Kuantum Beyin ve Evrenin Bilgisi

Son güncelleme:
  • Kuantum Beyin ve Evrenin Bilgisi Hakkında Ön Sözler - Bang Nedir - Büyük PatlamaB-A-N-G, dört anahtar kelimeden oluşan ve 21. yüzyıla damgasını vuran ana bilimsel “patlama” alanlarının kısaltmasıdır. Bunlar; hesaplamanın ve bilgisayar teknolojisinin elemanı olan Bit, evreni ve tüm var olan maddeyi oluşturan Atom, sinir sistemini oluşturan Nöronlar/sinir hücreleri, yaşamı oluşturan Genlerdir. Bunlar içinde N aslında diğerlerine hakim olması ve onları kapsaması bakımından belki de en önemli olanıdır. Bu başlıklar, adlarınının da yaptığı gibi büyük “patlama” oluşturdular, Büyük Patlamadan (Big Bang) 13,7 milyar yıl sonra, biz Homo sapiens sapiens zekasının uğraştığı en önemli konular haline geldi.

    Değişik bir bakış açısı ile de, bilimin birçok alanı olmasına karşın, aslında hepsinin temelde dört konu ile ilgilendiği söylenebilir: Maddenin, evrenin, zihnin ve yaşamın ne olduğu. Kuantum teorisi ilk sorunun yanıtını verirken, ikincisine yanıt Einstein’in genel göreliliği ve kuantum teorisinden gelir. Üçüncü ve dördüncü sorular ise bilimin henüz çok şey söyleyemediği konular arasındadır.[1]

    “Beyin On Yılı” Temmuz 1990’da başladığından beri sinirbilimi üzerine yapılan çalışmalardan elde edilen veriler büyük bir hızla artmaktadır. 1905 yılında sinir hücresi öğretisi ile Nobel ödülü alan Santiago Ramon Cajal’dan, yakın zamanda bellek üzerindeki çalışmaları ile Nobel alan Eric Kandel’e kadar 100 yıllık sürede çok şeyler öğrendik. Ne kadar çok şey daha öğrenmemiz gerektiğini de öğrendik! Önümüzdeki yüz yılda bu ilerleme artan hızla devam edecektir. Nörogenetikle, genin işlevi ile beynin işlevi ve hastalıkların temelini anlamaya başladık. 1950’lerde beyin görüntülemesi için sadece anjiyografi ya da pnömoensefalografi kullanılırken, bugün işlevsel beyin görüntüleme yöntemlerine ilaveten birçok elektrofizyolojik yönteme de kavuştuk. Bu yüzyılda sinir bilimlerindeki gelişmelerle birçok alanda zaferler kazandık: birçok sinir sistemi enfeksiyonlarını antibiyotikler ve antivirallerle tedavi edebilir olduk, sinir ve kas hastalıklarına yönelik gelişmiş tanı yöntemleri kazandık, felçlerde pıhtı çözücü tedaviye başladık. Parkinson, Alzheimer ve epilepsi, amyotrofik lateral skleroz gibi hastalıklarda ideal olmasa da uygun tedavi yaklaşımlarını başlattık... Tedavi edemediğimiz hastalıkların oluş nedenlerini anladık... Bir zamanlar etkin tedavisi olmayan nörolojik hastalıklar artık nihilizmden kurtuldu. Beyin On Yılı, beyin görüntülemesi ile genetiğin muazzam potansiyelini önümüze koydu. Bütün bunlara ilave olarak bilişsel bilimlerde son yıllarda elde edilen veriler, yüzyıllardır devam eden felsefi konularla birleştirilerek nörofelsefe ortaya çıktı.



    Kitap Hakkında

    Bu kitap gelişmekte olan yeni bir bilim hakkındadır. Bu kitap, bilimdeki en önemli iki düzine kadar sorudan[2] birini konu edinmektedir: Bilinç. Kitabın bütün diğer konuları bu kelimenin ekseninde ele alınmaktadır. Sinir sisteminin incelenmesiyle bilincin anlamını ortaya koymak esas amaç olduğundan, içerik olarak; davranışların sinir hücresi seviyesinden başlayarak, sistem seviyesi (sinir sisteminin farklı kısımlarının farklı işlevlerini ortaya koyma), yerel sinir ağları-bağlantıları seviyesi (bir grup sinir hücresinin işlevi), tek sinir hücresi seviyesi (tek nöronun davranış ve olaylarla ilişkisi, kendi çalışması), hücreler arası iletişim seviyesine, oradan da hücre zarı, genetiğine hatta sinir hücresinin işlevinin atomik davranış özelliklerine inilmeye çalışılmıştır. Sıradüzen olarak üstten aşağı ya da tersi şeklinde değil de, daha çok kitabın kendisi içinde karmaşık bütünlüğü sağlaması amaçlanmıştır. Bu arada, bilinç hakkında altı klasik soruya da yanıt bulunmaya çalışılmıştır: Bilinç nedir (tanım, teorileri, bakış açıları)?, Kim bilinçlidir (hayvanlar, tüm insanlar, robotlar, bilgisayarlar)?, Nasıl ortaya çıkar (mekanizması)?, Nereye yerleşiktir (anatomik olarak, fizyolojik temel yapı olarak)?, Ne zaman ortaya çıkar (uyku-uyanıklık, bilinç kaybı, zikir, meditasyon)?, Niçin bulmacadır (öznellik)?

    Bilimin başlangıçta ayrıldığı dallar tekrar yeni çözümler oluşturabilmesi için belli ölçülerde yine de biraraya gelmeyi gerektirmektedir. Bunun için bilimler arası ve birden fazla bilim alanı bir arada çalışmalıdır. Dolayısıyla, geniş ölçüde sinirbilimine, fiziğe, kuantum fiziğine, felsefi bakış açılarına, hatta bazen matematik formüllerine başvurulmuştur. Bu nedenle kitap, sadece okuyucuya “kuru bilgi” vermektense, “kendi içinde bir referans olarak” başka ek kaynak kitaplara gerek duyulmadan, ansiklopedik bir tarzda yazılmaya çalışılmıştır. Bu tarzdan dolayı, kitabın sadece basit bilgi kaynağı olarak değil, bilgi üretme kaynağı olarak da kullanılabilmesi amaçlanmıştır.

    Belki son elli yılda, geride kalan tüm insanlık tarihindeki bilgiden daha fazla bilgi üretilmiştir. Ancak, biliyoruz ki, bu bilgileri uzmanlaşmamış birisinin tam olarak takibi imkânsızdır. Kuantum kuramı ele alındığında, ciddi olarak anlamak ve aktarmak için ileri bir matematiksel bilgi birikimi gerekmektedir. Çok basit düzeyde aritmetikten, diferansiyel, integral hesabı ve matris işlemlerine kadar uzanabilen bir yol. Ancak, bu kitap yazılırken en önemli kaygı kullanılacak dilin ve aktarılacak bilginin düzeyi olmuştur ve lise seviyesinde bir eğitimle anlaşılabilecek düzey hedeflenmiştir.

    Bilimi popülerleştirme işinin çok zor olduğunu baştan kabul etmek gerekir. Bu kitap bir popüler kitap içeriğiyle yazılmamıştır. Ancak, merak hissiyle bu kitaptan popüler anlamda da birçok bilgi alınabileceği kanısındayım. Onun için bazı konularda, verilerin nasıl elde edildikleri konusuna girmeksizin, bilimsel bulgular özetlenerek verilmeye çalışılmıştır. Ancak, bazen karmaşık ifadelerden bahsedip, okuyucunun bazı kararları kendisinin düşünerek vermesi, böylece kişisel keyif alması da sağlanmaya çalışılmıştır. Bu kitap nörofelsefe kitabı olarak değil, okuyucuda okurken nörofelsefi düşünceler oluşturması beklenerek yazılmıştır.

    Birçok kitap ve yazardan, birçok alıntılar yaptım ve onlardan birçok şey öğrendim. Onların yaşamdan ve bilgiden süzdükleri sözlerini evirip çevirmeden doğrudan alıntılamaya çalıştım. Doğrudan alıntıları daima kaynakla ifade ettim.

    Kitabın yazılmasının temel amacı birilerini eğitmek ya da yönlendirmek değildir. Esas amaç, yazarının kendi beyin, evren ve evreni anlama çabasını bütünleştirmektir. Ve bu yazılanlardan doğan bütünü, öğrenilenleri, başka meraklılarla paylaşma isteğidir.

    Bu kitabın diğer amacı okuyuculara, bilimsel sorunlara getirilen çözümlerin tek olmadığını anlatmaktır. Bu kitap, herkesin kendi doğru bildiği yolda gitmesi için küçük kaldırım taşlarından bir tanesidir. Mehmet Akif Ersoy’un dediği gibi “Doğru bildiğin yolda yalnız gideceksin.” Bu, bilim için de geçerlidir. Sürü olmaktan ziyade, doğruyu bilimle öğrenip, o doğrudan yalnız gitmek. “Sürüye katılmadan” ve bilim doğrusuyla yaşamak gerekir. Sürüye katılmak kolaycılığı seçmektir. Nietzsche de Akif ile aynı şeyi söyler: “Kolay yaşamak istiyor musun? Sürüde kal ve sürü sevgisi uğruna kendini unut.” Sürüde kalmamak, zoru seçmek olmasına rağmen, asla mutlu olmamak demek değildir. Sürüyle olan bağları koparıp, bireyselliklerimizi ortaya koymalıyız. Bu kopuşu başardığımızda da kendi özgür irademizi kurarız.

    Bu kitabın konu başlıkları altında, kesin ve net yanıtlar bulabileceğinizi sanıyorsanız yanılırsınız. Okudukça, kafanızda yeni sorular oluşacak ve kendi yanıtlarınızı kendiniz oluşturma yoluna gideceksiniz. Bunun yanında kitap, son yıllarda “kuantum” kelimesinin para getirecek her yere sokulmasıyla oluşan “sahte bilimcileri” anlamanızı sağlayacaktır. Yeniçağ bilinci ile ilgili her derde deva kitapların değerli olup olmadığına karar vermenizi sağlayacak ve gerçeğin bir kıyısından alınmış bilgi üzerine inşa edilmiş diğer kitapları daha iyi yorumlamanızı sağlayacaktır. Sizin görüşünüzü daha da netleştirecek bir zihin gözlüğü etkisi yapacaktır.

    Kitap içerisinde bazen, okullarda bize hiç de sevdirilemeyen karmaşık matematiksel ifadeler göreceksiniz. Bu matematiksel denklemler, konu bütünlüğü sağlamak ve bahsedilen sonuçların havadan gelmediğini, sağlam temellere dayandığını göstermek için konulmuştur. Diğer bir neden de, ileri bilgiler hakkında merak duyanların yeni fikirler oluşturmada katkıda bulunabileceğini ummak. Belki de en son neden, aslında içinde gerçek bir güzellik barındıran matematiğin ve denklemlerin, yaşadığımız dünyayı ve insan beyninin çalışmasını da tanımlayabileceğini açıkça göstermektir.

    Yeni bir şey kurmak, parlak bir bilimsel başarı için gereken özellikleri ve yetenekleri aşan temkinli ve isteyerek yapılan bir faaliyeti kapsar. Bu faaliyet önceki çalışmaların, güncel geçerli durumun ve gelecekteki olasılıkların göz önüne alınmasını, bunların tümünün biraraya getirilmesini gerektirir. Ardından da materyal basımı, fikirlerin ısrarla vurgulanması gerekir. Böylece zaman içerisinde bir “ekol kurulur”. Bu kitap böyle bir ekolü başlatacak adımlardan biridir.


    [1]Jibu M ve Yasue K. Quantum brain dynamics and consciousness. JB Publs. 1995; Prologue.

    [2] Editorial. What Don’t We Know. Science July 2005; 309;75 ve 79

    [3] Hume, D. İnsan Zihni Üzerine Bir Araştırma. Çev: Öğdüm S. İlke Yay. 1.Baskı, 1998;175.

    [4] Clarke AC. Geleceğin Çehresi. Çev: Ataman S. YKY, 1970.

    alıntı
0 0 0