Sacre-Coeur Paris’in birçok yerinden görülüyor. Clichy ile Rochechouart bulvarlarının kuzeyinde yer alıyor.
SACRE-COEUR (Kutsal Kalp’in Kilisesi) Paris’in kuzeyindeki Montmarte’ın tepesinde ya da Butte’de yükseliyor. Perigueux’un güneybatısındaki St. Front Katedrali’nden esinlenerek yapılmış.
Beş kubbesiyle Venedik’teki San Marco kilisesini andıran St. Front 12. yüzyılda yapılan olağandışı Bizans-tarzında bir kiliseydi. 19. yüzyılda St. Front restore edildi ve restorasyondan sorumlu mimarlardan Paul Abadie 1874′te Sacre-Coeur’ü yaparken St. Front’dan esinlendi. Kimileri Abadie’yi St. Front’u mahvettiğini buna karşın Sacre-Coeur’de çok daha zarif bir yapı inşa ettiğini savunup eleştirir. Proje devletten de destek aldı ve Fransa’nın 1870-71′de Fransa-Prusya Savaşı’ndaki yenilgisi sonrasında geri kazandığı özgüvenin sembolüydü. Paris başpiskoposunun öldürüldüğü Paris Komünü diye bilinen savaş sonrası yükselişin temelleri Montmartre’da atıldı. Bu yüzden kilisenin inşası bu hareketin bastırılışına da işaret eder. Kilise Katolik Roma hiyerarşisinin onayıyla ulusal pişmanlığın bir sembolü olarak yapıldı.
Yeni kilisenin ona tipik beyaz parlaklığını veren taşları güney Paris’teki Chateau-Landın’dan geldi. İlk başlarda inşaat yavaş ilerliyordu. Temeller atılırken sıvaların yapmak için kullanılan alçı taşlarının yapıldığı civardaki taş ocakları kullanıldı. Bina 1891′de ibadete açılsa da yapımı 1919′a kadar sürdü. Avrupalıdan çok oryantal bir hava veren büyük kubbe yaklaşık 79 metre yüksekliğinde Ziyaretçiler kubbenin tepesinden ziyaretçiler engin Paris manzarasına ve kilisenin içine bakabilir.
Kubbeden 30 metre yüksekteki çan kulesi 3 metre yüksekliğinde ve 19.3 ton ağırlığında olan dünyanın en büyük çanlarından birine ev sahipliği yapıyor. Savoy ilinin 1895’te hediye ettiği çan Savoyarde diye de bilinir. Kilisenin içinde birçok mozaik çalışma yer alsa da orijinal vitray cam İkinci Dünya Savaşı’nda yok oldu. Mozaikler Kutsal Kalp’e olan bağlılık temasını işliyor. Yüksek merdivenlerle çıkılan ön cephe İsa ile Samaryalı kadın ve Simon’un evindeki Meryem heykellerini sergileyecek şekilde tasarlanmıştı. Ziyarete açık olan kilisenin altındaki yeraltı türbesinde dini sanat eserleri sergileniyor.
Merdivenlerin bittiği yerde kilisenin dışındaki terasın manzarası harika.
Buradan aşağıya inildiğinde Butte’nin dar geliniyor. Montmarte’ın ortaçağ manastırının dışında geriye kalan sadece St. Pierre kilisesi. 19. yüzyılda restore edilen kilisenin romantik bir bahçesi var. Place du Tertre şirin 18. yüzyıl evleriyle Montmartre’ın “köy meydanı”. Rue de Cortot’daki Montmartre Müzesi’nde sanatçıları müzisyenleri yazarları kafeleri ve gece kulüpleriyle bölgenin Bohem yaşamına dair anılan sergileyen resimler fotoğraflar ve hatıraların bulunduğu bir dükkan var. Ancak Sacre-Coeur Montmartre’ın baş tacı olmaya devam ediyor.