Sen ey hacı! Nereye gittin, nereden geliyorsun? Kimi görmeye gittin? Ne yapmaya gittin? Ne için gittin? Ne, niçin ve nasıl ey hacı? Bu üç soru varlık ve bilgi alanımızla ilgili temel üç sorudur. Bunları düşündün mü? 'Ne' sorusunu hiç düşündün mü? 'Ne' demek, ne demektir? Bu soruya cevap bulamazsın çünkü bu sorunun cevabı gaybtır. Bu bilgi yalnız Allah katındadır. Ama sen bunu düşündün mü? Bu hakikattir. Hakikatin bilgisi ise yalnız O'nun katındadır. Hacc 'ne'dir? Hacc niçindir? Hacc nasıldır? İbrahim kimdir? Hacer kimdir? Hicr nedir? Hicr-i İsmail nedir? Hacer nedir, Hacerü'l Esved nedir? Senin için 'ne' sorusunun cevabı ancak arayıştır. 'HCC' kökünden hacc yöneliştir, yürüyüştür. Öyleyse senin için 'ne' sorusunun cevabı ancak yöneliştir. Yönelmek, yüzünü dönmek, menzili bilmek, yolu seçmek, tercih etmek, hakikati aramak.
Sen nereye yöneldin? Menzilin neresi? Kıblen neresi? Veche nedir? Yöneliş sadece bir yöne dönmek midir? Yön nedir? Allah için yön var mıdır? Kâbe'nin yönü var mıdır? Yön orada yönsüzlüktür. Kâbe yönsüzdür. Allah yönsüzdür. O halde sen neye, ne tarafa yöneleceksin? Yöneliş Allah'a, yöneliş hakikate, yöneliş kendine. Kainatın merkezine, varoluşsal gerçekliğin özüne, kendi kalbine, duyguna, aklına, irfanına, Medine'ne, Hira'na, Yesrib'in hurmalıklarına, mazlumlara, mahrumlara, yolda kalmışlara. Yöneliş yön değildir. Yöndür ama yalnızca yön değildir. Yönsüzlüğe yöneliş. Allah'ın kudretine, celaline, cemaline, iradesine, rıdvanına yöneliş. Yönsüzlüğe yöneliş. Metafor ve metafor.
İkinci soru 'niçin'dir. Niçin? Yani ne için? Senin yaptığın iş ne, bu birinci soruydu. Şimdi ikinci soru ne için? Niçin? Kendin için mi, başkaları için mi, halk için mi, gösteriş için mi, turizm için mi, sevap kazanmak için mi? Ne için? Para kazanmakla sevap kazanmak arasında ne fark var ey hacı? Sen niçin hacc yapıyorsun? Niçin tavaf ediyorsun? Niçin say yapıyorsun? Vakfeye duruyorsun. "Geldim Allah'ım, geldim!" diye bağırıyorsun ey hacı! Niçin geldin? Seni buraya getiren nedir? Kimin dinine uyarak geldin? Kralların, başkanların, meliklerin, sultanların, efendilerin, sahiplerin, egemenlerin dinine uyarak mı geldin; İbrahim'i bir prova için mi geldin? İbrahim'le buluşmaya mı geldin yoksa Azer'in putlarını cilalamaya mı geldin? Niçin geldin ey hacı? Hurma yeyip zemzem içerek hazmını rahatlatmaya mı geldin, yoksa kızgın güneş altında bir furkan günü provası yapmaya mı geldin? Allah'la buluşmanın provasını mı yapmaya geldin, yoksa sofraların kırıntılarıyla oyalanmaya mı geldin? Özgürleşmeye ve Kâbe'yi özgürleştirmeye mi geldin, köleleşmeye ve kölelerle birlikte ağlamaya mı geldin? Özgürlük evinde senin ne işin var? Buraya niçin geldin? Ey hacı!
Burada ne görüyorsun? Adanmışlık, cesaret, bilgi, bilinç, inanç, eylem, ter, gözyaşı, sabır, adalet, tevhit, özgürlük var mı burada? Kâbe özgür mü ey hacı? Özgürlük evi özgür mü? Yollar emin mi? Müslümanların maslahatı zalimlerin iktidarlarına kurban ediliyor mu? Sen özgür müsün ey hacı?
Sadece dedelerinden kalan bir gelenek olsun diye mi geldin? İslam'ın beş şartı vardır, onlardan birisi de hacdır, yerine getirmeliyim diyerek mi geldin? İslam nedir ey hacı? Teslim olmaya mı geldin, teslim almaya mı geldin? Ne alıyorsun, ne satıyorsun ey hacı? Verdiğin dolarlar karşılığında cenneti satın aldığını mı sanıyorsun? Verdiğin dolarlarla Kâbe'nin tapusunu kendi üzerine geçirdiğini mi düşünüyorsun? Yoksa sen ne yapıyorsun? Ağlamakla, dua etmekle, tespih çekmekle, zemzem içmekle, Kâbe'nin dibinde yatmakla, takke takmakla, valiz valiz eşya toplamakla, en pahalı hurmaları mideye indirmekle ne yapıyorsun sen?
Halkın mahşerine katıldın mı? Niçin gelmiştin? Bu soruyu kendine binlerce kez sor. "Ben niçin geldim? Halkın mahşerinde kaybolabildim mi? Hakkın mahşerinde eriyebildim mi?" İbrahim'le görüşebildin mi, Hacer ne yapıyordu, İsmail'ini kurban ettin mi, benlik zindanından çıkıp özgür oldun mu? Sen niçin geldin? Sen ne yapıyorsun? Şeytanı gördün mü? Neden boşluğa taş atıyorsun? Senin şeytanın kimdi? Şeytanlarla hesabını gördün mü? Şeytanlar kimlerdi? Zer, zor ve tezvir nedir biliyor musun? Karun, Firavun ve Haman kimdir biliyor musun? Bu üç puta taş attın mı? Yoksa bütün taşların boşa mı gitti? Bu üç putu ayaklarının altına aldın mı? Benlik Kabe'sinde kaç putun var? Senin put yontucun, Azer'in kim? Putun nedir? Hanımın mı, çocukların mı, kesada uğramasından korktuğun ticaretin mi, salma atların mı, arabaların mı, dairelerin mi, yazlıkların mı, kışlıkların mı? Nedir senin putun? Bunları bir balta darbesiyle yerlere serdin mi? En sevdiğin nedir? İsmail'in nedir senin ey hacı? Onu güzelce süsledin mi? Abdestini alıp gözlerini bağladın mı? Bıçağını iyice biledin mi? Bir vuruşta kesmek için. Tereddüt etmemek için. Geri dönmemek için. Nedir senin canından çok sevdiğin? Onu feda ettin mi? Feda etmek için Allah'a söz verdin mi? Bir koyunla kendini mi aldattın yoksa?
Arafat dağına niçin çıktın? Orası bir dağdır, bir tepedir. Yani Akabe. Akabe nedir bilir misin? Bir yoksulu doyurmak, kölelere özgürlük bağışlamak. Peki, sen kendin özgürleşebildin mi? Özgür olmayanlar özgürlük bağışlayabilir mi? Dağda vakfeye durdun. Vakıf oldun. Yurtlandın. Ne içindi? O dağ sana ne söyledi? Ey hacı! Hacc bir sorgu yumağıdır. Sorular, sorular, sorular.
Şimdi üçüncü soru. Ne, niçin ve nasıl? Bu üç sorunun üçüncüsü, nasıl? Hac nedir, hacc niçindir ve nihayet nasıldır? Hacc nasıldırın cevabı, Allah nasıldır, hayat nasıldır, ölüm nasıldır, mahşer nasıldır, insan nasıldırla aynıdır. Ne yapmalı, niçin yapmalı ve nasıl yapmalı? Ya da nereden başlamalı? Sen nereden başladın? Kendinden başlamalı. Kalbindeki putları yıkarak başlamalısın. Para putunu, mevki makam putunu, mal mülk putunu, statü putunu, imaj putunu ve hangi putun varsa onu.
Nasıl? Nasıl mı? Ne sorusunu bilemeyiz evet, niçin sorusunu anlayabiliriz, ancak nasıl sorusundan sorumluyuz. Nasıl mı? "Hacc ibadetlerinizi bitirince, babalarınızı andığınız gibi, hatta ondan daha kuvvetli bir şekilde Allah'ı anın." İbadetlerin formu bitince muhtevası devam ediyor. Sen Allah'ı anmaya devam et. Şeytanları taşlamaya devam et. Ömrünü vakfe yap. Bütün zamanları haram vakitler, bütün zeminleri haram zeminler yap. Her gün "Geldim Allah'ım geldim!" de. "Senin ortağın yoktur!" de. Ortaklık iddiasında bulunanları reddet. İlahlık taslayanları reddet. "Hamd ancak sanadır!" de. "Nimet ve güzellikler senindir. Vekilimiz sensin!" de. "Şeytanlar bize vekil olamaz!" de.
Şimdi hayat yeniden başlıyor ey hacı! Allah'ı anmaya devam etme başlıyor, her şeye onu vekil kılma. Hayat yani nasıllar mahşeri. Şimdi nasıl yapacaksın? Niçin yapman gerektiğini iyice tefekkür ettin değil mi? Niçini anlayamadıysan nasılı başaramazsın? Sen hacc yapmakla bütün bir tevhid tarihini simgesel ve metaforik olarak gezdin ey hacı. İbrahim'le buluştun. O, tevhidin yaşlı dedesiyle buluştun. O sana Allah'ın şiarlarını tanıttı. Sen Hacer'in eteğine tutundun. Yani Hicr-i İsmail'de bulundun. Orada kim vardı? Allah'ın evinde kim vardı? Siyahi bir cariye değil mi? Allah mekandan, renkten, şekilden münezzehtir. Ancak o Allah siyahi bir köle ile komşudur. Allah'ın evi Hacer'in eteğine tutunmuştur. Yol oradan başlar. Hicr-i İsmail'den. Sen işte orada, o noktada, o anda Allah'ın evinde yok olmak üzereyken, birisi, bir siyahi, bir kadın, bir ezilmiş, bir mahrum senin kulağına ve bütün insanlığın kulağına ne fısıldadı? Renklerin, dillerin, soyların, ırkların, mevkilerin, makamların, cinsiyetin Allah katında bir değeri olmadığını, bunların birbirine üstünlüğü bulunmadığını, kefenlerimizin hep aynı renk olduğunu, gözyaşlarımızın hep aynı renk olduğunu, gülümsediğimizde hepimizin dişlerinin aynı beyazlıkla parladığını, acıktığımızda aynı ekmekle doyduğumuzu, annelerimizin karanlık rahimlerinden hep aynı çığlıklarla bu dünyaya geldiğimizi söyledi değil mi? Yoksa duymadın mı? Hicr-i İsmail'den yürümeye başlayınca ilk adımını atarken bunları duymadın mı? Yoksa sen neye kulak kesilmiştin? Hacer'i dinlemedin mi?
Şimdi bu mahşer provasından sonra yönelişin devam edecek değil mi? İşte 'ne' sorusunun cevabı 'nasıl'la bütünleşiyor. Yöneliş devam ediyorsa nasıl anlamını kuşanıyor demektir. Hayata dönüşte de yönünü belirliyorsun. Şeytanları taşlamaya devam ediyorsun. Evet, işte nasıl budur. Hayatta da mola vermeden tavaf etmeye devam etmelisin, hayatını vakfe yapmalısın, her gün yeniden bir İsmail kurban etmelisin, sarp bir yokuş tırmanmalısın, İbrahim'le kol kola gezmelisin.
Sırtını Allah'ın evine dönüp, yüzünü hayata çevirdiğinde yönelişini unutma. Sen hayat kavgasında, halkın yanında, zalimlerin karşısında, yani eylem alanında olamadıkça ister namaz kıl, ister kurban kes ne fark eder.
Şimdi nereye gitmiştin, nereden geliyorsun? Ne idin, ne oldun? Niçin gittin, niçin geliyorsun? Oradan ne aldın, oraya ne bıraktın? Nasıl gittin ve nasıl dönüyorsun?
Nasıl sorusu bir tek cevapla bitmez. Hayatın son bulana, yakin senin yakana yapışana, firar etme günü gelene, 'yok mu bir ecza sunacak?' denilene kadar devam edecektir. Sen ne yapıyorsan işte nasıl yaptığın ortaya çıkıyor demek olacak. Şimdi tekrar düşün ey hacı! Sana hacı demeleri hoşuna gidecek. Hacı bilmem ne olacaksın. Evet, ama aslında neye yöneliyorsan o olacaksın. Sen ne olmak istiyorsun?
Kimin evine gittin, kim vardı ve sen nereye gidiyorsun? Hayat mahşerinde Kâbe'n neresi? Bundan sonra sorular bunlardır? Nereye gittim, nereden geldim ve nereye gidiyorum? Niçin gittim? Nasıl gittim? Niçin döndüm? Nasıl döndüm?
Allah'ın evinde kalabilirdin ey hacı? Neden kalmadın? Allah'ın evini beğenmedin mi? Kendi evini mi özledin? Neden giderken ağlıyordun da dönerken gülüyorsun? Giderken gülmen gerekirdi, dönerken ağlaman. Hüseyin haccı yarıda bırakarak Kerbela'ya yönelmişti. Zalimlerin iktidarlarını devirmeden hacc olmaz demişti Hüseyin. Mahşerden çıkarak, mahşerin mesajını alarak kanın üzerine yürümüştü. Kanın üzerine, susuzluğa, sabra, hayat ve memat meydanına. Geride kalanlar neyi, niçin ve nasıl tavaf ediyorlardı ey hacı? Onlar Allah'ın evinde miydiler yoksa bir puthanede mi?
Neden ey hacı, niçin ey hacı ve nasıl ey hacı?
Mustafa Yılmaz
konu basliklarinda cümlelerin ön ve arkalarinda, kelimelerin aralarinda, +, *, ~, | , ( , ), [, ] & " ve benzeri daha bir cok isaretin kullanilmasi ve aynı zamanda konu başlıklarının tamamını büyük harflerle yazmak yasaktir !