Günümüz Çocukları Daha Şanslı

Son güncelleme: 05.02.2014 14:17
  • Her şeyi hazır bulmuş, her istediğine anında ulaşmış, yokluk nedir görmemiş, açık alan yerine kapalı ve daha steril ortamlarda büyümüş, lüks bina ve sitelerde kendine ait bir odada yaşama şansını yakalamış günümüz çocuklarının çok şanslı olduğu anlatılır hep.
    Evet, bunların yanında daha birçok avantaj sıralanabilir. Bütün bu avantajlar anne ve babalar tarafından çocukların başına kakılır, onların bu imkânların onda birine bile sahip olmadıkları söylenir. “Ben senin yaşındayken” serzenişiyle başlayan cümlelerin arkasından ne geleceğini çocuklar çok iyi bilir. Özellikle ergenlerin bu cümlelerden ne kadar nefret ettiğini çok iyi bilenlerdenim. Çünkü burada ebeveyn çocuğunu kendisiyle kıyaslamakta ve kendince örnek göstererek değişmesini beklemektedir. Bu iyi niyetli davranışın sonuçsuz kalmasının nedeni yaşam şartlarının ne kadar değiştiğinin farkında olunmamasıdır.
    Kendi oyuncağını kendisi üreten çocukla hazır bir sürü oyuncağı olan çocuk arasında, popüler kültürün dayattığı ve seçme şansının olmadığı çocuklarla kendi tercihleri olan çocuklar arasında, tüm ihtiyaçları ebeveynleri tarafından karşılanan çocuklarla, kendi kendine yetmeyi öğrenen çocuklar arasında çok fark vardır.
    Günümüz çocukları daha çok dış faktörlere bağlı olarak ani ve geçici olan sevinç ve üzüntüyü yaşarken bu günün yetişkinleri çocukken şahsiyet olma yolunda maddeyi mana içinde özümseyen, kalıcı olan ve kişinin içinden dışa yansıyan huzur ve hüznü yaşamışlardır. Birinde mutlu olmanız dış faktörlere bağlı diğerinde iç faktörlere. Biri anlık diğeri daha kalıcı ve sabırla sizi olgunlaştıran bir durumdur.
    Büyüklerimiz yaşadıkları zorluklardan, çektikleri sıkıntılardan bahsederken bunların onlara kazandırdığı donanımları genellikle ıskalarlar. Bugün iş hayatında küçük, büyük tüm başarıların altında o günün şartları dolayısıyla yaşadığımız ve bizi olgunlaştıran zorluklar vardır. Bu kuşak belki iyi bir eğitim alamadı ama bugünkü çocukların yakalayamadığı paylaşarak ve bir arada yaşamanın keyfini doyasıya yaşadılar. Sokak çocukları olarak büyüdüler (Sokakta yaşayan evsiz çocuklarla karıştırmayın). Bugün betonlarla kaplı alanlarda, otopark olarak kullanılan ve adım atılamayan sokaklarda ve arsalarda kaleler kurulur umarsızca top oynanır ya da sek sek, sobe, birdirbir gibi bu günkü çocukların bilmediği ve oynamadığı oyunlar oynanırdı. Bir mahallenin farklı yaşlardaki tüm çocukları hep bir arada oynaşarak, paylaşarak, tartışarak, kaynaşarak bazen dövüşerek ama sonunda kol kola barışarak büyüdüler. Sokaktaki mesai ya akşam ezanıyla ya da babaların işten gelmesiyle sona ererdi. Paylaşan, oyun oynayan, enerjisini doğru bir şekilde boşaltan ve terleyen çocuklar mutlu bir şekilde evlerinin yolunu tutarlar.
    Can Dündar bir yazısında bakın o eski günleri nasıl özlemle satırlara döküyor: “Eskiden Çember çevrilir, su musluktan içilir, ağaçlara tırmanılırdı. Bebekler bezden, silahlar tahtadan, resimler kömür karasından yapılırdı. Kızlara ninelerinin, erkeklere dedelerinin isimleri konulur, saatli maarif okunurdu. Komşuda pişen Bize... Bizde pişen komşuya düşerdi. Geceler ayaz, sokaklar karanlık, yıldızlar parlak olurdu. Turşu, salça, mantı evde yapılır, karpuz kuyuda soğutulurdu. Erik ağacının çiçeği, pencere camımıza yaslanır, güz yaprakları bahçemize düşerdi. Kardan adam yapılır, evlerde soba yakılır, kış gecelerinde masal anlatılırdı. Merdiven çıkılır, aidat ödenmez, yönetici seçilmezdi. Evler badanalı, sokaklar lambasız, mahalleler bekçili olurdu. Ajans radyodan dinlenir, çizgi roman okunur, defterlere kenar süsü yapılırdı. Hayat, arkası yarın gibiydi, kesintisizdi. Her gün yaşanacak bir şey vardı. Herkes kendi düşünü kurar, Kendi hayatını oynardı.
    Şimdi, herkes yoğun, yorgun ve tek başına...”
    Şimdi soruyorum size, bu güzellikleri ve beraberinde bazı sıkıntıları olan bir çocukluk mu yaşamak isterdiniz yoksa günümüzün her şeyi hazır bulan, istediği her şeye kolayca ulaşan, bir dediği iki edilmeyen popüler kültürü özümsemek zorunda bırakılan ve dört duvar arasında odasında özgür(!) olan bir çocukluk mu yaşamak isterdiniz?
    alıntı
#05.02.2014 14:17 0 0 0