Ülkemizde toplumun her kesimine olduğu gibi kadına uygulanan şiddet artmakla birlik de şiddete bağlı ölüm olaylarında büyük artışlar meydana gelmek de , gün geçmiyor ki görsel medyada veya gazetelerin iç sayfalarında ölümün ve şiddetin olmadığı gün olsun . Günümüzde kadınların evde, sokakta, karakolda gösteri ve yürüyüşlerde karşı karşıya kaldıkları işkence, taciz, dayak ve tecavüz olayları çoğalıyor. Bu tablo sıklıkla işlenen kadın cinayetleri ile daha da derinleşiyor. Ülkemizin dört bir yanında kadınlar şiddete maruz kalmakla birlik de vahşice katlediliyor çoğu zaman devlette buna seyirci kalıyor. Kadına yönelik şiddetin önlenmesine ve kadın erkek eşitliğinin sağlanmasına yönelik kağıt üzerinde kalan yasalardan ve genelgelerden öte bir devlet politikası söz konusu değil.Bu zihniyetle olması da mümkün görülmüyor.
Kadına yönelik şiddet ve ayrımcılığa ilişkin mevzuatın uluslararası standartlara ulaştırılması, kadınlara yönelik eğitim ve araştırma projelerinin yürütülmesi, kadınlara karşı her türden ayrımcılık ve şiddetin önlenmesi için etkin ve caydırıcı yasalar çıkartılmalı uygulaması takip edilmeli ve temel bir devlet politikası olarak ele almadan çözülmesi olanaksız bir sorundur. Şiddetin önüne geçmek için kadınların daha çok bilinçlenmesinde yatıyor. Bu yüzden televizyonlarda programlar yapılmalı, sahip oldukları haklardan bahsedilmeli ,ancak yinede Kadına yönelik şiddetin önlenmesi için önce kafaların değişmesi gerekiyor. Toplumu oluşturan bütün birimlerin bakış açısının değişmedikçe bu sorunu çözme imkanı yok. Bu da uzun vadede ancak eğitimle mümkün olabilir.Evet, ülkemizde eğitimsizlik seviyesinin yüksek olması ve işsizlik oranın yüksek olması evde sorunları da beraberinde getiriyor.
Ulusal ve uluslararası tüm gelişmelere rağmen, kadına yönelik şiddet tüm dünyada 21. yüzyıla taşınan en önemli sorunlar arasında yer almaktadır. Toplumsal yaşamın her aşamasında rastlanan kadına yönelik şiddet olgusu; kadının maddi ve manevi bütünlüğüne ağır zarar vermesi nedeniyle ciddi bir halk sağlığı sorunu olmasının yanı sıra, kadının toplumsal yaşama aktif ve üretken katılımının önüne geçerek sosyal ve ekonomik kalkınma önünde bir engel oluşturmakta, kadın-erkek eşitsizliğinin devamına neden olmaktadır.Çok boyutlu bir sorun olan kadına yönelik şiddeti ortadan kaldırmak, ancak toplumun tüm kesimlerinin ortak ve kararlı mücadelesi ile mümkündür.
2002'den 2009'a kadar geçen sürede, yan ilk yedi yılda, kadın cinayetleri yüzde 1400 artmış. Rakamlar, her yıl itibariyle artış gösteriyor. 2002 yılında 66 kadın öldürülmüşken, 2003'de bu sayı 83'e, 2004'de 164, 2005'de 317, 2006'da 663, 2007'de 1011 ve 2008'de 806'ya çıkıyor 2009 ilk yedi ayında bu rakamlar inanılmaz boyutlara taşındı ve rakam 960 gibi bir rakama ulaştı.bu rakamlar devlet kayıtlarına giren rakamlardır.Bir bu kadardan fazla kırsal alanlarda kayıtlara girmeyen kadın cinayetleri mevcut.Daha temiz bir toplum için, bizi doğuran ve büyüten o kadınlar için. Peygamber efendimizin "cennet anaların ayaklarının altındadır "sözü ile değer veremediği o kadınlar için gelin kadına şiddete HAYIR demekle kalmayalım her türlü şiddete ve baskıya nereden gelirse gelsin kime uygulanırsa uygulansın hayır diyelim, avazımız çıktığı kadar..
Sevgilerimle.