Bir insanın mutsuzluğundan mutlu olmak,
acıyla kaybedişinden keyif duymak,
kendinden aşağı hakir görmek,
böbürlenmek,
ezip geçmek,
dostunun, sevdiğinin bile başarısından rahatsız olmak sadece korkaklığın yarattığı zavallılıktır.
Savaş gibi, şiddet gibi.
Bir insanı gülümsetmek, yüceltmek, iyiliğine iyilik katmak, kendi gözündeki çapağı bilip karşındakini yargılamadan sevebilmek ise gerçek erdemdir.
Simülasyonun, zihnin yarattığı dünyanın oyununa düşme.
Gerçek bataklıkta, gerçek sandığımız yanılsamalarda değil, yüreğinin çiçek tarlalarında.
Asık suratlar, selamsız bandolar, kibirli bedenler sadece kayıp ruhlar.