürt Sorunu" diye adlandırılan ayrılıkçı Kürtçü faşizmi besleyen iki ana damar vardır. Bunlardan biri aşiret-tarikat kontrolündeki feodal yapı, diğeri ise emperyalizm kıskacıdır.
    Yüzyılın başında Anadolu'da "uydu bir Kürt devleti" kurdurmak isteyen ABD, İngiltere ve Fransa, Kurtuluş Savaşı yıllarında, Anadolu'daki Kürtlerle çok yakından ilgilenmiş, ayrılıkçı Kürtl...eri önce Türk ulusunun ölüm kalım mücadelesi olan Türk Kurtuluş Savaşı'na, sonra da çağdaş Türk ulus devletine karşı isyana teşvik etmiştir. Kurtuluş Savaşı yıllarında ve sonrasında Anadolu'da Türkiye karşıtı 30'dan fazla Kürtçü isyan çıkmıştır.[1]
    "Kürt Sorunu"nun, daha doğrusu "ayrılıkçı Kürtçü faşizmin" kaynağını doğru anlamak için, Kurtuluş Savaşı sırasında ve sonrasında Türkiye'de cirit atan ABD, İngiltere ve Fransa temsilcilerinin ve ajanlarının hazırlayıp ülkelerine gönderdikleri Kürt raporlarını iyi incelemek gerekir.
    Örneğin, ABD'nin Türkiye'deki Yüksek Komiseri Tuğamiral Mark L. Bristol, 20 Şubat 1922'de İstanbul'dan Washington'a gönderdiği bir "Kürt raporunda" şu bilgilere yer vermiştir:
    "Sayın Dışişleri Bakanı Efendim!
    Başkanlığın bilgisi için askeri ateşe tarafından Kürdistan'daki durumla ilgili hazırlanan raporu sunuyorum. Daha önceki yazılarımda belirttiğim gibi Kürt sorunu dikkati çekecek değerdedir. Normal koşullarda bile Kürtler daima komşuları için sorun olmuşlardır. Şimdi, Kürdistan'ın ünlü petrol yatakları nedeniyle yabancı entrikalar kuşkusuz başladığı için ciddi sonuçlar çıkabilir. İngilizler herhalde Kürdistan'ı denetim altına almak için Kürtleri Türklere karşı kullanmak isteyeceklerdir. Türkler de Kuzey Mezopotamya'yı (Kuzey Irak'ı) ele geçirmek için aynı şeyi yapacaktır. Kürdistan'ı özel etki bölgesi sayan Fransızlar da Türk İngiliz sürtüşmesinden çıkar sağlamakta bir an duraksamayacaklardır."
    Bristol raporuna, Fransız Askeri İstihbaratı'nın Kürtler hakkında hazırladığı bir rapordan alıntılar yaparak, şöyle devam etmiştir:
    "Rapor'da Kürdistan ayaklanmasına, bütün Yakındoğu sorununun bir parçası ve İngilizlerin, dünyanın bu bölgesindeki amaçları ve istekleri açısından bakmak gerektiğini belirtmektedir. Sonra Büyük Britanya'nın en büyük sorununun Hindistan'ı güven altına almak olduğu, İngilizlerin planlarına bu bakımlardan yaklaşmak gerektiği ileri sürülmektedir. Bunlardan biri İran üzerinden Bolşevik tehdidi, öte yanda Mezopotamya, İran ve Gülucistan üzerinde Milliyetçi-Türk Pan İslam tehdididir. Bu son tehdidi önlemek için İngilizler, Filistin ve Irak dahil Akdeniz'den Basra Körfezi'ne uzanan kendi etkilerinde bir dizi devlet kurmak görüşündedir. Kral Hüseyin ailesini kullanarak güçlü bir Arap imparatorluğu kurmak ve Türklerin yoluna set çekmek istemiş, ancak Hicazlı aileyle işler yolunda gitmemiştir. Büyük çapta bir Arap ordusu düzenlemek oldukça güç bir iştir. Ayrıca daha kötüsü Halifelik İstanbul'da bulunmaktadır. Dolayısıyla Büyük Britanya'nın Kürdistan'daki rahatsız durumdan yararlanıp Mustafa Kemal'in sırtında bir tehdit olacak bir biçimde bunu geliştirmeye çabalamasına, aynı zamanda Milliyetçi Türkiye ile Mezopotamya arasında bir perde kurmasına şaşmamak gerekir.
    Bundan sonra Kürt tarihi ile ilgili bilgiler verilmiştir. Bu arada Kürdistan'ın tamamen coğrafi bir deyim olduğu, hiçbir zaman siyasal bir birlik haline gelmediği belirtilmiştir. Kürtler, Türkiye ve İran da dağınık durumdadırlar.İran'da, Kürdistan'da, sonra Azerbaycan ve Ardilan'da başka etnik gruplara karışık olarak bulunmaktadırlar. Türkiye'de ise altı doğu vilayetinde; Trabzon, Erzurum, Van, Bitlis, Harput ve Diyarbakır'da, ayrıca Sivas ve Musul vilayetlerinde bulunmaktadırlar. Ermeno-Kürdistan'da ve Sivas'ta Ermeni ve Türk halkı ile birlikte yaşamaktadırlar. Diyarbakır ve Musul'da 'Milli' denilen Araplarla iç iç içedirler. Türkiye'deki Kürtlerin sayısı aşağı yukarı 1.200.000'dir. Dünya Savaşı sırasında başlıca Kürt ailelerinden Bedirhan ailesinin başı Abdürrezzak Bedirhan, kendini Kürdistan Prensi tanıması koşuluyla Rusya'ya hizmetini ve 25.000 süvari vermeyi önermiştir. Çar'ın egemenliğini kabul etmeye hazır olduğunu bildirmiştir. Rusya, bu öneriyi çok tehlikeli olacağı gerekçesiyle reddetmiştir. Ara yerde İstanbul Hükümeti, Kürtleri ayaklandırmaya çalıştığı için Bedirhan'ı ölüme mahkum etmiş, Bedirhan ise çabalarını sürdürmüş ve bu defa İngilizlere dönmüştür, ancak birden bire ölmüştür. Ölümünün Türk ajanlarının verdiği zehirden ileri geldiği öne sürülmüştür. Versailles Antlaşması'ndan önceki yıllarda Paris'te yaşamakta olan zengin ve etkili bir Kürt, Şerif Paşa, bu anlaşmaya bir Kürt devleti kurulmasını sokuşturmayı neredeyse başarmış, ancak Londra Konferansı bunu engellemiştir. Türkler, Şerif Paşa'nın eylemlerinden başka, Kürt devleti akımının arkasında kimsenin bulunmadığını iddia etmektedirler, ancak gerçek şudur ki, Kürt halkı kendisinden devamlı adam ve para istenmesinden bıkmıştır. İngilizler, onların bu hoşnutsuzluğundan yararlanarak karışıklık yaratmak, bir isyan çıkarmak üzere ajanlar göndermiştir. Bu ajanlar arasında Kürt Mustafa Paşa, Mulan Zade ve Hamit Paşa vardır. Geçen ilkbahar da Ankara Hükümeti'nin Kürtlerden istekleri o kadar dayanılmaz bir düzeye gelmiştir ki, en sonunda ayaklanmışlardır. Başlangıçta bu ayaklanma hiçbir güçlük çıkmadan bir Türk taburuyla bastırılmıştır. Haziran'daki başka bir ayaklanma daha ciddi olmuş ve bununla başa çıkmak için bir tümen kadar kuvvet gerekmiştir. Kazım Karabekir Paşa, bütün yaz boyunca Kürtlerin eylemlerine katılanların sayısının, bütün önlemlere rağmen artması karşısında kuşku içinde kalmıştır. () Kasım ayında Mardin'in Kürtler tarafından alındığı haber verilmiştir."

    "Kürt akımı çok ciddiye alınmamalıdır. Kürtler bir lider bulamamışlardır. Onları düzene koyacak güçte kimse yoktur. Şerif Paşa, ülkesinden yetki alamamıştır. İstanbul'daki iki Kürt derneği ise oturup uzun uzun tartışmakta, ancak ortaya bir lider çıkaramamaktadır. Halen Süleymaniye'de bulunan Kürt Kongresi, bir başkan seçmek ve bir program üzerinde birleşmek için çağrıda bulunmuş, ancak Kürt aşiret reislerinin üçte ikisi bu çağrıya katılmamışlardır. Askeri ve siyasi liderlikten yoksundurlar. Yunanlılar önemli bir zafer kazanırlarsa Kürt isyanı Türkiye'nin arkasını ciddi bir biçimde tehdit edebilir. Ancak Batı'daki savaş Türklerin lehine gelişirse, Türkler ellerindeki yarım düzine yetenekli liderden biriyle Kürt sorunlarına son verebilir. İngilizler kuşkusuz bu durumu bilmektedirler. Gen de Kürt durumuyla meşgul olduğu sürece Mustafa Kemal'in Musul'a el koyamayacağını düşünmektedirler. Dolayısıyla Kürt akımına yardımcı olmaktadırlar. Bay Churchill, Avam Kamarası'ndan İngiliz Yüksek Komiserliği'nin yönetiminde olursa Kürtlerin Mezopotamya (Irak) ile birlikte idare edilmeye razı olduklarının araştırmalar sonunda öğrenildiğini söylemiştir. Gerçekte ise bu araştırmalar, İngilizlerin İstanbul'daki iki Kürt derneğini 'Teali' ile 'Teşkilat' Musul ve Mardin bölgesindeki bazı küçük Kürt reislerini satın almaları biçiminde sınırlı olmuştur. ()"
    "Alınan istihbarata göre İngilizler, Hicazlı Kral Hüseyin'in üçüncü oğlu Emir Zeid'i kral yapmak istemektedir. Ancak kendinden çıkacak bir lideri bulamayan Kürdistan'ın bir yabancı prensi kabul etmesi düşünülemez.
    Fransız-Türk anlaşmasına karşı yürüttükleri kampanya ve Kürt ayaklanmasına verdikleri itici güç konusunda İngilizlerin eylemlerini yakından izlemek gerekir. İngiliz iddiasına göre, gizli bir anlaşma ile Türkler geri aldıktan sonra Musul'daki petrol yataklarının işletilmesini Fransızlara söz vermişlerdir. Böyle bir anlaşmanın varlığı konusunda ellerinde kanıt yoktur. Şimdi aynı zamanda bizim Türklere yaptığımızı (yanlış olduğuna eminim)Kürtlere yapmaya çalışmaktadırlar. Kürtleri, Mardin ve öteki bölgeleri ele geçirmeye, yani Türklerin bize verdikleri bölgeleri ele geçirmeye itiyorlar. Bu durumda İngilizler, Fransız çıkraları aleyhinde çalışmıyorlar mı?"[2]
    İşte, Atatürk'ün ifadesiyle, "Bizi mahvetmek isteyen emperyalizmin" kirli yüzü ve kirli oyunları
    İşte emperyalizmin Türkiye'yi bölüp parçalamak için kullandığı Kürt kartı!
    Amiral Bristol'un Washington'a gönderdiği bu rapor, emperyalizm için "Kürt", "Türk" veya başka bir milletin değil, "ulusal çıkarların" esas olduğunu, emperyalizmin "kendi ulusal çıkarları için" gözünü kırpmadan, büyük bir soğukkanlılıkla "halkları" kullanabileceğini gözler önüne sermektedir.
    Bu rapor, Kurtuluş Savaşı sırasındaki "Kürt isyanlarının" ve "ayrılıkçı" Kürt hareketlerinin arkasında "emperyalist güçlerin" olduğunu; İngilizlerin ve Fransızların Kürtler üzerindeki "kirli oyunlarını" ve "entrikalarını", ABD'nin çok yakından takip ettiğini şüpheye yer bırakmayacak biçimde kanıtlamaktadır.
    Özetlemek gerekirse:
    1. ABD temsilcisine göre Kürtler, komşuları için bile daima sorun olmuşlardır.
    2. Kürtler üzerindeki yabancı entrikaların temel nedeni bölgedeki petrol yataklarıdır.
    3. İngilizler, Kürt bölgelerini (Kürdistan'ı) denetim altına almak için Kürtleri Türklere karşı kullanmaktadırlar.
    4. Fransa da Kürt bölgelerini (Kürdistan'ı) özel etki bölgesi saymakta ve çıkarları doğrultusunda çalışmaktadır.
    5. İngiltere, Hindistan sömürgelerini korumak için Ortadoğu'da kendi etkisinde bir dizi devlet kurmak istemektedir. Bu devletlerden biri de Kürdistan'dır.
    6. İngiltere, Kürt bölgelerindeki rahatsızlıktan yararlanıp Atatürk'ü, tehdit edecek bir biçimde Kürt sorununu geliştirip milliyetçi Türkiye ile Mezopotamya (Irak)arasında bir tampon oluşturmaya çalışmaktadır.
    7. Kürdistan adı tarih boyunca hep "coğrafi bir bölge" adı olarak kullanılmış, hiçbir zaman "siyasal birlik" anlamında kullanılmamıştır.
    8. ABD temsilcisi, Ermeno-Kürdistan kavramından söz ederek, emperyalistlerin bölgede bir Ermeni-Kürt Federasyonu kurmak istediklerini ima etmektedir
    9. Bazı Kürt liderleri ve Kürt aşiretleri I. Dünya Savaşı'ndan beri ayrılıkçı faaliyetler içine girmişlerdir.
    10. İngiltere, Kürtlerin içinde bulundukları durumdan yararlanarak onları Türklere karşı kışkırtmak için ajanlar göndermiştir.
    11. Kürtler, Ankara'daki Milli Hükümet'e karşı ayaklanmışlardır.
    12. Kürtlerin başında iyi bir lider olmadığı sürece Kürt hareketini fazla ciddiye almamak gerekir.
    13. Yunanlılar, önemli bir zafer kazanırsa Kürt isyanları Türkiye'yi tehdit edecek boyuta ulaşabilir, Ancak, savaşı Türkler kazanırsa Türkler "Kürt sorununu" çözebilir.
    14. İngiltere, Atatürk, Kürt sorunuyla meşgul edildiği sürece, Türkiye'nin Musul'a el koyamayacağını düşündüklerinden bölgedeki Kürtleri Atatürk'e ve Ankara Hükümeti'ne karşı kışkırtmaktadırlar.
    15. İstanbul'da iki Kürt cemiyeti vardır. Bu cemiyetler Kürtleri Türkiye'den koparıp İngiliz mandası altına almaya çalışmaktadırlar
    16. İngiltere'nin ve Fransa'nın Kürt bölgelerindeki çıkarları çatıştığı için İngiltere ve Fransa arasında gizli bir mücadele yaşanmaktadır.
    1922-2011; aradan geçen 89 yıla rağmen, ABD'nin ve Avrupa'nın Kürt politikası bugün ne kadar değişmiştir?
    Görüldüğü gibi Kürt Sorunu'nun kaynağı Kemalizm değil, emperyalizmdir.
    Sinan Meydan.
#25.09.2013 10:45 0 0 0
  • teşekkürler.. emeklerine sağlık...
#25.09.2013 13:23 0 0 0
  • Ülkemiz üzerinde oynana büyük oyunları.
    Türk milleti bu oyunu bozacaktır.

    Beğenin için teşekkürler ELİF.
#25.09.2013 13:31 0 0 0
  • @Deniz.40 adlı üyeden alıntı:
    Ülkemiz üzerinde oynana büyük oyunları.
    Türk milleti bu oyunu bozacaktır.

    Beğenin için teşekkürler ELİF.
    Orijinali Göster...


    Kim bozacak bu oyunu?..Türk Milletinden kastın kimlerdir?
    DHKP_C ve İşçi Partililer mi?
    Onlar bu oyunun gönüllü figüranlarıdır ..Oyun bozulsun istemezler.

    "Kürt Sorunu"nun, daha doğrusu "ayrılıkçı Kürtçü faşizmin" kaynağını doğru anlamak için, Kurtuluş Savaşı sırasında ve sonrasında Türkiye'de cirit atan ABD, İngiltere ve Fransa temsilcilerinin ve ajanlarının hazırlayıp ülkelerine gönderdikleri Kürt raporlarını iyi incelemek gerekir.
    Örneğin, ABD'nin Türkiye'deki Yüksek Komiseri Tuğamiral Mark L. Bristol, 20 Şubat 1922'de İstanbul'dan Washington'a gönderdiği bir "Kürt raporunda" şu bilgilere yer vermiştir:

    Bu son tehdidi önlemek için İngilizler, Filistin ve Irak dahil Akdeniz'den Basra Körfezi'ne uzanan kendi etkilerinde bir dizi devlet kurmak görüşündedir. Kral Hüseyin ailesini kullanarak güçlü bir Arap imparatorluğu kurmak ve Türklerin yoluna set çekmek istemiş, ancak Hicazlı aileyle işler yolunda gitmemiştir. Büyük çapta bir Arap ordusu düzenlemek oldukça güç bir iştir. Ayrıca daha kötüsü Halifelik İstanbul'da bulunmaktadır.

    Ayrıca daha kötüsü Halifelik İstanbul'da bulunmaktadır.
    Evet.Bu gerçekten büyük bir sorundur..Acilen halifeliğin kaldırılması gerekmektedir..Emperyalizm İslam coğrafyasında ki emellerini gerçekleştirmesi için bu şarttır..

    Lozan Barış antlaşması için İsmet Paşanın yanında "DANIŞMAN" olarak Yahudi Hahambaşısı Haim Nahum Efendinin bulunmasıda , O dönemde Türk Hükümetinin nekadar Milliyetçi(!) ve Antiemperyalist(!)bir duruşu olduğunuda gözler önüne seriyor zaten..


    İşte, Atatürk'ün ifadesiyle, "Bizi mahvetmek isteyen emperyalizmin" kirli yüzü ve kirli oyunları

    evet..kirli oyunlar bunlar..
#25.09.2013 15:26 0 0 0
  • Artık uyanın..gerçekleri görün..
#25.09.2013 15:30 0 0 0
  • Arkadaşım paylaştıklarını önce oku diye uyarmıştım seni..

    sen ne halifelikten söz ediyorsun..rüyamı görüyorsun..
    Halifelikten bahseden benmiyim bi bak bakim paylaştığın yazıya...;)
#25.09.2013 15:33 0 0 0
  • Sen halifeliği rüyanda mı istanbulda gördün..artık uyanın..gerçekleri görün..
    ne çabuk değiştirdin :)))
    uyandın hemen rüyadan:))


    haydaaa
    şimdide bumu Artık uyanın..gerçekleri görün..
#25.09.2013 15:38 0 0 0
  • kusura bakma ama sen her halde bu ülkede yaşamıyorsun.olup bitenleri hiç görmüyorsun bak arkadaşım dogru pencereden bak taraf olma gerçekleri gör.
    -sen nereden katılıyorsun..
#25.09.2013 15:42 0 0 0
  • @Deniz.40 adlı üyeden alıntı:
    kusura bakma ama sen her halde bu ülkede yaşamıyorsun.olup bitenleri hiç görmüyorsun bak arkadaşım dogru pencereden bak taraf olma gerçekleri gör.
    -sen nereden katılıyorsun..
    Orijinali Göster...

    Evet olup bitenleri görmüyorum..
    Bu memlekette olup bitenleri birtek Sen ve Senin gibiler görüyorsunuz...

    Hem o kadar iyi görüyorsunuz ki;DHKP_C ve İşçi Partisinin PKK desteği ile gerçekleştirdiği "gezi" provokasyonlarını burada "Halkın Direnişi" şeklinde haftalarca sürdürdün...

    Türk Milleti Sizin oyununuzu bozdu!
    Ve bunu hazmedemiyorsun..Bütün mesele bu..
#25.09.2013 15:51 0 0 0
  • Bizim örgütlerle hiç işimiz olmaz...
    Bizim sevdamız türk halkı dır..
#25.09.2013 15:55 0 0 0
  • @Deniz.40 adlı üyeden alıntı:
    Bizim örgütlerle hiç işimiz olmaz...
    Bizim sevdamız türk halkı dır..

    Orijinali Göster...
    Bizim örgütlerle hiç işimiz olmaz...
    Bizim sevdamız türk halkı dır..


    o halde Körün Önde Gidenisin...
    Eğer Örgütlerle işin olmazsa DHPK_C nin ve Pkk nin Tertiplediği "GEZİ" olaylarına bu desteğinin sebebi neydi?
    "Hükümetten şikayetçiyiz efendim..o yüzden"

    Ulan gidersin seçimde söyleyeceğini söylersin..Alırsın hem Oyunun Hemde BOYUNUN ÖLÇÜSÜNÜ ,oturursun Memleketi savaş alanına çevirmekte ne demek oluyor..Örgütle işi olmazmış..

    Eğer, Millet sizin söylediklerinize değer verirse kazanırsın seçimleri..
    Eğer, Millet sizin YAKIP YIKTIKLARINIZI unutursa kazanırsın seçimleri..
#25.09.2013 16:04 0 0 0
  • @Deniz.40 adlı üyeden alıntı:
    kusura bakma ama sen her halde bu ülkede yaşamıyorsun.olup bitenleri hiç görmüyorsun bak arkadaşım dogru pencereden bak taraf olma gerçekleri gör.
    -sen nereden katılıyorsun..
    Orijinali Göster...


    deniz.40 kardeş gamlı dostum kesinlikle bu ülkede ama bazen seni okurken bu plannetten olduğuna inanmakta zorlanıyorum...yazdığınla savunduğunla ters düşebiliyorsun farkında olmadan...bence kurtul şu işgal paranoyasından dünyada 100 küsür vilayet ve ilçe kurtuluşu kutlayan tek ülkeyiz..bu 1930 model siyah beyaz ulusalcılık damarından sıkılmadınmı...?...taraf olmadan kastın nedir yada hangi taraf...?...doğru pencere hangisi anlayamadım yazma inceliğini gösterirsen sevinirim...
#25.09.2013 16:13 0 0 0
  • @horrabin adlı üyeden alıntı:
    [alinti=#5059422]Deniz.40[/alinti]

    deniz.40 kardeş gamlı dostum kesinlikle bu ülkede ama bazen seni okurken bu plannetten olduğuna inanmakta zorlanıyorum...yazdığınla savunduğunla ters düşebiliyorsun farkında olmadan...bence kurtul şu işgal paranoyasından dünyada 100 küsür vilayet ve ilçe kurtuluşu kutlayan tek ülkeyiz..bu 1930 model siyah beyaz ulusalcılık damarından sıkılmadınmı...?...taraf olmadan kastın nedir yada hangi taraf...?...doğru pencere hangisi anlayamadım yazma inceliğini gösterirsen sevinirim...
    Orijinali Göster...
    deniz.40 kardeş gamlı dostum kesinlikle bu ülkede ama bazen seni okurken bu plannetten olduğuna inanmakta zorlanıyorum...yazdığınla savunduğunla ters düşebiliyorsun farkında olmadan...bence kurtul şu işgal paranoyasından dünyada 100 küsür vilayet ve ilçe kurtuluşu kutlayan tek ülkeyiz..bu 1930 model siyah beyaz ulusalcılık damarından sıkılmadınmı...?...taraf olmadan kastın nedir yada hangi taraf...?...doğru pencere hangisi anlayamadım yazma inceliğini gösterirsen sevinirim...

    Yine açıklamışsın durumu Kardeş,sağolasın..
    Evet..İstanbul da yaşıyorum...Gözden kaçıyor yada gerek olmuyor ;Bazen yazılanların hepsine ayrı ayrı cevap veremiyorum..

    Bu arkadaş ;dikkat ediyorum genelde böyle davranıyor..
    Açıyor bir konu..Aksi yönde ,eleştirel bir cevap gelince de _"siz gerçekleri göremiyorsunuz"."_Ben Türk halkı adına yazıyorum""_Ben doğruları yazıyorum" türünden cevaplar verip gidiyor..Başkada birşey demiyor..Diyemiyor

    "Gezi "provokasyonunda umduklarını bulamadılar..Utanmadan hâlâ "Bizim sevdamız türk halkı dır.." diyor..
    Sesi Soluğu Milletin otobüslerini araçlarını yakan Köpeklerle birlikte çıkıyordu birkaç hafta önce...
#25.09.2013 18:39 0 0 0
  • uyanıcak elbet...vatanseverliğinden şüphem yok arkadaşın ama beslendiği damar yanlış...bu yüzden yeterli argüman bulamıyor sunabilecek...daha doğrusu bir tezleri yokki işgal edildik battık ülke elden gidiyordan başka...yeni moda çukulata ambalajında eleştiri...bu kalemşörlerin yazılarındaki fiillere bakınca hepsi olumsuz...ama yazının tamamında bir olumsuzluk yok gibi buda yeni probaganda metodu...biyere gittiği yok ülkenin gayet güçlü bir şekilde yerinde duruyor...yeni türkiye vizyonu onlara Atatürkçülük ve kemalizm adı altında aşılanan düşünceyle taban tabana ters...ama baktıkları zaman karşı tarafa hep bir korku filmi görüyorlar...kafalarındaki o süper milli merkez medya tarafından üflenen mahvolduk sendromundan bir kurtulsalar...
#26.09.2013 17:06 0 0 0