insanlarla ilişkiler - nevzat özer yazıları - insanlarla ilişkide unutulan kavramlar - iletişimde dikkat edilmesi gereken noktalar
[h=2]İLİŞKİLERİ BAKIMA ve TAMİRE ALMAK
Arabaları olanlar bilir. Arabaların yaz ve kış aylarına özel bakımları vardır. Yağı, suyu, antifrizi ve karbüratörü şartlara göre ayarlanır veya değiştirilir. Kısaca bir bakım gerektirir.
Peki, ya biz Gerek aile içinde olan, gerekse aile dışı ilişkilerimizi, yani eşimizle olan, çocuklarımızla olan ilişkilerimizi; akrabalarımız ve komşularımızla olan pozisyonumuzu acaba tamire, bakıma alıyor muyuz? Yıpranan ilişkilerimizi bir doktorun yarayı tedavi ettiği gibi, tedavi edebiliyor muyuz? Eğer, etmiyorsak geç kalmış değiliz.
Yapacağımız ilk iş evliliğimizi, çocuklarımızla olan ilişkilerimizi, kısaca insana ait ne varsa her şeyi tekrardan gözden geçirmeli, bakıma ve tamire almaktır.
Unutmayın ha! Bu arada bunlar için herhangi bir ücret de ödemeyeceksiniz. Yani tamamen bedavadır. Para verenler hemen bizi lütfen arasın.
Yapılacak tek şey:
İlgi, şefkat, iletişime açık olmak, hatalarla sevebilmek Herkesin hata yapabileceği gerçeğini unutmamak Dostluğa, arkadaşlığa önem vermek, güler yüzlü olmak, içten olmak, riyasız olmak, sorunları ve problemleri fazla uzatmamak...
Sorunları ve problemleri fazla uzatmamakla ilgili çok sevdiğim hikâyeyi sizinle paylaşmak istiyorum. Bu örneği hayatımda çok uyguladım ve faydasını gördüm, sıra sizde.
Bardak
Profesör, elinde içi dolu bir bardak tutarak dersine başladı. Herkesin göreceği bir şekilde tutuyordu ve ardından sordu :"Bu bardağın ağırlığı sizce ne kadardır?"
'50 gr!' . '100 gr!' .'125 gr' diye öğrenciler yanıtladı.
"Bardağı tartmadıkça gerçekten ben de bilemem," dedi Profesör, "Ama benim sorum şu ki :
Bu bardağı böyle birkaç dakikalığına tutsaydım ne olurdu?"'hiçbir şey' diye yanıtladı öğrenciler
Tamam, peki bir saat boyunca tutsaydım ne olurdu?' diye sordu profesör bu kez
Kolunuz ağrımaya başlardı efendim' diye öğrencilerden biri yanıtladı."Haklısın, peki şimdi ben bir gün boyunca tutsam ne olurdu?" "Kolunuz iyice ağrır, kas spazmı batar vs gibi sorunlar yaşardınız ve hastaneye gitmek zorunda kalırdınız!"
Tüm öğrenciler çeşitli yorumlar yaptı ve gülüştüler
"Çok iyi. Peki, tüm bu sorunlar olurken bardağın ağırlığında bir değişme olur muydu?"
Diye sordu profesör.
'Hayır' Diye yanıtladı herkes
"Peki, o zaman kolun ağrımasına ve kas spazmına neden olan neydi?"
Öğrenciler, bulmaca çözermişçesine düşünmeye başladılar.
"Acıdan ve ağrıdan kurtulmak için ne yapmam gerekir bu durumda?"diye tekrar profesör sorar.
"Bardağı bırakın düşsün!" diye öğrencilerden biri yanıt verir."Kesinlikle!"der profesör.
Hayatın problemleri de böyle bir şeydir.
Onları kafanda birkaç dakika tutarsın, bir sorun yokmuş gibi görünür. Uzun bir süre düşünürsün başınız ağrımaya başlar.
Daha uzun düşünürsen artık seni bitirmeye ve hiçbir şey yapamamana neden olur. Hayatınızdaki mücadeleleri ve problemleri düşünmek önemlidir,
Fakat DAHA ÖNEMLİSİ:
Onları her günün sonunda, uyumadan önce yere bırakmaktır (bardak gibi).
Bu şekilde strese girmez ve her gün taze bir beyin ile uyanır ve her konuyla, yolunuza çıkan her mücadele ile başa çıkabilecek güçte olursunuz!
O YÜZDEN
"Bardağı yere bırakın bugün!
Çok güzel bir örnek ancak ne yazık ki birçok insan günlük hayatta stres ve sıkıntılarını geride bırakamıyor ve sürekli biriktiriyor bu da yeni bir terim olan burn out tarzı sendromlara yol açıyor, yani türkçe karşılığı tükenmişlik sendromu.Bunun üstesinden gelebilmek için işi, aşkı ve sosyal aktiviteleri hayatımızın belli alanlarına eşit şekilde dağıtmak gerekir bence.Bazı kimseler geç saatlere kadar çalışıp, iş ve sosyal hayatı bir yana ertelemekte ve sonunda stres problemleriyle karşı karşıya gelmektedir.Problemleri tamamen bir tarafa bırakmak tabiki mümkün değil ancak önemli olan nasıl mücadele edebileceğinize dair bir yol haritası çizmek ve belli bir şekilde minimuma indirmeye çalışmak.Hayatın her döneminde belli başlı problemlerle karşı karşıya geliriz,okul,iş,aile vs gibi.Bunu yaşayan tek kişi siz değilsiniz bunu unutmamak gerekir.Sizden daha deneyimli kişilerle konuşarak her zaman onların görüşlerini almaya çalışın, içinize kapanmayın böyle durumlarda.