Sağlıklı Yaşamak İçin Suyun Önemi

Son güncelleme: 18.10.2014 19:16
  • suyun yaşam için faydaları - vücudumuzdaki su oranı - suyun tedavi ettiği hastalıklar - su ve hayat



    Su sağlıklı yaşamak için zorunlu gıdaların başında geliyor. Yemek yemeden haftalarca yaşayabiliyoruz ama su içmeden birkaç günden fazla yaşamamız mümkün değil!

    Yetişkin bir erkeğin vücut ağırlığının yüzde 60’ı su.

    İnsanlar vücut suyunun yüzde 10’unu kaybettiklerinde yaşamları tehlikeye giriyor, yüzde 20’sini kaybettiklerinde ise ölüm kaçınılmaz oluyor.

    Suyun görevleri:

    Enerji oluşması
    Büyüme ve yıpranan dokuların onarımı için protein sentezlenmesi
    Kan basıncının sağlanması
    Harcanmayan enerjinin yağ olarak depolanması
    Vücut pH’sının düzenlenmesi
    Metabolizma sonucu oluşan zararlı (toksik) atıkların dışarı atılması.

    Susuzluk hissi:


    Bir insanın susuzluk hissi ile su ihtiyacını ayarlayabileceği düşüncesi, çocukluk çağı için doğru olsa da ileri yaşlar için geçerli değildir.
    Susuzluk hisleri önemli ölçüde köreldiği için yaşlıların farkına varmadan susuz kalma tehlikeleri büyüktür.
    Ama birçoğumuzun yeteri kadar su içmediği açık. Bu nedenle vücudumuz tam anlamı ile görevlerini yerine getirmiyor ve çeşitli kronik hastalıklar ortaya çıkıyor.

    Yaş-Susuzluk hissi:

    İnsanlar yaşlandıkça susuzluk merkezleri duyarlılığını kaybetmektedir. Mesela birçok yaşlı serum takılacak kadar aşırı su kaybı olmasına rağmen kendisini susamış hissetmiyorlar.

    Bazı araştırmacılar ise yaşlıların 10-15 yıl içinde vücut sıvılarından 3.5-6 litre kadar su kaybının olduğunu saptamışlardır

    Günde ne kadar su içilmeli:

    Bazen gazetelerde ‘günde en az iki litre su için’ diye haberler çıkıyor, bazen de ‘çok su içmek zararlı, ne kadar susuyorsanız o kadar için’ diye

    “İnsan ne kadar susuyorsa o kadar su içmeli” önermesi ilk bakışta çok mantıklı geliyor. Ama durum göründüğü gibi değil. Sadece hayatı sürdürebilecek kadar su içmek sağlıklı bir yaşam için yeterli değil. Birçok insan yeterli sıvı aldığını düşünüyor, ama bu doğru değil.

    Osmotik yükü fazla içecekler- Susuzluk hissinin bastırılması:

    Eğer yeteri kadar su içmiyorsanız ya da su yerine şekerli sıcak içecekler (kahve, çay), gazoz, kola, meyve suları, enerji içecekleri ve bira gibi su kaybettiren osmotik yükü fazla sıvıları içiyorsanız (fazla idrara çıkarak) kronik susuzluğa maruz kalıyorsunuz.

    Bu tip içecekler dudak kuruluğunuzu geçirdiği için susuzluğu hissedemiyorsunuz. Aşırı meşguliyet sırasında da insan susuzluğunu unutabiliyor.

    Beyin ve su:

    Vücudumuz susuz kaldığında beyin hücrelerini susuz bırakmamak için her türlü tedbire başvuruyor. Amaç beyine yeterli kanı göndermek.

    Beyin vücudumuzun yüzde 2 kadarını oluşturuyor, fakat aldığı kan bunun 10 katı (yüzde 20)

    Histamin-Su düzeni:

    Biz henüz susuz kaldığımızı hissetmeden, histamin bu durumun farkına varıyor ve salgılanması artıyor.

    Histamin su düzenini sağlamakla görevli bir madde. Amacı kanı öncelikle beyin, böbrek ve akciğer gibi hayati organlara göndermek ve bu dokuların ihtiyacını gidermek.

    Yetersiz su alımı-hipertansiyon:

    Bu durumda eğer yeterli sıvı almazsanız renin-anjiyotensin-aldosteron (RAA) sistemi de etkinleşerek kas, deri ve eklem gibi önceliği olmayan dokuların damarlarını büzüştürüyor. Tansiyon yükseliyor.

    Bu dokular susuz kalıyor; deyim yerinde ise buruşuyor. Böylece hayati organlara daha fazla kan gidiyor.

    Histamin artışının yan etkileri:

    Fakat bunun karşılığında histamin mide asit salgısını artırıyor, nefes daralması yapıyor, migren ve eklem ağrıları yapıyor, alerjik reaksiyonlara sebep oluyor ve tansiyonunuzu yükseltiyor.

    Eğer histamin karşıtı ilaçlar kullanılırsa nefes darlığı azalıyor, mide asidi azalıyor, tansiyonunuz düşüyor fakat bu durumda da beyne ve hayati organlara daha az kan gidiyor.

    Yapacağınız tek şey, aksaklığı ortadan kaldırmak; yani su içmektir.

    Susuzluk-Ağrı:

    Histamin ve susuzluk (dehidratasyon) sırasında artan diğer kimyasal maddeler (2. grup prostaglandinler ve bradikinin) ağrıya neden oluyorlar.

    Bu ağrılar romatizma, migren, mide ağrısı, kalp ağrısı, fibromiyalji ve bel ağrısı gibi kılıklarda karşımıza çıkabiliyor.

    Su içerek bu ağrılardan kurtulabiliyorsunuz. Ağrı kesicilerin bu ağrılara fazla bir faydası yok, ayrıca zararlı yan etkileri de olabiliyor. Yapacağınız şey, susuzluğunuzu gidermektir.

    Dr. Fereydoon Batmanghelidj-(Terbiyeden-Yoksunum)- (Feridun Batmangeliç) :

    İran asıllı ABD’de yaşayan Dr. Fereydoon Batmanghelidj (Feridun Batmangeliç) Su: Hasta Değil, Susuzsunuz kitabında tüm hastalıklarda en önemli nedenin, vücudun susuz kalması olduğunu söylüyor.

    Bu bilim adamına göre doğru su tüketimi ile nerdeyse bütün hastalıklara karşı korunabilmek mümkündür.

    Maalesef hekimlerin çok azı kronik hastalıklar ile tüketilen sıvının azlığı arasında ilişki kuruyor.

    Dr. Fereydoon Batmanghelidj İran İslam Devrimi sırasında 1979 yılında idamla yargılanmak üzere hapiste yatıyor.

    Hapishanedeki ilk günlerinde şiddetli kıvrandırıcı ülser ağrısı olan bir mahkûma hapishanenin revirinde hiç ilaç olmadığı için iki bardak su veriyor. Ağrı 8 dakika içinde geçiyor. Daha sonra hastası 3 saatte bir 500 mL (1 küçük pet şişe ya da 2 büyük su bardağı) su içmeye devam ediyor.

    Akut dönem geçtikten sonra hastaya yemekten yarım saat önce 250mL yemekten 2.5 saat sonra 250mL ve aralarda istediği kadar su içmesini öneriyor. Hasta yıllarca mide ağrısı çekmiyor.

    Batmanghelidj ilk hastadan sonra hapisten çıktığı 1982 yılına kadar 3000’den fazla ülserli mahkûmu sadece suyla tedavi ediyor.

    Hapse girdiğinden bir yıl sonra ilk duruşmaya çıktığında hâkime insan sağlığı için çok önemli bir buluş yaptığını, yaptığı bu buluşun İran ve Batı tıp dergilerinde yayınlanması için bir makale yazdığını söylüyor. İdam edilmeden önce bu yazıyı kendisine teslim etmek istiyor.

    Hâkim duygulanıyor ve cezasını 3 yıla indiriyor. Daha sonraki aylarda ise erken tahliye kararı veriyor.

    Fakat Batmanghelidj araştırmalarını tamamlamak için erken tahliye teklifini kabul etmiyor, izin alarak fazladan birkaç ay daha hapishanede kalıyor (toplam 2 yıl 7 ay) ve çalışmalarını tamamlıyor.

    Suyun Tedavi ettiği Başlıca Hastalıklar:

    Mide ülseri
    Reflü
    Başağrısı
    Astım
    Alerji
    Hipertansiyon
    Kabızlık
    Bağışıklık yetersizliği
    Romatizma

    Su içmede sınır nedir?

    Erişkin bir kişi günde en az 1.5-2.5 litre kadar su içmelidir.

    Fakat meyve suları, gazlı meşrubat, çay gibi sıvılar su yerine sayılmamalı. Çünkü bunların az ya da çok idrar söktürücü etkileri var.

    Bizce en iyi gösterge idrarın koyu olmaması; açık renkte olacak kadar su tüketilmesidir.

    Sıcakta uzun saatler boyunca arazide kalmak ya da yürümek zorunda kalanlar tabii ki 4-5 litre su içebilirler. Fakat bu kişiler tuz kaybını karşılamak için bu sırada tuzlu gıdalar tüketmelidirler (tuzlu ayran gibi).


    Tansiyon-su:

    Birçok yaşlının yüksek olan tansiyonu yeterli su içtikten sonra düşmektedir.

    Tabii bu arada tansiyon düşürme amacı ile yaşlı kişilere tuzsuz diyet verilirken de dikkatli olunmalıdır. Yüksek olan tansiyon düşeceğine, tam tersi tansiyon yükselebiliyor.

    Maden suyu-Soda:

    Toplumda maden suyu ve maden sodasının aynı içecek olduğunu sanan pek çok kişi var. Oysa maden suyu ve soda farklı içecekler.

    Maden suyu, içerdiği tüm mineraller ve karbondioksit gazı ile birlikte yeraltındaki çatlaklardan yol bularak yeryüzüne çıkıyor, yani tamamen doğal. Bunlara Avrupa ülkelerinde mineralli su da deniliyor.

    Soda ise su ve sudan yapılan içeceklere üretim esnasında karbondioksit gazı basılmasıyla elde edilen ve tamamen “yapay” olan bir içecek.

    Maden suyunun faydaları:

    Maden suyunun magnezyum ve kalsiyum gibi minerallerden zengin olması kalp krizi ve damar sertliğine karşı koruyucu. Nitekim magnezyumdan zengin suların tüketildiği bölgelerde bu hastalıklar daha az görülüyor.

    Düzenli maden suyu kullananlarda böbrek taşının arttığına dair bilimsel bir araştırma yoktur. Tam tersine böbrek taşlarının ve idrar yolu enfeksiyonlarının oluşmasını önler.

    Maden suyunu her yaştaki insan ve hamileler rahatlıkla içebilirler.

    Suyun sertliği ve pH’sı:

    Suyun pH değerinin 7,5-8.5 arası olması (yani hafif alkali olması) idealdir.
    -(Terbiyeden-Yoksunum)-Suda çözünmüş halde bulunan kalsiyum (Ca) ve magnezyum(Mg) bileşiklerinin toplamına suyun sertliği deniliyor. Genelde Fransız Sertliği (Fr) birimi kullanılıyor.
    Çok yumuşak suların içimi iyidir ama vücuda yeteri kadar kalsiyum alamamış oluruz. Çok yüksek sertlik değerinde damar sertliği gibi problemlere yol açabilir.
    Bir su ne kadar çok kalsiyum, magnezyum ve potasyum ne kadar yüksekse asitliği de o kadar az oluyor; yani pH’sı alkali tarafta oluyor.

    Proteinli,-(Terbiyeden-Yoksunum)- tahıllı ve şekerli gıdaların böbreklerde oluşturduğu asit yükü yüksek, sebze ve meyvelerinki ise düşüktür.

    Bilindiği gibi insan böbrekleri pH:5‘in altındaki idrarı, yani asidik idrarı boşaltamıyor. Bu nedenle oluşan asitler (daha çok fosfat ve sülfatlar) kısmen kemikten gelen kalsiyum ile tamponlanıyor ve ancak o şekilde idrarla atılabiliyor.

    Diyetle alınan yüksek miktardaki asit, böbrekler ile atılırken kemik kalsiyumunu da eritiyor. Bu arada asidik gıdalar kas protein sentezini de yavaşlatıyor.

    Asidik gıdalar osteoporoz, inme, böbrek taş, hipertansiyon kas erimesi ve astım gibi hastalıkların oluşmasına katkıda bulunabilmektedir.

    Günümüzde böbrek asit yükünün artmasının tek nedeni alkaliden zengin sebze ve meyvelerin yeteri kadar alınmaması değil ayrıca et ve tahıl gibi besinlerin işlenmesi sırasında potasyum ve magnezyum gibi alkali yapıcı minerallerini kaybetmesidir.

    Bu nedenle geleneksel kavurma, klasik sucuk ve pastırma, kefir, ev yoğurdu gibi proteinli gıdalar, salam, sosis ve kutu sütü gibi rafine gıdalara göre daha az asidikler.

    Taş devrindeki insanların idrarla attıkları asit miktarı (22 mEq/gün) günümüzdekinden (64 mEq/gün) üç kat daha azdır. Hem de daha fazla et tüketmelerine rağmen.

    Su da alkali bir içecektir. Bu nedenle yeteri kadar su içmemek de vücudu asit tarafa kaydırabiliyor. Fakat her su yeteri kadar alkali olmuyor. Bu nedenle içtiğiniz suyun pH’sının 7.5-8.5 arasında olmasına dikkat edin.

    Musluk suyunun filtre edilmesi iyi bir çözüm mü?

    Suyu filtre ettiğinizde ağır metaller ve diğer toksik maddeler uzaklaştırılırken faydalı mineraller de kaybolmaktadır.

    Bir taraftan fayda öteki taraftan zarar. Çünkü su sadece H2O değil. İçinde sağlığımız için gerekli onlarca mineral vardır.

    Bu eksiklikleri kaya tuzu kullanarak giderebilirsiniz.
#18.10.2014 19:16 0 0 0