Dışarımda mütemadiyen devrilen dünya; resimler, cisimler, sisler ve izler. İçimde ellerin.
Hâr’ın suyu, yâr’in uykuyu tanımadığı yerden, -seni değil leylî- ölümü oyun tutan iklim ağrısıyla ellerini sevmeye geldim. Yağmurun saçlarını okşarcasına müşfik, ömrümü sarsarcasına pervasız; sonra akşam, sonra hasret, sonra çâre ellerin. Kaç yangın tohumu serper de yüreğime, sus-uma usulca sızıverir parmakların. Bilmezler, bilmezsin; ne çocuk, ne ıslak-mai