16-En büyük israf ekmek israfı oluyor. Evlere haddinden fazla ekmek alınıyor. Evlerden, lokantalardan, yurtlardan, askeriyeden tonlarca ekmek çöpe gidiyor. Poşete koyup duvar üzerine konuyor. Ağaçlara asılıyor. Eskiden “Ekmek gibi aziz ol denirdi” “Ekmek çarpsın” diye ekmek üzerine yemin edilirdi. Şimdi ekmek ayaklar altında çiğneniyor. Bazıları ekmekle ağzını siliyor. Sofralar israf sofrası olur. Müsafir gelecekse hazırlanan yemeğin, alınan ekmeğin, yapılan pastanın ölçüsü olmuyor; yendiği kadarı çöpe atılıyor. Kaç kişi gelecek, ne kadar yer bunu düşünmüyoruz. Yemeğin yarısı tabakta kalıyor. Tabaklar sıyrılmıyor. İçilen su yarım bırakılıyor. Çay içen çayın dörtte birini bardakta bırakıyor. Alışkanlığına uyuyor. Ramazanlarda daha çok karnı tok, sırtı pek olanlara iftar veriliyor. Karnı açlar açıkta kalıyor. Osmanlı’da güzel bir alışkanlık vardı. Karnı tok olanı doyurmak memnun etmek zor olur. İhtiyaç sahibi olan vatandaşlara iftar ikramında bulunurlardı. Kapı kapı dolaşırlar, ihtiyaç sahiplerinin karnını doyururlardı. Böylece hiçbir şey israf edilmezdi.
17-Bir defa çok yiyoruz. Acıkmadan yiyoruz. Öne geleni ele geçeni: ikram edileni ne olursa yiyoruz. Koca göbekler doymuyor. Çarşı, Pazar, market gezerken ne görürsek alıyoruz. İhtiyaç olduğu için değil ucuz diye alıyoruz. Cebimizde beş –on kart biriyle olmazsa biriyle alıyoruz. Obez nüfus her geçen gün artıyor. Fazla protein almak insan sağlığını bozuyor. Atalarımız: “ Çok yiyenin hizmeti az olur” demişlerdir. Yiyoruz, yiyoruz hazmede bilmek için kolalar, sodalar içiyoruz.
2005 yılında obezite tedavisi için devlet ve özel sektörde almış milyon harcandığı bildirilmiştir.
Tarım ve köy işleri bakanı Mehdi Eker’in açıklamasına göre 1,5 milyon insanın kilo vermek için harcadığı paralarla sekiz yüz atmış milyon aç insanın karnının doyabileceği hesaplanmıştır. 18-Çok yiyen insan ne yapmalı biliyor musunuz?
-Çok yemenin sebep olduğu hastalıkları düşünmeli,
-Oburluğun yapacağı manevi tahribatı düşünmeli,
-Az yemek ve az çeşitle çok yeme arzusunu kırmalı,
-İştah açacak şeyleri sofraya koymamalı,
-Obur kimselerle sofraya oturmamalı,
-Açlık çeken, açlıktan ölenleri düşünmeli,
19-Ekmek israfı ekonomimize büyük zararlar vermektedir. Bugün açlık tehlikesi çeken ülkeler zamanın da ekmeğin kıymetini bilmemiş, israf etmiş ülkelerdir. Ekmek bizden önce aziz bilinir, ekmek gibi aziz ol duaları yapılırdı. Ekmeğin yerini başka hiçbir şey tutmaz. İnsan için en önemli besin kaynağıdır.
d)- Söz buraya gelmişken bu konuda birkaç gazete haberine bakalım
“Yurdumuzun üç büyük ili olan İstanbul, İzmir, Ankara’da bir yılda on üç milyon lira değerinde ekmeğin çöpe atıldığı tespit edilmiştir. Üç ilimiz de yılda on dört milyon 821 bin 460 kg buğday karşılığı ekmeğin israf edildiği açıklanmıştır.”(5/10 1969 da tecüman)
Mili prodüktivite merkezince üç ilde yapılan tespite göre İstanbul’da 23141 kg buğdaya tekabul eden ekmek atılmaktadır. Ankara’da ise günde 16108 kg buğdaya İstanbul’da günde 23 ton ekmeğin israf edildiği , İzmir’de 3327 kg buğdaya eşit olan ekmeğin israf edildiği bildirilmiştir (2.22.1971 tercüman)
-“Üretilen seksen iki milyon ekmeğin dört milyon altı yüz bini çöpte. (22.08.2011 yeni akit)
-Çevre ve tüketici haklarını kotuma derneğinin açıklamasına göre: Türkiye’de günde 140 milyon ekmek üretiliyor. 14 milyonu çöpe gidiyor.(23.06.2010 yeni şafak)
Ekmekteki israf İMF’den alınan kredi kadar Türkiye’de çöpe atılan ekmeğin ekonomik büyüklüğü yıllık700 milyon doları buluyor. Fonun geçtiğimiz yılın nisan ayında verdiğimiz kredi ise 701 milyon dolardı.(30.08.2004 türkiye)
e)- İsrafın önlenmesi için neler yapabiliriz?
İsrafı önlemek, Bazı tedbirler almak zor bir iş değildir. Bazı tedbirleri şöyle sıralayalım.
1)-Üretim tüketim dengesi sağlanmalı, dışa bağımlılıktan kurtulunmalı, komşular füze yaparken baş örtüsü ile uğraşmamalı, hayali düşmanlar icat edilerek güç boşa harcanmamalıdır.
2)-Eğitimle tüketim çılgınlığının önüne geçilmelidir.
3)-Hiçbir şey hor ve hovardaca kullanılmamalıdır.
4)-Zaman iyi değerlendirilmeli, gereksiz tatiller iş gününe getirilmemelidir.
5)-Moda ve lüks hastalıkları tedavi edilmelidir.
6)-Devletin milletin malı kendi malımız gibi kullanmalı, hatta daha özenle kullanmalıyız. “Devletin malı deniz, yemeyen domuz” sözü yiyen domuz olarak öğretilmelidir.
7)-tatilin boş zaman demek olmadığı, iş değiştirme demek olduğu öğretilmelidir.
8)-Hapiste yatanlardan, askerlik yapanlardan azemi derecede yararlanılmalıdır.
9)-Okullarda kuru eğitimden vazgeçilip hayatı bilgiler verilmelidir.
10)-Çalışma hayatı yeniden düzenlenmelidir.
Amerika’lı bir devlet adamı Türkiye’ye ziyarete gelmişti. O günlük ziyaretten sonra gazeteciler sordular:
-Türkiye’deki çalışma hayatını nasıl buldunuz?
Üç kelime ile özetledi. Türkiye’nin durumu: Eating, meeting, briefing: ( yani yemek toplantısı, iş toplantısı, ve briifing) demiştir. Bizde toplantılardan arta kalan zamanlarda iş ve üretimle uğraşılıyor.
11)-Ocağa göre tencere koymak, ağzını kapatmak fırınların devam eden enerjisinden yararlanmak buz dolabını güneşten korumak, televizyon, radyo, video gibi elektrikli cihazların kapandıktan sonra fişini çekip enerji kaybını önlemek, tasarruflu lamba kullanmak, diş fırçalarken tıraş olurken suyu boşuna akıtmamak. Abdest alınan meyve yıkanan suyu bitki ve ağaç sulayarak değerlendirmek israfı önleyecektir.
12)-Yapılan işlerde israfa yönelik olan çevrenin baskısına aldırış etmeyip gerekli olanı yapmak
13)-Zenginlerimizin “ ben kazandım istediğim gibi harcarım” düşüncesi ile ceket yakmak, para savurmak , tabakların üstünde tepinme çılgınlığından vazgeçmesi.
14)-İsrafı en güzel inançla önleyebiliriz. Bu konuda Hz. Peygamberden yararlanmalıyız.bir araştırmaya göre inançlı kimselerde ve ailelerde israfın çok az olduğu görünmüştür. Bugün milyonlarca insan açlık sınırındadır. Bu konuda dinin etkisinden yararlanmalıyız.
f)-Ekmek israfı konusunda alınacak tedbirler neler olmalıdır?
1)-Ekmeğin gramaj çeşidi arttırılmalıdır.
2)-Halka israf konusu iyi anlatılmalı, evde kuruyan ekmeğin çorbanın içine atılarak veya yumurta ile kızartılarak yenmesi öğretilmelidir.
3)-Yanık, kalitesiz, iyi pişmemiş ekmeklerin satışa sunulması engellenmelidir
6)-İhtiyaçtan fazla ekmek üretilmemeli ve alınmamalıdır. Yurtta, orduda, hastanede, ekmek, ihtiyaca göre kesilmelidir, kurumaması için poşet içerisinde tutulmalıdır. İsraf, tasarruf, tutumluluk, yerli malı kullanımı gibi konular okullarda ders olarak okutulmalı. Bu eğitim hapishanelerde ve askeriyede yapılabilir. Çünkü: İktisat eden sıkıntıya düşmez.