Acaba Avrupa'da yaşayan insanların, Sivil Toplum Kuruluşları, Dernek, Vakıf ya da Siyasi Partilerde biraraya gelme nedenleri, gerekçeleri nelerdir?
Yaşadıkları ülkelerin bunca şatafatına ve konforuna rağmen neden insanlar zamanlarını, emeklerini ve bütçelerinin bir kısmını bu yapılar içinde harcarlar?
Aslında tek ve biricik neden'' yaprak gibi oradan oraya savrulmamak''.
Yalnız deği...lim ve yalnız değilsin duygusunu birbirimize hissettirebilmek.
Bırakıp geldiği toprakların sıcaklığını, kokusunu, sevgisini, saygısını oralardan gelen, o toprağın insanından giderme ihtiyacındandır bu biraraya gelmelerin nedeni.
Belirli bir yaşa kadar içinden çıktığı toplumun değerleriyle yoğrulmuş olan bizlerin, kopup geldiğimiz topraklardan binlerce kilometre uzakta, o yaprak gibi anlamsız ve amaçsız olmayı önlemeye dönük umuttur bizi biraraya getiren neden.
Biz yurtdışında yaşayan Türkiyeliler;bugün yaşadığımız yerlerde, ayrılmak zorunda kaldığımız yurdumuzu ve bize kattığı değerleri unutmadık. Unutsaydık olmazdı, eksik kalırdık ve eksiltmiş olurduk bazı insani değerleri.
Kopup geldiğimiz toprakların hem yakın, hem uzak geçmişinden aslında birlikte yaşama kültürünü almıştık bizler.
Hem birlikte yaşama kültürüne sahibiz biz çok şükür, hem de çağdaş değerleri yakın geçmişimizin bir zenginliği olarak deneyimledik.
Ama yine de, hangi evrensel değerleri taşıyor olursan ol Gurbet Ellerdesin. Gurbet ellerde olmanın yarattığı tahribatı yaşıyorsun işte.
Hani derler ya'' ölüm ile ayrılığı tartmışlar, elli dirhem fazla gelmiş ayrılık''diye.
Öyle bir şey Gurbet.
Ayrısın Vatandan, ayrısın anadan ve baba diyarından. Dostlar bu durum ne yazık ki anlatılmaz yaşanır!
Ama kimse yaşasın da istemem hani!
Bilenler var ve siz de onlardan birisiniz.
Mustafa Kemal'in önderliğinde hayat bulan Bağimsiz bir devlet ve Cumhuriyet fikiriyle yetişenler, bugün yaşadığımız bu topraklarda en az uyum sorunu yaşayanlar oldular. Kılık-kıyafet ve sosyal yaşam içindeki roller konusunda bu Cumhuriyet fikriyle yetişenler (kendi kişisel uyumları dışında) herhangi bir sorun yaşamadılar.(Emekçilerin ya da sistemin çarkları içinde her renk ve kültürden insanın yaşadığı sorunları ayrı tutuyorum) Biz ve herkes de biliyor ki bu sorunsuzluk, Çağdaş uygarlık hedefi koyan Cumhuriyet sayesinde oldu.
Doğup büyüdüğümüz, anılarımızı, aşklarımızı ve kavgalarımızı verdiğimiz, umutlarımızı besleyen o topraklardan koptuk şu ya da bu nedenle. Ama aklımız fikrimiz ve hayallerimiz hep orada kaldı, hep oraya dönüktü ve öyle oldu (kişisel uyum sorunu dediğim bu).
Sevgili dostlar; biraraya gelmelerimizi anlamsız, gereksiz ve tamamen feodal bir kalıp içinde eritmek isteyen ve kendi savrulmalarına, yok olmalarına meze etmek mantık ve yaklaşımında olanlara bir yanıt olsun diye yazma gereği hissetim bu yazıyı.
Bu adamların dengesini bozan şey; nasıl olur da binlerce kilometre uzakta ve kendileri bunca refah içindeyken bu insanlar ülkelerini ve orada yaşananları kendilerine dert edinirler.
Nasıl olur da sosyal, siyasal, ekonomik olarak kendilerini hala orada yaşayanlar kadar o ülkenin sorunlarına angaje ederler.
Bunca yıl geçmis, kimi 20, kimi 30, 40 hatta 50 yıl geçmiş; nasıl olur da hala oralara dönük kaygılar duyarlar bu insanlar bir aidiyet duygusuyla.
Neden, ama nasıl olur telaş ve çırpınışları işte bu adamların yine bu değerlerden tam da uzaklaşmış olmalarından kaynaklanıyor.
Doğup büyüdügü yerler için bir çaba, bir kavga içinde olanların, bu adamların dengesini bozmasına ve bu denli şaşırtmasına ben de şaşırmak isterdim ama şaşırmadım.
Avrupa'nın hangi ülkesinde yaşıyor olursak olalım teorik ve pratik uygulamalarda sorunlarla karşı karşıya geliyoruz. Günlük yaşamda çeşitli ayrımcılıklara uğruyoruz. Bazılarımız bu durumu görmüyor, bazılarımız umursamıyor. Ya da kendine dert ediniyor kimimiz.
Bazılarımız da o kadar ayrı yaşıyor ki yaşadığı ülkenin yerli insanlarından böyle bir sorunun farkında değil.
Bir sarı saçlıyı ancak resmi bir işlem yapacağı zaman görüyor. O nedenle bu tip insanlar için sorun sadece resmi işlemlerle karşı karşıya kaldığında görülen bir gerçek. Yaşadıkları da büyütülecek bir sorun değildir bu vatandaşlar için! Buralar onların vatanı ve bizi bu kadarcık aşağılama hakları da olsun hani!
Bir gerçeğin altını çizmekte yarar var. Bizim, o güzel ülkenin, yurdumuzun esenliğini istememiz; sosyal, kültürel, ekonomik ve siyasal açıdan bağımsız olması yönünde çaba sarf etmemiz, bugün yaşadığımız topraklarda bizlerin de daha nitelikli ve daha mutlu yaşamasına neden olacaktır.
Sunduğumuz küçük bir katkıyla,daha özgür, daha demokratik ve bağımsız bir ülkenin vatandaşı olmanın hazzını kim yaşamak istemez? Bu nedenle biraradayız.
Böyle bir ülkenin sizi daha güçlü ve güvence altına alacağına kim itiraz eder? Bu nedenle biraradayız.
Böyle bir ülkenin bizi daha mutlu edeceğinden kim kuşku duyar? Bu nedenle biraradayız.
Peki bizi bu şekilde hissetirecek, bizin bu şekilde yaşamamıza neden olacak bir ülkemiz var mi?
Hayır.
Sırtımızı dayayacağımız, gurur duyacağımız ve evet ben o ülkenin vatandaşıyım diyebileceğimiz bir gerçekliklik ne yazık ki yok.
Bizi yönetenlerin gırtlağına kadar pisliğe battığı, o toprağın namusuna, ahlakına, adaletine,kardeşliğine, geleneğine ihanet eden bir anlayış içinde olması bizi yeni yollar, yeni yöntemler bulma konusunda zorluyor. Bizim büyük aidiyet hedeflerimizin daralmasına ve bize benzeyene, bizden olana eğilim göstermemize yol açıyor.
Sevgili dostlar,kardeşler;
Biz Büyük Bir Ailenin Fertleri,Çocuklarıyız.
Anadolu gibi nice çocuklar doğurmuş, besleyip büyütmüş bir Annenin çocuklarıyız.
Aramızdaki sorunlar bugün yan yana gelmemize engel olabilir, bu sorunlar aramıza mesafe koyabilir.
Ama eninde ve sonunda Anne(Anadolu) inisiyatifini koyar ve kardeşleri barıştırır, biraraya getirir.
Anadolu bunu binlerce yıldır başarmış. Yine başaracak
.
Bu topraklarda ki kardeşlik Anka Kuşu gibidir. Ne yaparlarsa yapsınlar, hangi yol ve yöntemi kullanırlarsa kullansınlar külünden doğmasına engel olamayacaklar Anka'nın.
Küçük ya da büyük hangi alan ve pozisyonda olursak olalım temel amaç bu kardeşleşmeye katkı sunmak ya da bu kardeşleşmeye gidecek bir yol yapmaktır.
Bunun dışında ki her söz, eylem ve davranış bu toprakları sırtından vuran hain durumuna sokar bizi.
Güzel ve aydınlık yarınlarda kardeşçe yaşayacağımız günler yakın.