Huzur kendi içimizde

Son güncelleme: 15.11.2013 09:26
  • Her zaman düşündüğüm ve yazdığım gibi tüm insanlar bu dünyaya belli bir misyon için gelir. Önemli olan insanın kendi yönünü tayin edebilmesi. Ben misyonumu biraz geç idrak ettiysem de telafi yoluna gitmeye çalışıyorum.Üç hafta önce yazdığım bir yazıda, sağanak yağmur altında yol bulup sığınmak isteyen bir yavru kaplumbağadan söz etmiştim. Kaplumbağayı alıp, kanal kenarında bir çalılığa bırakmış ve üzerini örtmeye çalışmıştım. Kaplumbağa bana bir sürpriz yaparak geri gelmiş ve bahçeme girmiş. Onu gördüğümde çok sevindim. Önüne biraz yeşillik koydum. Bahçedeki köpeklerim dahi ona kızmadı, havlamadılar. Daha sonraki günlerde ise bana bir su kovası gerekti.Elime hangi kovayı aldıysam beğenmedim. Bahçemdeki kulübede ve en zor en dipteki kovayı almak istedim. Kovayı elime aldığımda çok şaşırdım. Çünkü içinde minicik bir kertenkele yavrusu bitap vaziyette uzanıyordu. Belli ki, kovadan çıkmak için çok mücadele etmiş plastik kova olduğu için kaymış ve çıkamamıştı. Kertenkeleyi yavaşça musluk kenarına bıraktım uzaktan izledim. Bir müddet sonra özgürlüğe kayıp gitti. Eşimi çağırıp olayı anlattım. "Bugün bu hayatı kurtarmakla görevlendirildim." dedim.Aradan günler geçti. Samsun'dan lise arkadaşım Mithat Tutkun geldi Fethiye'ye. Gelirken iki yıl önce Samsun'dan Fethiye'ye gelirken ona bıraktığım orkidemi bana geri getirmiş. Şimdilerde orkidem beyaz çiçekler vermeye başladı. Çünkü onu bıraktığımda küsmüş ve hiç çiçek açmaz olmuş.Bitkiler dahi sevgiyi bilir ve anlar. Sevgi tüm canlıların ortak lisanıdır. Bir yıl önce sokaktan edindiğim kedim Carmen bile o kadar çok değişti ki, ben dahi inanamıyorum. İlk geldiğinde köpeklerim onu hiç istemedi. Ona saldırdılar. Şimdi ise bahçeye çıktığında bir kraliçe edası ile aralarında oturup onları izliyor. Bunun adı sevgidir. Bunun adı huzurdur.Huzuru ve mutluluğu uzaklarda veya başkalarında aramayın. Huzur kendi içimizdedir.Mutluluğu kendi içimizde arayıp bulabilmek çok önemli bir ögedir. Bazılarının bu yazıyı okurken müstehzi gülümsediklerini görebiliyorumSiz gülümseyebilirsiniz. Ama ben Tanrı'nın bana gülümsediğini biliyor ve görüyorum...Çünkü bütün bu iletişimleri bana kurduran, görevlendiren, mutlu eden içimdeki sevgi ve huzur arayışı.Yeter ki gönlünüzün gözü açık olsun. Çünkü mutluluğun bir varış noktası yoktur. Sadece kendinizin dilediğinizce uzatabileceğiniz bir yolculuk kavramıdır.Hepimizin en büyük dileğidir mutluluk. Tüm mektupların, kartların ve her mesajın sonunda dileriz bu olguyu. Ancak dilemek veya istemekle olmuyor. Mutluluk hem çok yakınımızda hem çok uzağımızda.Tüm marifet sizin o güzel gönlünüzde. Siz arayıp bulacaksınız. Bakın, Abidin Dino ise yapamadığı resmin şiirini şöyle dile getirmiş.Kokusu buram buram tüten
    Limanda simit satan çocuklar
    Martıların telaşı bambaşka
    İşçiler gözler yolunu.
    İnebilseydin o vapurdan
    Ayağında Varna'nın tozu
    Yüreğinde ince bir sızı.
    Mavi gözlerinde yanıp tutuşan
    Hasretle kucaklayabilseydim
    Seninle, bir daha.
    Davullar çalsa, zurnalar söyleseydi
    Bağrımıza bassaydık seni Nazım,
    Yapardım mutluluğun resmini
    Başında delikanlı şapkan,
    Kolların sıvalı, kavgaya hazır
    Bahriyeli adımlarla düşüp yola
    Gidebilseydik meserret kahvesine,
    İlk karşılaştığımız yere
    Ve bir acı kahvemi içseydin.
    Anlatsaydık
    O günlerden, geçmişten, gelecekten,
    Ne günler biterdi,
    Ne geceler...
    Dinerdi tüm acılar seninle
    Bir düş olurdu ayrılığımız,
    Anılarda kalan.
    Ve dolaşsaydık Türkiye'yi
    Bir baştan bir başa.
    Yattığımız yerler müze olmuş,
    Sürgün şehirler cennet.

    İşte o zaman Nazım,
    Yapardım mutluluğun resmini
    Buna da ne tual yeterdi;
    Ne boya...
    Abidin Dino
    Kaynak/Gül TURAN
#15.11.2013 09:26 0 0 0