Kalça Ağrılarının Sebepleri

Son güncelleme:
  • kalça ağrısı - kalçalarda ağrı - kalçaya vuran ağrılarnoimage
    Kalça ağrısı yapan çok çeşitli sebepler vardır. Romatizmal hastalıklar, kalça ekleminde kireçlenme, bazı enfeksiyon hastalıkları, bel fıtıkları, omurga bozuklukları, travma gibi. Sizde çok çeşitli tahliller yapılmış, ancak bir sonuca ulaşamamışsınız. Anlattıklarınız ve çekilen film sonuçları bel fıtığını hatırlatmaktadır. Ağrının kalçalarınıza vurması, o taraftaki bacakta incelme olması da bunu desteklemektedir. Sizin bir beyin cerrahi uzmanına muayene olmanızı tavsiye ederim. Romatizmal hastalıklarda ağrılar yaygın olur. Ateş, halsizlik gibi başka belirtiler de gösterir. Brucelloziste ise terleme, ateş, aşırı halsizlik olur. Sizin yazdıklarınız da bunlara uymamaktadır. Üniversite hastanesi beyin cerrahi bölümünde kontrollerinizi yaptırabilirsiniz.

    Gebeler dengelerini nasıl kaybetmiyor

    Bilim adamları, kadınların dengelerini kaybetmeden ve düşmeden hamileliklerini nasıl sürdürebildiklerine açıklama getirdiler.

    Bilim adamları, erkeklerle kadınların omurgalarının alt kısımlarında ve kalçadaki bir eklemde, kadınların ağırlık merkezini ayarlamalarını sağlayan bazı farklılıklar olduğunu saptadılar.

    Nature dergisinde yayımlanan araştırmada, bu ince evrim mühendisliğinin sadece insanlarda ve insanoğlunun yakın atalarında görüldüğü, şempanze ve maymunlarda bulunmadığı belirtildi.

    Harvard antropoloji araştırmacısı Katherine Whitcomb, kadınlar ve erkekler arasında, şimdiye kadar dikkatlerden kaçan iki fiziki farklılık saptadı. Whitcomb, bu farklardan birinin, kadınların bel omurlarının alt kısmının kama biçiminde, erkeklerinse daha dik olması; diğerininse, kadınlarda önemli bir kalça kemiği bağlantısının erkeklere kıyasla yüzde 14 daha büyük olması olduğunu bildirdi.
    Araştırmacılar, bu ufak farklılıkların kadınlara, fazladan ve giderek artan yükü düşmeden taşıma ve taşırken sırt ağrısı çekmeme imkan sağladığını belirttiler.

    Evrimsel olarak iki ayak üstünde yürümenin bazı avantajları olsa da, özellikle gebeler açısından dört ayaklılara nispeten bazı dezavantajlar yarattığına dikkat çekiliyor. Ancak Harvard antropoloji profesörü Daniel Liberman, kadınların omurgalarındaki bu farklılığın, iki ayak üstünde yürümenin dezavantajını ortadan kaldırmak için evrim süreci içinde geliştiğinin düşünüldüğünü belirtti.

    Kundak, kalça çıkığına yol açıyor

    Harran Üniversitesi (HRÜ) Tıp Fakültesi Ortopedi Bölümü Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Erdem Uğur Işıkan, bebeklerde kundak uygulamasının kalça çıkığına yol açtığını söyledi. Prof. Dr. Işıkan, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde bebeklerin, düzgün bir omurga yapısına sahip olmaları için doğumdan sonraki aylarda kundağa sarıldığını ifade etti.

    Bebeklerde, sıkı kundak uygulamasının ciddi sakatlanmalara yol açtığını belirten Işıkan, “Anneden geçen hormonların etkisiyle eklemlerde gevşeklik olur. Anne karnında yeterli gelişim gösteremeyen bebeklerin, doğumdan sonra kundağa sarılması kalça çıkığına yol açıyor. Bu tür durumlarda zaman kaybetmeden hekime başvurulmalı ve tedaviye başlanılmalıdır. Erken teşhis sakatlık riskini azaltır. Aksi halde cerrahi müdahale gerekebilir.”

    Prof. Dr. Işıkan, bebeklerde kalça çıkığını önlemek için kundak uygulamasından vazgeçilmesi gerektiğini belirterek, “Bebeklere, içinde rahat edebilecekleri giysiler giydirilmeli” dedi


    Dünya nüfusunun giderek yaşlanması, yaşlılığa bağlı sağlık problemlerini daha çok gündeme getiriyor. Bu problemler arasında yaygın olarak gözlenen kalça kırıkları ve kireçlenmeler de mutlaka tedavi edilmesi gerekenler olarak gösteriliyor. Kalça kireçlenmeleri kişinin hayat kalitesini düşürürken, kalça kırıkları ise yaşlı hastanın hayatını kaybetmesine dahi sebep olabiliyor. Araştırmalara göre, kadınlarda osteoporoza (kemik erimesi) bağlı kalça kırıkları, hâlâ ölüm sebeplerinde ‘ilk’ sıralarda yer alıyor. 70’li yaşlarda başarılı bir şekilde ameliyat yapılsa dahi yaşlıların yüzde 50’si 2 yıl içinde kaybedilebiliyor. Çünkü kalça kırıkları organ iflasının ilk belirtisi olarak kabul ediliyor.

    Protez şart.
    Kalça kırıkları ve kireçlenmelerin tedavisinde protezlerin yaygın bir yeri bulunuyor. Ancak protez her zaman kullanılmıyor. Hangi protezin kullanılacağı ise hastanın yaşına ve kemik yoğunluğuna göre değişiyor. Anadolu Sağlık Merkezi Ortopedi ve Travmatoloji uzmanı Dr. Aydın Yücetürk, kalça kırığının oluştuğu durumlarda hastaya mümkün olduğunca kısa süre içinde protez uygulanarak ayağa kalkmasının sağlandığını söyledi. Kireçlenmelerde ise önce fizik ve ilaç tedavisi uygulandığını belirten Yücetürk, “Eğer kişi ‘100 metre mesafeyi yürüyemiyorum’ ve ‘ağrı nedeniyle gündelik ihtiyaçlarımı dahi karşılayamıyorum’ diyorsa o zaman bu hastaya kalça protezi takılır. Kırık durumunda ise zaman geçirmeden protez uygulanır” şeklinde konuştu.


    Yücetürk, ayrıca kalça protezi operasyonunun gerçekleşebilmesi için hastanın anestezi alabilecek durumda olması gerektiğini kaydedek “Ameliyat dışında bu hastaların başka tedavisi yok. Bu hastaları ameliyat etmediğiniz taktirde ölüme terk etmiş oluyorsunuz” dedi. Ameliyatın genel anestezi altında ya da belden uyuşturma şeklinde yapıldığını, hastaların uzun süre yattıkları zaman ayağa kaldırmanın çok zor olduğunu ifade eden Ortopedi ve Travmatoloji uzmanı Doç. Dr. Semih Takka da, “Bu sebeple hastayı mümkün olduğu
    kadar kısa süre içinde gündelik hayatlarına geri döndürmek gerekiyor.
    Kalça kırıklarında hastaların çok kısa süre içinde ameliyat edilmesi son derece önemli. Yatalak duruma gelmiş bir hastayı tekrar ayağa kaldırmak çok zordur” diye konuştu.

    Yaşlıları kurtaran tedbirler

    KALÇA kırıkları osteoporozun da etkisiyle 3’te 2 oranında kadınlarda daha faza görülüyor. 65 yaşın üzerinde her üç kadından birinde el bileği, omurga, kalça kırığı riski varken, erkeklerde bu oran daha da düşüyor. Riskleri en aza indirmek için gündelik hayatta mümkün olduğu kadar düşmeleri önleyici tedbirler gerekiyor. Uzmanlar hayat kurtaran bu tedbirleri şöyle sıralıyor:

    Yaşlıların yatağının ucunda mutlaka sehpa lambası olmalı.

    Geceleri tuvalet problemine karşı, yatak odası ile banyo arasının muhakkak iyi ışıklandırılmış olması gerekir.
    Kaygan zeminlerde kullanılan malzemelere dikkat edilmeli.

    Küvete girip çıkmak için dengelerini kaybetme riski olduğundan, yaşlıların banyosunda mümkün olduğunca küvet olmamalı.

    Eğer evde basamaklı bir yer varsa buraların da açık renk halıyla döşenmesi ve aydınlatılması iyi yapılmalı.
    Yaşadıkları ortamlarda ortalıkta sehpa, gazetelik gibi eşyalar mümkün olduğu kadar bulundurulmamalı. Takılıp düşmeleri önlemek için de ortalıkta telefon, bilgisayar, televizyon gibi elektronik eşyaların kabloları olmamalı.
    Halılar kaymayacak şekilde desteklenmeli.

    alıntı
0 0 0