Bitki çaylarının Azı Karar Çoğu Zarar

Son güncelleme:
  • Son yıllarda market raflarında daha çok yer kaplıyor bitki çayları. Televizyonlarda, gazetelerde faydaları anlatıla anlatıla bitirilemiyor.

    Ne oldu da bitki çayı piyasasına nur yağdı, faydaları doğru mu, hangisinden ne kadar içmeli?

    Bitkisel ilaç bilimi uzmanı Prof. Dr. Erdem Yeşilada anlattı.

    Bugün keyif için içilen çay bilinen en eski ve basit ilaç uygulaması aslında. Tıp ilminin gelişmesiyle bitkisel ilaçlar yani çaylar, macunlar ‘koca karı ilaçları’ diye ötelenmiş.

    Son 10-15 yıldır bitkilerin biyolojik etkilerine ve kimyasal içeriklerine yönelik araştırmalar muazzam arttı.

    Dolayısıyla halk arasında ‘şifalı’ diye bilinen bitkilerin bilimsel olarak da sağlığa yararlı olup olmadıkları ve kimyasal içerikleri, varsa riskleri biliniyor.

    Artık insanlar, doktor ve bilim adamı tavsiyesiyle hastalıklardan kurtulmak veya hasta olmamak için bu çayları tüketiyor.

    Dahası dev gıda firmaları, bitki çayı sektörüne büyük yaptırımlar yapıyor.

    Hatta hazırladıkları özel bitki çayı harmanlarına ‘büyülü’ ismini veriyor.

    Yeditepe Üniversitesi Ezcacılık Fakültesi Farmakognozi ve Fitoterapi anabilim dalı başkanı Prof. Dr. Erdem Yeşilada, bitki çaylarının yararlı olduklarının yadsınamayacağını ama mucize olarak da tanımlanmaması gerektiğini söylüyor.

    Mesela karaciğer dostu olarak bilinen karahindiba bitkisi sadece karaciğer fonksiyonlarını desteklemek ve onarmakla kalmaz, safra artırıcı özelliği nedeniyle bilhassa yağlı besinlerin sindirimini de kolaylaştırır.

    İdrar artırıcı etkisi sebebiyle böbrekleri çalıştırır, vücuttan ödem atılmasını sağlar.

    Kullanıcının tüm bu etkileri göze alarak ve bilerek tüketmesi gerekiyor.

    Her otun çayı olur mu?

    Yeşilada, her bitkinin de çayı olmayacağını söylüyor.

    Çünkü bitki çaylarının belirgin avantajı, su içerisinde çözülen ya da homojen olarak dağılabilen fitokimyasalların emiliminin ağızdan başlayarak sindirimde daha hızlı sağlanması.

    İşte bazı bitkilerin bileşimlerinin tümü suda çözülemiyor. Dolayısıyla her bitkinin çayı olmuyor.

    Bitkileri üç gruba ayırıyor Yeşilada:

    Kuvvetli etkili, orta ve zayıf etkili bitkiler. Kuvvetli etkili bitkilerin çay olarak kullanılması tehlikeli. Mesela yüksükotu yapraklarında bulunan dijitoksin adlı bir madde kalp kasının kuvvetle kasılmasını sağlayan bir madde.

    Orta etkili bitkiler ise uygun miktar ve sıklıkta kullanıldığında zararlı olmayan, uzun süre ve yüksek miktarlarda kullanıldığında bazı olumsuz etkilere yol açabilen bitkiler.

    Zayıf etkili bitkiler ise, önerilen miktarda ve uzun süreli kullanılması sakıncalı olmayan bitkiler.

    Papatya, tıbbi nane ve ıhlamur bu tip bitkiler arasında.

    Bitki çayları da zayıf etkili bitkiler grubunda. Orta etkili bitkiler bazen az etkili bitkilerle birlikte kullanılabiliyor.

    ‘Mucize bitki ilacı diyenlere kanmayın’

    Prof. Dr. Erdem Yeşilada, son yıllarda bitki çayı sektörünün hızla büyümesinin, yararlarının bilimsel olarak kanıtlanması kadar, sentetik ilaçlara karşı toplumun bilinçlenmesinden kaynaklandığını düşünüyor.

    Tabii artan kullanım başka bir riski gündeme getiriyor: Bitkilerin gelişigüzel kullanılması.

    Yeşilada, devlet kontrolünde üretim yapanların market ve eczanelerde satılan ürünlerini kullanmak gerektiğini söylüyor.

    Bir de kültürümüzde önemli bir yere sahip olan aktarların zamanın ruhuna ayak uyduramadığını, kendini yenileyemediğini düşünüyor.

    Dağdan toplanmış olması, sağlıklıdır anlamına gelmiyor.

    Prof. Dr. Erdem Yeşilada: Bilimsel çalışmalar, artan çevre kirliliği nedeniyle sağlıklı bitki bulunmasının tüm dünyada neredeyse imkânsız hale geldiğini gösteriyor.

    Bu nedenle bitkilerin mutlaka kalite ve güvenilirlik analizleri yapılmalı. Çevresel toksinler, radyasyon, ağır metaller, tarım ve veteriner ilaçları, mikrobiyolojik risklerin uluslararası kabul edilebilir standartlarda olup olmadığı mutlaka kontrol edilmeli.

    Ayrıca doğru bitki mi, içinde yeterli etkili madde var mı gibi hususlar analizlerle ortaya konulmalı. Aktar ve baharatçılarda satılan bitki çaylarında bu analizler maalesef yapılmıyor.

    Yani insanlar sentetik ilaçların zararlarından kaçayım derken, bu sağlıksız ürünlerdeki toksinlerle daha büyük bir tehlikeye atılabiliyor. Bu nedenle eczane ve marketlerde güvenilir markaların ürünlerinin kullanılmasını öneririm.

    Şunu akıldan çıkarmayalım. Manavdan aldığımız sebze ve meyveyi yıkıyor, hatta bazılarımız sirkeli suda bekletiyoruz. Bitki çayları kurumuş olduğu için yıkandığında etkili maddeleri kayboluyor. O halde bitki çayının mutlaka güvenilir ve temiz olduğundan emin olmalıyız.

    Bitki çayları nasıl saklanmalı?

    Bitki kısımları (kök, yaprak, çiçek) çay hazırlamak üzere ufalandığında ya da toz haline getirildiğinde oksijenle etkileşime girer ve değişime uğramaya başlar. Bu sebeple, havayla teması aza indirmek, ağzı sıkı kapalı kaplarda muhafaza etmek gerekiyor.

    Güneş ışığı da bitki çaylarını olumsuz etkiliyor. Doğrudan güneş ışığından korumak ve karanlık yerlerde saklamak en doğrusu.

    Alıntı
0 0 0