Pompidou Kültür Merkezi - 1977 Fransa

Son güncelleme: 29.04.2014 00:02
  • Seinne Nehri’nin sağ yakasında Paris’teki Beaubourg bölgesindeki Rue du Renard’da yer alıyor.

    noimage
    Galeriler müzeler kütüphaneler konser salonları. Ancak sağlam klasik binalarda bulunan bu tip yerler uzun süre boyunca ilham perilerinin kutsal tapınakları sayıldı. 1970′lerde Paris’te sanata dair inanışları bir kenara iten mimaride bir dönüm noktası sayılan çok amaçlı bir kültür merkezi yapıldı. Centre National d’Art de Culture Georges Pompidou unutulması kolay bir bina değil. Dış cephesinde aşağı- dan yukarıya renkli devasa boruların uzandığı ön tarafta boruların arasından bir asansörün süzüldüğü bina bir fabrika ya da petrol rafinerisine benzetilmiştir. Ancak bu görüntü put kıran olma isteğinden kaynaklanmıyor. Modern teknolojide değişim yolu açılınca mimarlar ısıtma ve su borularını elektrik kablolarını ve havalandırma sisteminin duvarlar ardına saklama gereği duymadı. Bu şekilde bunların bakım ve onarımı da kolay olacaktı.

    Bazıları bu yaklaşımı çirkin diye nitelendirdi. Diğerleri ise iç mekana normalde olmayan bir esneklik kazandırdığı için bu tarz mimariyi çok cesur ve dahiyane bir fikir olarak değerlendirdi. Kütüphane modern sanat müzesi endüstriyel tasarım alanı ve müzikal araştırma kurumu olarak hizmet edecek bir bina tasarım yarışması duyurulduğunda 49 ülkeden 681 mimarın projesi teslim edilmişti. Jüri üyelerine göre tüm bu özellikleri en iyi şekilde bir araya getiren projenin sahibi mimarlar Renzo Piano ve Richard Rogers idi.

    Paris’in Beaubourg bölgesindeki Pompidou Kültür ve Sanat Merkezi’ne genelde sadece Beaubourg deniyor. 1930′larda temizlenen bölge 1971′de kazanan projenin yapı çalışmaları başlayana dek sahipsiz kaldı. Bugün burası sadece içerisinde olup bitenle değil önündeki meydanda gösteri yapan hokkabazlar akrobatlar ateş yutanlarla da dikkat çekiyor. Böyle bir alan yaratma fikri yine bu iki mimara aitti. Teslim edilen projelerin arasında sadece onlarınkinde arazinin yarısı Paris’in göbeğinde bir açık alan yaratmaya ayrılmıştı.

    Paris’e ihtiyaç duyulan bir referans kütüphanesi ve sergi salonu kazandıran komplekste ayrıca bir sinema ve konser salonu çocuk alanı bar ve restoranlar yer alıyor. 1977′de ilk açıldığında günde 45 bin ziyaretçinin akınına uğruyordu. Çok geçmeden Eyfel Kulesi’nden daha popüler bir yer haline geldi. Her ne kadar mimarların tam olarak istediği gibi yapılmamış olsa da (Para ve zaman sıkıntısı yüzünden hareket eden zeminler gibi bazı idealist planlar gerçekleştirilemedi) taklidi birçok binaya esin kaynağı oldu. 1977′de Architectural Review onu “Batı toplumundaki teknolojik coşkunun en üstün olduğu an” diye nitelendirildi. Bugün bu coşku pek kalmamışa benziyor.

    alıntı
#29.04.2014 00:02 0 0 0