Mardin Adı

Son güncelleme:
  • mardin adının hikayesi - mardin adı nereden geliyor - mardin adının tarihi - mardin adı hakkında
    “Mardin” isminin ortaya çıkışıyla ilgili çok şey anlatır. Bunların pek çoğu bilimsel tespitlere dayanmasa da halk ağzında ve birçok metinde farklı hikayelerle karşımıza çıkar. Bunlardan bazıları şu şekildedir;

    “…İslam’ın ilk dönemlerinden günümüze kadar pek çok tarih ve coğrafya kaynaklarında ve sözlüklerde Maridin olarak tespit edilmiş – “Maridin” kelimesi “Marid” kelimesinin çoğuludur diye kitaplara geçmiş. Marid ise, edip karşı gelen, çetin manalarına gelir; aynı zamanda Süryani dilinde de “Kale” manasında kullanılmaktadır. Yakut’un iddiasına göre Mardin adını almasının hikayesi şöyle: Bu kaleyi inşa eden zat, çok uğraşmasına rağmen ele geçirmek istediği iki kaleyi ele geçiremeyince şair Zübba: “Marid çetin çıktı, Ablak da izzetli…” demişti. Bu söz, kralın çok hoşuna gitmiş ve çetinlik, yücelik ve güç ifade eden bu Marid kelimesini, inşa ettiği bütün kale ve korunaklara vererek “bir tane değil, benim birçok çetin ve alınamaz kalelerim var” manasında buraya Maridin demişti. İşte bu nedenle o tarihte eski şehri oluşturan ve çevresinde bulunan iç içe kale ve korunakların hepsine ayrıca bu isim de kullanılıyordu. Nitekim o zaman Aramice deniyordu, yani kaleler… Araplar da bu isme işaret olarak o kelimeyi Maridun ve Maridin şeklinde kullandılar. Aramice Arapça’da kullanılan bu iki kelime, çok eski zamanlara dayanan ve İslam’dan çok önce de birbirine yakın lehçelerde kullanılmış. Mesela Augost Dergisinde “Miridé”, Ortlios elyazmasında “Maride” ve Ptolomée’de “Mardé” şeklinde kullanılmıştır. (Mardin Tarihi, Dr. Hasan Kamil Şümeysani, sy. 19-20)

    “A. Dupre ve J. Von Hammer, Mardin’e MARDE denildiğini, bu Marde adını eski Yunan coğrafyacılarının da kullandıklarını belirterek, bu kelimenin orijinin “SAVAŞÇI BİR KAVİM OLAN MARDE”lerle ilgili olduğunu, Hammer’e göse ise, MARDE’lerin İran hükümdarlarından Arşedir (226-241) tarafından buraya yerleştirildiklerini anlatır.

    Din, adındaki bir İranlı zahidin, Mardin’in bulunduğu dağın tepesine yerleştiği orada ibadetle vakit geçirdiği, zamanla şöhretinin Horasan’a ve Doğu’nun diğer ülkelerine yayıldığını, bir gün, Heraklius tarafından gönderilen bir kumandanın, buraya gelerek zahidle, önce dostluk kurup, sonra da, onu öldürdüğünü, buraya bir kale inşa ettirdiğini, daha sonra kızının da bunun karşısına bir kale yaptırdığını “DİN” öldü manasına gelen Arapça “METE-DİN”den de, Mardin kelimesin türetildiğini ve bunun bir halk rivayeti olduğunu belirtir.

    Onun, Mardin’in kuruluşuna dair naklettiği uzun rivayetin enteresan bir tarafı da, Mardin ve Kal’ıt Mara kalelerinin birlikte kurulduğu keyfiyetidir.

    Süryani kaynaklarına dayanarak vücuda getirilen diğer bir makalede, İran’lı Şehzade yerine İ. S. 309’da Mardin’e Şah Buhari adındaki bir İranlı Kumandan gelir. Oniki sene kadar oturur, bu mahallin imari ile uğraşır. Onun bu çalışması uzun yıllar devam eder, sonra halk bir veba salgını neticesinde tamamen ölür. Süryani kaynaklarından faydalanıldığı belirtilen makalede, İranlı Zahid ve Romalı Kumandan hikayesi bu olaydan yüzyıl sonra cereyan etmiş gibi gösterilmiştir.

    Romalı kumandan burada bir büyük kale yaptırmıştır, denilmektedir. Her iki rivayet incelendiğinde, bunlardan Mardin’in Romalılardan önce, İranlılar tarafından iskan edilmiş olduğu ifadesi ortaya çıkar. Şah Buhari denilen zat, Meşhur Sasani Hükümdarı 2. Şapur (309-379) olmalıdır. Şapur kelimesi orta Farsça’da ŞAHPUR’dan gelmekte olup “Şehzade” anlamını taşır. Romalılara karşı giriştiği uzun savaşlar esnasında 2. ŞAPUR, Nusaybin’ ve İmparator 2. Costantinus (337-34) tarafından tahkim ettirilen Amid (Diyarbakır)’i zaptetmiş, bütün yukarı Mezopotamya’nın doğu, yarısını eline geçirmiştir. Bu arada Mardin’i de ele geçirmesi tabiidir.

    Diğer taraftan VI. Yy. ortalarında Mardin’in Romalı bir kumandan tarafından tahkim ettirilip burada bir de kale yaptırması, Justinianus (527-565) zamanında bu havalide girişilen faaliyetlerle ilgili olsa gerektir.

    Yine Süryaniler, Mardin’in halk arasındaki telaffuzunun Merdin olduğunu, bunun da Süryani dilinde KALE anlamına gelen MARDO’nun çoğulu olduğunu bildirerek bu havalide bulunan dört meşhur kaleyi sayarlar. Bunlardan ilk ikisi “MARDİN” ve “KAL’IT-MARA” kaleleri, diğer ikisi de Mardin’in bir saat kadar güneydoğusundaki DEYR-İLZA’FARAN manastırının gerisindeki sırtlarda bulunan iki kaledir. Kanaatimizce bu, MARDİN kelimesi ile ilgili izah tarzlarının en mantıklısı olmalıdır.”

    Alıntı
0 0 0