İnsanları çok seviyoruz. Kimi zaman onsuz yaşayamayacağımızı hissedeceğimiz kadar, kimi zaman sevdiğimize adeta tapar gibi bağlanıp ondan başka her şeyi yanlış görecek, onun dışındaki tüm sevdiklerimizi kırıp döküp parçalayacak kadar…
İnsanları çok seviyoruz ve belki de en büyük hatayı burada yapıyoruz… Önce insanı seviyor, insana bağlanıyoruz. Sonra insanın yaşadığı yere-dünyaya- bağlanıyoruz. Sevdiğimiz ya da sevdiklerimizle ebediyen bu dünyada kalacağımızı hayal ederek yaşıyoruz ve sonunda bakıyoruz ki elimizde ne o insan kalmış ne de o dünya… Dünyaya geliş amacımızı unuttuğumuzda çok geç olabiliyor.
Bir insanı çok ama çok seviyoruz ve en çok sevilmesi gereken tarafından şefkat tokadı mahiyetinde o insana dair illa ki imtihan oluyoruz… Belki de bu yüzden demiş atalarımız “Çok muhabbet tez ayrılık getirir.” diye…
Sınavımızı kimi zaman Tek Dost’un, Gerçek Dost’un farkına vararak; dünyadaki her şeyin sadece O’nun taşıdığı güzel özelliklerin birer gölgesi olduğunu, sevdiklerimizin de birer gölgeden ibaret olduğunu fark ederek yaşıyor ölçüsüz ölçümüzü görerek sona varıyoruz… Kimi zaman ise dünya sevgisiyle adeta demir ağlarla örülmüş kalbimizle isyan ederek yaşıyoruz imtihanımızı…”Neden?” sorusu ve bu soruya dünyaya bağlılığımızla, beklenti yığınında veremediğimiz cevap, bizi isyana, nefrete, güvensizliğe, umutsuzluğa ve en sonunda boş vermişliğe götürüyor…
Ölçü… Farkına varamadığımız en önemli değer… Şükredilecek nimetleri, sevdiklerimizi ölçüsüz ölçümüzle kendimizi bitap düşürecek, kendimizi hayatı zindan edebilecek bir sınava dönüştürebiliyoruz…
İnsanı sevelim hem de çok sevelim. Ama Yaradan’dan ötürü yaratılanı sevelim…
İnsanı sevelim ama çok sevelim. Ama ruhumuzu beklentiler dünyasıyla doldurmadan beklentilerimizle kendimizi ve insanı boğmadan sevelim… Kimi zaman sessizce, hiç olmuşlukla…
İnsanı sevelim hem de çok sevelim. Ama bu sevgiyi kalbimize Veren’e şükretmeyi hep hatırlayarak derin şükür ve tebessümle, kaybedeceğimizi bilerek sevelim…
Ey kalbim en başta muhatabım sensin bu yazdıklarımda! Ey ruhum sanadır bu sözler aslında! Ey nefsim seninle ruhumun çatışmasıdır buraya dökülenler özlem yüklü çaresiz bahar akşamında…
alıntı
İnsanı sevelim hem de çok sevelim. Ama Yaradan'dan ötürü yaratılanı sevelim
İnsanı sevelim ama çok sevelim. Ama ruhumuzu beklentiler dünyasıyla doldurmadan beklentilerimizle kendimizi ve insanı boğmadan sevelim Kimi zaman sessizce, hiç olmuşlukla
İnsanı sevelim hem de çok sevelim. Ama bu sevgiyi kalbimize Veren'e şükretmeyi hep hatırlayarak derin şükür ve tebessümle, kaybedeceğimizi bilerek sevelim
güzel bir konuydu, verilmek istenen mesajlar açık ve netti.. Emeklerine sağlık olsun arkadaşım