Gençlik, insan ömrünün en verimli çağıdır, insan bu zaman dilimi içerisinde kendisine verilen kapasiteyi en üst seviyede hayatın her alanında kullanma arzusu vardır ve bunu ömrün kalan kısmını düşünmeden tüketme derdine düşer.
İnsan bu dönemde, duygu, düşünce ve kapasitesini kullanarak ya cennete ehil bir hale gelir ya da Allah korusun cehennem ehline dönüverir. Bu nedenle insan bu devirde zirveyi tutan kötü arzularını dizginlemek, doğru yöne kanalize etmek ve doğru yolu bulmak durumundadır. Elbette bu insan nefsine son derece zor gelen bir durumdur. Dünya ve içindekiler tüm cazibesi ile insanı kendine doğru dörtnala çağırırken, tam tersi istikamete gidebilmek gerçekten zordur. Ama çocukluğundan itibaren, istikametini belirlemiş, nefsini hayra yöneltmiş ve yönünü bulmuş gençlik ömrünün kalan kısmını da bakileştirme şansını yakalar.
Efendiler efendisi (sav) gençliğin ve gençlerin kıymeti adına son derece önemli tespitler yapmış ve peygamberlik vazifesini üzerine aldığı andan itibaren, gençlerin yanında olmuştur. Sadece efendimizde değil daha öncesinde, Hz. İbrahim’in puta tapan kavmine karşı verdiği mücadele, Hz. Yusuf’un, Hz. Musa’nın, Hz. Yahya’nın tüm cazibesine rağmen dünyaya ve nefsin azgınlıklarına dur demeleri bizim için önemli örneklerdir.
KURAN’DA GENÇLİĞİN İZLERİ
Kur’an’ı Kerim bu hususları “hisse alalım” diye kıssa etmiştir Şimdi Kur’an’dan bu hususlarla ilgili bir kısım ayetlere bakmakta fayda var;
“Onun bulunduğu evdeki kadın, (Züheyla) nefsinden murad almak istedi Kapıları sımsıkı kapadı ve “(ben) sana söylüyorum, çabuk yanıma gel” dedi O (Yusuf) ise, Allah’a sığınırım, doğrusu o (senin zevcin) benim efendimdir O bana güzel mevki vermiştir (Buna karşılık ona hıyanet edemem) Gerçekten (zina ile nefislerine) zulmedenler asla felâh bulamaz” dedi
“… (Yusuf onu iteklemeye ve kendinden uzaklaştırmaya başladı) işte biz fuhşu ve fenalığı ondan giderelim diye böyle (burhan gösterdik) Çünkü O, (bizim taatimiz için) halis (ve muhlis) kılınmış kullarımızdandır (Yusuf Suresi 23–24)
“Hani o zaman o delikanlılar bir mağaraya sığınmış(lar)dı da; “Ey Rabbimiz, bize tarafından bir rahmet (rızık, mağfiret, düşmanlarımızdan kurtuluş) ve işimizde bir muvaffakiyet ver” demişlerdi Bunun üzerine biz de nice yıllar mağarada kulaklarına (perde) vurduk (Yıllarca sakin sakin uyuttuk) (Kehf Suresi 10–11)
Sonra, andolsun (dünyada iken kendileriyle böbürlendiğiniz gençlik dâhil, her türlü) nimetlerden o günde elbette (hesaba çekilip) sorulacaksınız (Tekasür, 8)
HADİSLERDE GENÇLİĞİN İZLERİ
İbni Abbas (ra) Peygamberimiz (sav)’in şöyle buyurduğunu rivayet ediyor “Beş şey gelmeden evvel beş şeyi fırsat bil Ölüm gelmeden önce hayatının, hastalık gelmeden önce sağlığının, meşguliyet gelmeden önce boş vaktinin, ihtiyarlık gelmeden önce gençliğinin, fakirlik gelmeden önce zenginliğinin”
Ukbe ibn Âmir (ra) rivayet ediyor: “Allah(cc) kötülüğe iltifat etmeyen genci emsallerine üstün tutar” (Müsned)
Talha ibn Ubeydullah (ra) rivayet ediyor: Resulullah (sav) buyurdular ki; “Allah ibadete düşkün gençle, meleklere karşı iftihar ederek şöyle buyurur” “Kuluma bakın, benim rızam için nefsani isteklerini terk etmiştir” (Müsnedül Firdevs, Deylemi)
İbni Ömer (ra)’den “Allah (cc) gençliğini Allah’a itaat yolunda geçiren genci sever” (Ebu Nuaym- Hilye)
İbn Mesud (ra)’dan rivayetle: “Gençlerinizin en hayırlısı, ihtiyarlar gibi ölümü düşünen, gençlik hevesatına mağlup olmayıp, gaflette boğulmayandır İhtiyarlarınızın en kötüsü ise gaflet ve nefsin isteklerine uymada gençlere benzemek isteyen, çocukçasına nefsin isteklerine uyandır (Taberâni, Kebir)
Enes (ra)’den rivayetle: “Cennet ehlinin gençleri, şu beş kişidir Hasan, Hüseyin, İbn Ömer, Sad İbn Muaz, Ubeyd ibn Ka’b” (Deylemi, age)
Enes (ra) rivayet ediyor: Küçüklüğünden beri Allah’a, çokça kulluk eden gencin, yaşı ilerledikten sonra çokça kulluk etmeye başlayan ihtiyara üstünlüğü, peygamberlerin diğer insanlara olan üstünlüğü gibidir”(Deylemi-Müsnedü’l Firdevs)
Enes (ra)’dan : “Allahu teala tevbekar genci sever” (Ebu’ş-Şeyhiden)
EN ÖNEMLİ SORU;
GENÇLİĞİNİ NEREDEN TÜKETTİN
Sokakta günahın, lağım gibi aktığı, dünyanın tüm cazibesi ile gençliği kendine çağırdığı, kadının gençliği yoldan çıkarmak için her türlü baştan çıkarıcı tavrı sergilediği günümüzde gerçektende insanın kendini koruması, muhafaza etmesi, günaha girmemesi ve yaratıcının rızasını kazanmak için her türlü cazip işten vazgeçmesi son derece müşküldür.
Ama kanaatimce, insana sorulabilecek en ağır soruların başında, “Gençliğini nereden tükettin” gelmektedir. Bu sorunun ağırlığını her zaman hisseden ve aklından çıkarmayan bir gençliğin en önemli dayanak noktası burası olacaktır. Gençliğin imtihanını zorlaştıran, içinden çıkılmaz hale getiren en büyük etken, gencin tamamen nefsi ile baş başa kalması ve her yönden saldıran düşmanlarla boğuşmak zorunda kalmasıdır. Bu konuda İmam-ı Gazali Hazretleri: “Aklı dinlemeyen, en çok ona isyan eden şehvettir. İnsanların, başkalarının ayıplamaları gibi sebeplerle bu şehvetten kaçınmaları faydalı ise de, büyük sevap alamazlar. Fakat günah işlemek için bütün imkanlara sahipken, ortada hiçbir korku yok iken, sırf Allah rızası için, Allah’tan korktuğu için şehvetine esir olmazsa, ona mani olursa, en büyük fazilete kavuşur. Bu derece sıddıklar, şehidler makamıdır.” Diyerek mücadelenin zorluğunu ortaya koyar.
GENÇLİK NEDİR?
Nasıl bir olgudur ki gençlik, çocuklar ona ulaşmaya çalışırken, ihtiyarlar eyvahlar içinde elimden gitti diye yanmaktadır. Gençlik öyle bir şeydir ki insanın belinin dimdik olduğu, taşı sıksa suyunu çıkartacak bir gücünün kaynağıdır. Her işte en önde olmanın yaptığı her iyiliğe ihtiyarlara nazaran kat be kat sevabın yazıldığı dönemin adıdır. Ashab-ı Kehf gibi zalimlere hakkı haykırmanın, Yusuf gibi iffet uğruna zindanı boylamanın, Ammar gibi La İlahe İllallah, Bilal gibi Ehad diyerek işkencelere göğüs germenin adıdır gençlik. Onun için kıymetlidir ve kaybedeni bedenen, aklen ve fikren perişan eder…
Gençlik adına son sözü başka bir üstada söyletip noktayı koyalım;
“Genç adam! Bundan böyle senden beklediğim şudur: Tabutumu öz ellerinle musalla taşına koyarken, Anadolu kıtası büyüklüğündeki dâva taşını da gediğine koymayı unutma ve bunu tek vasiyetim bil!
Allahın selâmı üzerine olsun…
Surda bir gedik açtık; mukaddes mi mukaddes!
Ey deli rüzgâr, artık ne yandan esersen es!..