Köl Tigin (Kül Tigin) Yazıtı

Son güncelleme: 06.06.2007 11:18
  • Güney Yüzü:
    Tanrı gibi gökte olmuş Türk Bilge Kağanı, bu zamanda oturdum. Sözümü tamamiyle
    işit. Bilhassa küçük kardeş yeğenim, oğlum, bütün soyum, milletim, güneydeki
    Şadpıt beyleri, kuzeydeki Tarkat, Buyruk beyleri, Otuz Tatar ........... Dokuz
    Oğuz beyleri, milleti! Bu sözümü iyice işit, adamakıllı dinle: Doğuda gün
    doğusuna, güneyde gün ortasına, batıda gün batısına, kuzeyde gece ortasına
    kadar, onun içindeki millet hep bana tâbidir. Bunca milleti hep düzene soktum. O
    şimdi kötü değildir. Türk kağanı Ötüken ormanında otursa ilde sıkıntı yoktur.
    Doğuda Şantung ovasına kadar ordu sevk ettim, denize ulaşmama az kaldı. Güneyde
    Dokuz Ersin'e kadar ordu sevk ettim, Tibet'e ulaşmama az kaldı. Batıda İnci
    nehrini geçerek Demir Kapı'ya kadar ordu sevk ettim. Kuzeyde Yir Bayırku yerine
    kadar ordu sevk ettim. Bunca yere kadar yürüttüm. Ötüken ormanından daha iyisi
    hiç yokmuş. İl tutacak yer Ötüken ormanı imiş. Bu yerde oturup Çin milleti ile
    anlaştım. Altını, gümüşü, ipeği ipekliyi sıkıntısız öylece veriyor. Çin
    milletinin sözü tatlı, ipek kumaşı yumuşak imiş. Tatlı sözle, yumuşak ipek
    kumaşla aldatıp uzak milleti öylece yaklaştırırmış.
    Yaklaştırıp, konduktan sonra, kötü şeyleri o zaman düşünürmüş. İyi bilgili
    insanı, iyi cesur insanı yürütmezmiş. Bir insan yanılsa, kabilesi, milleti,
    akrabasına kadar barındırmazmış. Tatlı sözüne, yumuşak ipek kumaşına aldanıp çok
    çok, Türk milleti, öldün; Türk milleti, öleceksin! Güneyde Çogay ormanına,
    Tögültün ovasına konayım dersen, Türk milleti, öleceksin! Orda kötü kişi şöyle
    öğretiyormuş: Uzak ise kötü mal verir, yakın ise iyi mal verir diyip öyle
    öğretiyormuş. Bilgi bilmez kişi o sözü alıp, yakına gidip, çok insan, öldün! O
    yere doğru gidersen, Türk milleti öleceksin! Ötüken yerinde oturup kervan,
    kafile gönderirsen hiç bir sıkıntın yoktur. Ötüken ormanında oturursan ebediyen
    il tutarak oturacaksın. Türk milleti, tokluğun kıymetini bilmezsin. Açlık,
    tokluk düşünmezsin. Bir doysan açlığı düşünmezsin. Öyle olduğun için, beslemiş
    olan kağanının sözünü almadan her yere gittin. Hep orda mahvoldun, yok edildin.
    Orda, geri kalanınla her yere hep zayıflayarak, ölerek yürüyordun. Tanrı
    buyurduğu için, kendim devletli olduğum için, kağan oturdum. Kağan oturup aç,
    fakir milleti hep toplattım. Fakir milleti zengin kıldım.
    Az milleti çok kıldım. Yoksa, bu sözümde yalan var mı? Türk beyleri, milleti,
    bunu işitin! Türk milletini toplayıp il tutacağını burda vurdum. Yanılıp
    öleceğini yine burda vurdum. Her ne sözüm varsa ebedî taşa vurdum. Ona bakarak
    bilin. Şimdiki Türk milleti, beyleri, bu zamanda itaat eden beyler olarak mı
    yanılacaksınız? Ben ebedî taş yontturdum .... Çin kağanından resimci getirdim,
    resimlettim. Benim sözümü kırmadı. Çin kağanının maiyetindeki resimciyi
    gönderdi. Ona bambaşka türbe yaptırdım. İçine dışına bambaşka resim vurdurdum.
    Taş yontturdum. Gönüldeki sözümü vurdurdum ... On Ok oğluna, yabancına kadar
    bunu görüp bilin. Ebedî taş yontturdum ... İl ise, şöyle daha erişilir yerde
    ise, işte öyle erişilir yerde ebedî taş yontturdum, yazdırdım. Onu görüp öyle
    bilin. Şu taş .... dım. Bu yazıyı yazan yeğeni Yollug Tigin.
    Doğu Yüzü:
    Üstte mavi gök, altta yağız yer kılındıkta, ikisi arasında insan oğlu kılınmış.
    İnsan oğlunun üzerine ecdadım Bumin Kağan, İstemi Kağan oturmuş. Oturarak Türk
    milletinin ilini töresini tutuvermiş, düzenleyi vermiş. Dört taraf hep düşman
    imiş. Ordu sevk ederek dört taraftaki milleti hep almış, hep tâbi kılmış.
    Başlıya baş eğdirmiş, dizliye diz çöktürmüş. Doğuda Kadırkan ormanına kadar,
    batıda Demir Kapı'ya kadar kondurmuş. İkisi arasında pek teşkilâtsız Göktürk
    öylece oturuyormuş. Bilgili kağan imiş, cesur kağan imiş. Buyruku yine bilgili
    imiş tabiî, cesur imiş tabiî. Beyleri de milleti de doğru imiş. Onun için ili
    öylece tutmuş tabiî. İli tutup töreyi düzenlemiş. Kendisi öylece vefat etmiş.
    Yasçı, ağlayıcı, doğuda gün doğusundan Bökli Çöllü halk, Çin, Tibet, Avar,
    Bizans, Kırgız, Üç Kurıkan, Otuz Tatar, Kıtay, Tatabı, bunca millet gelip
    ağlamış, yas tutmuş. Öyle ünlü kağan imiş. Ondan sonra küçük kardeşi kağan olmuş
    tabiî, oğulları kağan olmuş tabiî. Ondan sonra küçük kardeşi büyük kardeşi gibi
    kılınmamış olacak, şğlu babası gibi kılınmamış olacak. Bilgisiz kağan
    oturmuştur, kötü kağan oturmuştur.
    Buyruku da bilgisizmiş tabiî, kötü imiş tabiî. Beyleri, milleti ahenksiz olduğu
    için, Çin milleti hilekâr ve sahtekâr olduğu için, aldatıcı olduğu için, küçük
    kardeş ve büyük kardeşi birbirine düşürdüğü için, bey ve milleti karşılıklı
    çekiştirdiği için, Türk milleti il yaptığı ilini elden çıkarmış, kağan yaptığı
    kağanını kaybedi vermiş. Çin milletine beylik erkek evladı kul oldu, hanımlık
    kız evlâdı cariye oldu. Türk beyler Türk adını bıraktı. Çinli beyler Çin adını
    tutup, Çin kağanına itaat etmiş. Elli yıl işi gücü vermiş. Doğuda gün doğusunda
    Bökli kağana kadar ordu sevk edi vermiş. Batıda Demir Kapıya kadar ordu sevk edi
    vermiş. Çin kağanına ilini, töresini alı vermiş. Türk halk kitlesi şöyle demiş:
    İlli millet idim, ilim şimdi hani, kime ili kazanıyorum der imiş. Kağanlı millet
    idim, kağanım hani, ne kağana işi gücü veriyorum der imiş. Öyle diyip Çin
    kağanına düşman olmuş. Düşman olup, kendisini tanzim ve tertip edemediğinden
    yine teslim olmuş. Bunca işi gücü verdiğini düşünmeden, Türk milletini
    öldüreyim, kökünü kurutayım der imiş.
    Yok olmaya gidiyormuş. Yukarıda Türk tanrısı, Tük mukaddes yeri, suyu öyle
    tanzim etmiş. Türk milleti yok olmasın diye, millet olsun diye babam İltiriş
    Kağanı, annem İlbilge Hatunu göğün tepesinde tutup yukarı kaldırmış olacak.
    Babam kağan on yedi erle dışarı çıkmış. Dışarı yürüyor diye ses işitip şehirdeki
    dağa çıkmış, dağdaki inmiş, toplanıp yetmiş er olmuş. Tanrı kuvvet verdiği için
    babam kağanın askeri kurt gibi imiş, düşmanı koyun gibi imiş. Doğuya, batıya
    asker sevk edip toplamış, yığmış. Hepsi yedi yüz er olmuş. Yedi yüz er olup
    ilsizleşmiş, kağansızlaşmış milleti, cariye olmuş, kul olmuş milleti, Türk
    töresini bırakmış milleti, ecdadımın töresince yaratmış, yetiştirmiş. Tölis,
    Tarduş milletini orda tanzim etmiş. Yabguyu, şadı orda vermiş. Güneyde Çin
    milleti düşman imiş. Kuzeyde Baz Kağan, Dokuz Oğuz kavmi düşman imiş. Kırgız,
    Kurıkan, Otuz Tatar, Kıtay, Tatabı hep düşman imiş. Babam kağan bunca ... Kırk
    yedi defa ordu sevk etmiş, yirmi savaş yapmış. Tanrı lûtfettiği için illiyi
    ilsizletmiş, kağanlıyı kağansızlatmış, düşmanı tâbi kılmış, dizliye diz
    çöktürmüş, başlıya baş eğdirmiş. Babam kağan öylece ili, töreyi kazanıp, uçup
    gitmiş. Babam kağan için ilkin Baz Kağanı balbal olarak dikmiş. O töre üzerine
    kağan oturdu. Amcam kağan oturarak Türk milletini tekrar tanzim etti, besledi.
    Fakiri zengin kıldı, azı çok kıldı. Amcam kağan oturduğunda kendim Tarduş
    milleti üzerinde şad idim. Amcam kağan ile doğuda Yeşil Nehir, Şantung ovasına
    kadar ordu sevk ettik. Batıda Demir Kapıya kadar ordu sevk ettik. Kögmeni aşarak
    Kırgız ülkesine kadar ordu sevk ettik. Yekûn olarak yirmi beş defa ordu sevk
    ettik, on üç defa savaştık. İlliyi ilsizleştirdik, kağanlıyı kağansızlaştırdık.
    Dizliye diz çöktürdük, başlıya baş eğdirdik. Türgiş Kağanı Türkümüz, milletimiz
    idi. Bilmediği için, bize karşı yanlış hareket ettiği için kağanı öldü. Buyruku,
    beyleri de öldü. On Ok kavmi eziyet gördü. Ecdadımızın tutmuş olduğu yer, su
    sahipsiz olmasın diye Az milletini tanzim ve tertip edip ... Bars bey idi. Kağan
    adını burda biz verdik. Küçük kız kardeşim prensesi verdik. Kendisi yanıldı,
    kağanı öldü, milleti cariye, kul oldu. Kögmenin yeri, suyu sahipsiz kalmasın
    diye Az, Kırgız kavmini düzene sokup geldik. Savaştık ... ilini geri verdik.
    Doğuda Kadırkan ormanını aşarak milleti öyle kondurduk, öyle düzene soktuk.
    Batıda Kengü Tarmana kadar Türk milletini öyle kondurduk, öyle düzene soktuk. O
    zamanda kul kullu olmuştu. Cariye cariyeli olmuştu. Küçük kardeş büyük kardeşini
    bilmezdi, oğlu babasını bilmezdi. Öyle kazanılmış, düzene sokulmuş ilimiz,
    töremiz vardı. Türk, Oğuz beyleri, milleti, işitin: Üstte gök basmasa, altta yer
    delinmese, Türk milleti, ilini töreni kim boza bilecekti? Türk milleti, vazgeç,
    pişman ol! Disiplinsizliğinden dolayı, beslemiş olan bilgili kağanınla, hür ve
    müstakil iyi iline karşı kendin hata ettin, kötü hâle soktun. Silahlı nereden
    gelip dağıtarak gönderdi? Mızraklı nereden gelerek sürüp gönderdi.Mukaddes
    Ötüken ormanının milleti, gittin. Doğuya giden, gittin. Batıya giden, gittin.
    Gittiğin yerde hayrın şu olmalı: Kanın su gibi koştu, kemiğin dağ gibi yattı.
    Beylik erkek evlâdın kul oldu, hanımlık kız evlâdın cariye oldu. Bilmediğin
    için, kötülüğün yüzünden amcam, kağan uçup gitti. Önce Kırgız kağanını balbal
    olarak diktim. Türk milletinin adı sanı yok olmasın diye, babam kağanı, annem
    hatunu yükseltmiş olan Tanrı, il veren Tanrı, Türk milletinin adı sanı yok
    olmasın diye, kendimi o Tanrı kağan oturttu tabiî. Varlıklı, zengin millet
    üzerine oturmadım. İşte aşsız, dışta elbisesiz; düşkün, perişan milletin üzerine
    oturdum. Küçük kardeşim Kül Tigin ile konuştuk. Babamızın, amcamızın kazanmış
    olduğu milletin adı sanı yok olmasın diye, Türk milleti için gece uyumadım,
    gündüz oturmadım. Küçük kardeşim Kül Tigin ile, iki şad ile öle yite kazandım.
    Öyle kazanıp bütün milleti ateş, su kılmadım. Ben kendim kağan oturduğumda, her
    yere gitmiş olan millet öle yite, yaya olarak çıplak olarak dönüp geldi. Milleti
    besleyeyim diye, kuzeyde Oğuz kavmine doğru, doğuda Kıtay, Tatabı kavmine doğru,
    güneyde Çine doğru on iki defa büyük ordu sevk ettim, ... savaştım. Ondan sonra,
    Tanrı bağışlasın, devletim var olduğu için, kısmetim var olduğu için, ölecek
    milleti diriltip besledim. Çıplak milleti elbiseli, fakir milleti zengin kıldım.
    Az milleti çok kıldım. Değerli illiden, değerli kağanlıdan daha iyi kıldım. Dört
    taraftaki milleti hep tâbî kıldım, düşmansız kıldım. Hep bana itaat etti. İşi
    gücü veriyor. Bunca töreyi kazanıp küçük kardeşim Kül Tigin kendisi öylece vefat
    etti. Babam kağan uçtuğunda küçük kardeşim Kül Tigin yedi yaşında kaldı ... Umay
    gibi annem hatunun devletine küçük kardeşim Kül Tigin er adını aldı. On altı
    yaşında, amcam kağanın ilini, töresini şöyle kazandı: Altı Çub Soğdaka doğru
    ordu sevk ettik, bozduk. Çinli Ong vali, elli bin asker geldi, savaştık. Kül
    Tigin yaya olarak atılıp hücum etti. Ong valinin kayın biraderini, silâhlı, elle
    tuttu, silâhlı olarak kağana takdim etti.
    O orduyu orda yok ettik. Yirmi bir yaşında iken, Çaça generale karşı savaştık.
    En önce Tadıgın, Çorun boz atına binip hücum etti. O at orda öldü. İkinci olarak
    Işbara Yamtar'ın boz atına binip hücum etti. O at orda öldü. Üçüncü olarak Yigen
    Silig beyin giyimli doru atına binip hücum etti. O at orda öldü. Zırhından
    kaftanından yüzden fazla ok ile vurdular, yüzüne başına bir tane değdirmedi. ...
    Hücum ettiğini, Türk beyleri, hep bilirsiniz. O orduyu orda yok ettik. Ondan
    sonra Yir Bayırkunun Uluğ Irkini düşman oldu. Onu dağıtıp Türgi Yargun Gölünde
    bozduk. Uluğ İrkin azıcık erle kaçıp gitti. Kül Tigin yirmi altı yaşında iken
    Kırgıza doğru ordu sevk ettik. Mızrak batımı karı söküp, Kögmen ormanını aşarak
    yürüyüp Kırgız kavmini uykuda bastık. Kağanı ile Songa ormanında savaştık. Kül
    Tigin, Bayırku'nun ak aygırına binip atılarak hücum etti. Bir eri ok ile vurdu,
    iki eri kovalayıp takip ederek mızrakladı. O hücum ettiğinde, Bayırku'nun ak
    aygırını, uyluğunu kırarak, vurdular.
    Kırgız kağanını öldürdük, ilini aldık.O yılda Türgiş'e doğru Altın ormanını
    aşarak, İrtiş nehrini geçerek yürüdük. Türgiş kavmini uykuda bastık. Türgiş
    kağanının ordusu Bolçu'da ateş gibi, fırtına gibi geldi. Savaştık. Kül Tigin
    alnı beyaz boz ata binip hücum etti. Alnı beyaz boz ...... tutturdu. İkisini
    kendisi yakalattı. Ondan sonra tekrar girip Türgiş kağanının buyruku Az valisini
    elle tuttu. Kağanını orda öldürdük, ilini aldık. Türgiş avam halkı hep tâbi
    oldu. O kavmi Tabarda kondurduk ... Soğd milletini düzene sokayım diye İnci
    nehrini geçerek Demir Kapıya kadar ordu sevk ettik. Ondan sonra Türgiş avam
    halkı düşman olmuş. Kengeris'e doğru gitti. Bizim askerin atı zayıf, azığı yok
    idi. Kötü kimse er ... kahraman er bize hücum etmişti. Öyle bir zamanda pişman
    olup Kül Tigini az erle eriştirip gönderdik. Büyük savaş savaşmış. Türgiş avam
    halkını orda öldürmüş, yenmiş. Tekrar yürüyüp...
    Kuzey Yüzü:
    ... ile, Koşu vali ile savaşmış. Askerini hep öldürmüş. Evini, malını eksiksiz
    hep getirdi. Kül Tigin yirmi yedi yaşına gelince Karluk kavmi hür ve müstakil
    iken düşman oldu. Tamag Iduk Başta savaştık. Kül Tigin o savaşta otuz yaşında
    idi. Alp Şalçı ata binip atılarak hücum etti. İki eri takip edip kovalayarak
    mızrakladı. Karluk'u öldürdük, yendik. Az milleti düşman oldu. Kara Göl'de
    savaştık. Kül Tigin otuz bir yaşında idi. Alp Şalçı akına binip atılarak hücum
    etti. Az ilteberini tuttu. Az milleti orda yok oldu. Amcam kağanın ili
    sarsdığında; millet, hükümdar ikiye ayrıldığında; İzgil milleti ile savaştık.
    Kül Tigin Alp Şalçı akına binip atılarak hücum etti. O at orda düştü. İzgil
    milleti öldü.
    Dokuz Oğuz milleti kendi milletim idi. Gök, yer bulandığı için düşman oldu. Bir
    yılda beş defa savaştık. En önce Togu Balıkta savaştık. Kül Tigin Azman akına
    binip atılarak hücum etti. Altı eri mızrakladı. Askerin hücumunda yedinci eri
    kılıçladı. İkinci olarak Kuşalgukta Ediz ile savaştık. Kül Tigin Az yağızına
    binip, atılarak hücum edip bir eri mızrakladı. Dokuz eri çevirerek vurdu. Ediz
    kavmi orda öldü. Üçüncü olarak Bolçuda Oğuz ile savaştık. Kül Tigin Azman akına
    binip hücum etti, mızrakladı. Askerini mızrakladık, ilini aldık. Dördüncü olarak
    Çuş başında savaştık.
    Türk milleti ayak titretti. Perişan olacaktı. İlerleyip gelmiş ordusunu Kül
    Tigin püskürtüp, Tongradan bir boyu, yiğit on eri Tonga Tigin mateminde çevirip
    öldürdük. Beşinci olarak Ezginti Kadız'da Oğuz ile savaştık. Kül Tigin Az
    yağızına binip hücum etti. İki eri mızrakladı, çamura soktu. O ordu orda öldü.
    Amga kalesinde kışlayıp ilk baharında Oğuza doğru ordu çıkardık. Kül Tigini evin
    başında bırakarak, müdafaa tedbiri aldık. Oğuz düşman, merkezi bastı. Kül Tigin
    öksüz akına binip dokuz eri mızrakladı, merkezi vermedi. Annem hatun ve
    analarım, ablalarım, gelinlerim, prenseslerim, bunca yaşayanlar cariye olacaktı,
    ölenler yurtta yolda yatıp kalacaktınız. Kül Tigin olmasa hep ölecektiniz. Küçük
    kardeşim Kül Tigin vefat etti. Kendim düşünceye daldım. Görür gözüm görmez gibi,
    bilir aklım bilmez gibi oldu. Kendim düşünceye daldım. Zamanı Tanrı yaşar. İnsan
    oğlu hep ölmek için türemiş. Öyle düşünceye daldım. Gözden yaş gelse mani
    olarak, gönülden ağlamak gelse geri çevirerek düşünceye daldım.
    Müthiş düşünceye daldım. İki şadın ve küçük kardeş yeğenimin, oğlumun,
    beylerimin, milletimin gözü kaşı kötü olacak diyip düşünceye daldım. Yasçı,
    ağlayıcı olarak Kıtay, Tatabı milletinden başta Udar general geldi. Çin
    kağanından İsiyi Likeng geldi. On binlik hazine, altın, gümüş fazla fazla
    getirdi. Tibet kağanından vezir geldi. Batıda gün batısındaki Soğd, İranlı,
    Buhara ülkesi halkından Enik general, Oğul Tarkan geldi. On Ok oğlum Türgiş
    kağanından Makaraç mühürdar, Oğuz Bilge mühürdar geldi. Kırgız kağanından Tarduş
    İnançu Çor geldi. Türbe yapıcı, resim yapan, kitâbe taşı yapıcısı olarak Çin
    kağanının yeğeni Çang general geldi.
    Kuzeydoğu Yüzü:
    Kül Tigin koyun yılında on yedinci günde uçtu. Dokuzuncu ay, yirmi yedinci günde
    yas töreni tertip ettik. Türbesini, resimini, kitâbe taşını maymun yılında
    yedinci ay, yirmi yedinci günde hep bitirdik. Kül Tigin kendisi kırk yedi
    yaşında bulut çöktürdü ... Bunca resimciyi Tuygut vali getirdi.
    Güneydoğu Yüzü:
    Bunca yazıyı yazan Kül Tiginin yeğeni Yollug Tigin, yazdım. Yirmi gün oturup bu
    taşa, bu duvara hep Yollug Tigin, yazdım. Değerli oğlunuzdan, evlâdınızdan çok
    daha iyi beslerdiniz. Uçup gittiniz. Gökte hayattaki gibi ...
    Güneybatı Yüzü:
    Kül Tiginin altınını, gümüşünü, hazinesini, servetini, dört binlik at sürüsünü
    idare eden Tuygut bu ... Beyim prens yukarı gök ... taş yazdım. Yollug Tigin.
    Batı Yüzü:
    Batıdan Soğd baş kaldırdı. Küçük kardeşim Kül Tigin ... için, öle yite işi gücü
    verdiği için, Türk Bilge Kağanı, nezaret etmek üzere, küçük kardeşim Kül Tigini
    gözeterek oturdum. İnançu Apa Yargan Tarkan adını verdim. Onu övdürdüm.
    EK: Moğolistan'ın başkenti Ulanbatur'da bir müzede sergilenen Kül Tigin büstü...
#06.06.2007 11:18 0 0 0