Nikah düşen kimseler birbirine dokunamaz, elini öpemez. Yaşlı bir kadının eli öpülebilir ama erkek ne kadar yaşlı olursa olsun erkeklik duygusu ölmediği için bir kadın elini öpemez. Peygamberin eli hiçbir yabancı kadın eline değmemiştir. Dinde el öpmek, saygı ifadesi de değildir. Dinin emri de değildir. ( Prof. Dr. Faruk Beşer, Hanımlara Özel Fetvalar : 1/77-83 )
Peygamber (as)a biat alan kadınlar : “Bizim elimizi tutmadın” deyince: “ Ben kadınların elini tutmam” cevabını vermiştir. (Halil Günenç, G. M. Fetvalar: 2 / 164 )
Her organın bir zinası olduğu bildirilmiştir. Yabancı insanların dokunması da zinadır. Bu konuda kendisinden din öğrenilen kişi, herkesten çok daha hassas olmalıdır. Kim olursa olsun, kadınlara el öptürmekte sakınca görünmüyorsa, itikat düzgünlüğü yok denektir. Öpende öptürende günaha girer. Helal saymanın ise boyutu farklıdır.
g) Kul günahsız olur mu ?
Kul hatasız olmaz. Herhangi bir kimseyi hatasız kabul etmek, büyük hatadır. Hatasız tek Cenab-ı Allahtır.
Bir insanın yazdığı kitabı kusursuz kabul etmek de tehlikelidir. Kusursuzluk Allah’a mahsustur. Kur’an hatasızdır. Atalarımız : “düşmez kalkmaz bir Allah” demişlerdir.
Bir hadiste “her insan hata eder, hata yapanların en hayırlısı, tevbe edendir” (Tirmizi Kıyamet : 49 ) buyrulmuştur.
Peygamberlerin bile “Zelle” denilen hataları olmuştur. Bu insan olmanın zaafıdır.
Sevdiğimiz bir kimseyi günahsız, hatasız görmek İslam itikadına uymaz. İtikad düzgünlüğü, kerametten üstündür.
Bir insanın günah işlemesinde keramette aranmaz, hikmet de aranmaz.
h) Kul şefaat eder mi ?
Cenab-ı Allah’ın şefaat hakkı ve izin verdiği kimseler dinimizde bildirilmiştir.
Peygamber (as) cenab-ı Allah’ın izin verdiği kimselere şefaat edecektir.
Salih kimseler, Rabbim izin verirse insanın hidayetine vesile olurlar.
Enbiya suresinin 255 ayetinde “ Allah’ın razı olduğu kimseden başkasına şefaat yoktur” buyrulmuştur.
Peygamber (as) kızına şöyle demiştir :
-“ Peygamber kızıyım diye güvenme” demiş bize mesaj vermiştir. Peygamberimiz amcası Ebu Talibi, İbrahim peygamber babası Azeri, Nuh oğlunu, Lut hanımını kurtaramamıştır.
İyilik de kötülük de Allah’ın yaratması ile olur. Kul Allah’ın izni olmadan bir şey yapamaz. Almak, vermek, yok etmek Allah’a mahsustur. Kulda bu vasıfları görmek şirktir.
İbrahim (as), Nemrut tarafından ateşe atılınca yanmadı. Ateşe atıldığında ona Cebrail (as) gelip :
- Sana yardım edeyim mi? Deyince İbrahim (as) :
- Hayır, ben Allah’tan isterim, dedi. “Allah bana yeter” dedi.
İslam büyükleri şöyle der : “ Eğer İbrahim (as)ın Cebrail’den bir beklentisi olsaydı, ateş onu yakardı.”
Kur’an’da : “ Yardım ancak Allah’tandır” (Al-i İmran : 126 )
Yusuf peygamber, zindanda arkadaşından yardım istedi ve zindan da çok kaldı.
İ. Birgüvi Hazretleri şöyle der : “ Medet ya Resulallah !” demek tehlikelidir. Demek ki, Allah bırakılıp peygamberden bile yardım istemek şirktir.
“Falanın sayesinde işimiz oldu “ denmez.
Bir insanın son anda imanlı gidip gitmemesi de Cenab-ı Allah’ın lütfuna, ihsanına bağlıdır. Kurtuluş ve hidayet ancak Allah’tandır. Rabbı dilerse, kul kurtulur. “Allah sonumuzu hayretsin”, “Allah’ım iman Kur’an nasip et demek bundandır.
Papazların kendilerinde gördüğü vaftiz, aforoz yetkisi kimsede yoktur. Zaman zaman dışardan birileri geliyor. Bunlar Moan tarikatı temsilcileri oluyor veya Hintli Mataji gibi kimseler oluyor. Veya Seyyid adı ile dolaştırılan kimseler oluyor. Veya şifa dağıttığı söylenen kimseler oluyor. Böyle kişilere inanmak ve onlardan şifa beklemek, İslam inancıyla asla bağdaşmaz.
24.04.2002 tarihinde İstanbul’a Hintli Mataji geldi. Gazetelerden öğrendiğimize göre; salon ağzına kadar dolu. Ne istiyorlar ?
- Rahatlamak, şifa bulmak.
- Ondan çıkan ilahi enerji ile buluşmak.
- Ona secde edip boşalmak.
- Ayağını yıkadığı su ile şifa bulmak
- İlahi aydınlanma..
bu beklentilerin her biri şirke götüren davranışlardır.
j-) İnsan, insanı uzaktan görür mü ?
“ Falan bizi görür, halimizi bilir, bizden haberdar olur demek tevhid inancına aykırıdır. Şirktir. Çünkü gaybı Allah bilir, gizlilikleri ancak Allah görür. Ancak her yerde Allah hazır ve nazırdır. Gaybı peygamber bile Allah’ın bildirdiği kadardır. “kimse Allah’ın bildiğinden başka bir şey bilemez” (Bakara : 255)
Halil Günenç Hoca Efendi bu konuda şöyle der.
- Bir kimse “falan gaybı biliyor”, “ Kalbimizden geçenleri bilir veya falanın ruhu hazır olup, halimize vakıftır” derse küfre girer. ( G:M. Fetvalar 1 / 43 + 99 )
- Gaybın bilgisi, geleceğin bilgisi Allah’a aittir. Kur’an da “Gökler de ve yerde gaybı Allah’tan başka kimse bilemez” (Neml : 65 )
Araf suresinin 88. ayetin de de :
- “Deki : Ben Allah’ın dilediğinden başka kendi kendime ne bir menfaati kazanmaya, ne de bir zararı defetmeye sahip değilim. Eğer ben gaybı bilseydim, elbette daha çok hayır yapardım ve bana hiçbir fenalık dokunmazdı” buyrularak peygamber (AS)ın bile gaybı bilmediği ifade edilmiştir.
Peygambere vahiy gelir, Salih kullara ilham yolu ile bilgi gelir. Bunun dışında kimse bir şey bilemez.
“Gaybı biliyor, biliyorum” ifadeleri yanlıştır. Gaybı medyum da bilemez. Bilselerdi bu kadar faili meçhul var, bu kadar yeraltında hazine var, onu bilirler, bulurlardı. Piyangoda en büyük ikramı kazanırlardı.
Bir zamanlar medyum Memiş, medyum Keto ile televizyon programındalar. Memiş, Keto’ya bir tokat attı ve dedi ki: “sen medyum olsaydın benim sana tokat atacağımı bilirdin!”….
Peygamber (AS) : Ben gaybı bilmem” (Enam: 50) derken gaybı başka kim bilebilir? Peygamberimizin bazı şeyler hakkında bir şeyler söylemesi, mucizedir.
Peygamber (SAV) Efendimiz “ biri gaibden haber verir de, diğeri ona inanırsa bana indirilen Kuran’ı inkar etmiş olur” demiştir. Bir başka hadislerinde de : “ Gelecekten haber veren kimseye varıp bir şeyler soran ve onun dediğini tasdik eden kimsenin kırk gün namazı kabul olmaz” ( Riyazüs Salihin:1701 ) denilmiştir.
Büyüklerimiz bir şey ifade ettikten sonra veya bir tahminde bulunduktan sonra (Allahü a’lem) Allah doğrusunu bilir demişlerdir.
Gaybı bildiğini iddia veya başkasının gaybı bildiğini iddia veya gaybı bildiğini söyleyene inanmak şirktir.
Fala bakmak, baktırmak da söylenilenlere inanmak da şirktir.
k) Kul dünyada Allah’ı görür mü ?
Musa (as) Allah’ı görmek istedi. Rabbı ona “sen beni asla göremezsin” dedi.
Kul Allah’ı dünya gözü ile göremeyeceği gibi Allah, kul da tecelli etmez, Allah’ın sıfatları kula yansımaz. Böyle söylemek ve inanmak şirktir.
Kur’an’da : O’na gözler erişemez (En’am : 103 ) buyrularak Allah’ın görülemeyeceği bildirilmiştir. Çünkü Cenab’ı Allah şekli ve maddi bir varlık değildir. İnsanın gözü Allah’ı görmeye müsait değildir.
Bir hadiste : “ Allah’ı görmek hiçbir kimseye mümkün ve muvafık değildir” (Hadis Ans. 17 / 1328 J. Canan) buyrulmuştur.
Rüyada Allah’ı gördüm diyen ona bir yer ve şekil izafe etmiş olur. Halbuki Allah şekilden, mekandan münezzehtir.
Ömer Nesefi : “Rüyada Allah’ı gördüğü iddiasında bulunan kimse puta tapandan daha şerlidir”(Akaid :90)
L) Kul şifa verir mi ?
Şifa Allah’tandır. Kabirlerde, türbelerde insanlarda şifa aranmaz. Derdi veren Allah dermanı da verir.
Peygamber (as) bir tabibe şöyle demiştir:
-Sen sadece hasta ile ilgilenensin tabip Allah’tır. (Ebi Davut, Tereccüt : 18 ) Tabib bir vasıta ve vesiledir.
İnsanın artığından şifa olmaz. Yediği yemekte, içtiği suda şifa aramamalıdır.
Allah’la kul arasına girende şirke düşer, katanda şirke düşer.
Ölmüş kimseden de bir şey beklenmez. Ölen, geride kalanlardan haberdar olur. Fakat geriye gelemez. Ne kendi gelir, ne de ruhu gelir. Dünyada kalanlara herhangi bir müdahalesi de olmaz. Fayda da veremez, zararda veremez. O, yapılacak küçük bir hayra ve okunacak bir fatihaya muhtaçtır.
Ölenin ruhu berzah alemine, cesedi kabre gider, dünya ile ilgili kesilir, dünyada herhangi bir icraatı olamaz. Aksini düşünmek şirk olur.
m) Kişiye kurban kesmek :
Kurban yalnız Cenab-ı Allah için kesilir. Kevser suresinde “Rabbın için kurban kes” buyrularak, kurbanın ancak Allah için kesileceği ifade edilmiştir.
Allah’tan başkasına kurban kesmek şirktir. O hayvan leş hükmündedir, eti de yenmez.
Maida suresinin 3. Ayetinde Allah’tan başkasına kurban kesilmesinin haram olduğu bildirilmiştir.
Hayatta olan kişiye de, ölmüş olan kişiye de kurban kesilmez. Kesilen hayvanın kanı oraya buraya sürülmez.
Allah için kurban, bir ibadettir. Kurban kişi için kesilirse, ibadet kula yapılmış olur ki şirktir.
Hac’tan dönene, doğan çocuğa, gelen siyasi veya bir salih kula kurban kesilmez. Yani kişinin zatı için kurban kesilmez, ancak Allah için, Allah rızası için kesilir.
Hem kişi için hem de Allah için de kesilmez. Allah için yapılan, kula da yapılırsa, işte ortak koşma bu olur.