Kitle Hareketlerinin Aktörleri - Makale 2

Son güncelleme:
  • makale yazıları - fanatikler - fanatik kişiler - kitle hareketleri - eylem adamlarıZaman olgun duruma geldiğinde, gerçek bir kitle hareketini ortaya çıkartabilecek asıl kişiler fanatiktir. Fanatik kişiler bulunmadığı takdirde fikir savaşı yapmış söz ustaları tarafından meydana getirilen hoşnutsuzluk yönetimsiz kalır ve kolayca bastırılabilecek amaçsız ayaklanmalarla kendini yitirir. Fanatik kişiler mevcut olmadığı takdirde, başlatılan reformlar ne kadar zorunlu olursa olsun, eski hayat tarzını değiştirmez ve hükümetteki değişiklikler, iktidarın bir grup insandan başka bir gruba geçmesinden öteye gitmez. Fanatiklerin olmadığı durumlarda olasıdır ki yeni bir başlangıçta olmayacaktır.

    Eski düzen yıkılmaya başladığı zaman, bu günlerin gelmesini yürekten bekleyen patırtıcı söz ustaları korku ile geri çekilir. Anarşinin ilk belirtileri bunları akıllan başlarından gidecek şekilde korkutur. Bunlar “zavallı basit halk” hakkında söylediklerinin hepsini unutarak, halk yığınının nasıl idare edileceğini ve keşmekeşlik dalgalarına nasıl göğüs gerileceğim bilen güçlü eylem adamlarının (prensler, generaller, yüksek yöneticiler, bankacılar, toprak sahipleri) yanına koşarlar.

    Fanatik kişi bunu yapmaz. Keşmekeşlik onun bir parçasıdır. Eski düzen çatırdamaya başladığı zaman o bunun içinde, nefret ettiği mevcut düzeni havaya uçurmak için azim ve cesaretle yürür. O, sonuna yaklaşmış bir dünya manzarası içinde övünçle doludur. Reforma kim bakar! Mevcut olan her şey zaten saçmadır, bu nedenle saçmaların reformu bir anlam taşımamaktadır.

    O, söz ustasını eğer bulursa bir kenara iter, ama buna rağmen onların öğretilerini övmeye devam ettiği gibi, onların sloganlarını da kullanmaya devam eder. Harekete geçmiş olan kitlelerin en içten gelen kıvranışlarım en iyi bilen odur: Bu kıvranış güçlü ve gösterişli bir bütünlük ve beraberlik içindir. Gelecek nesiller kral gibi yaşayacaktır. Kitle hareketinin gerek içinde gerek dışında “şimdi”ye tutunanlar, yerin dibine batsa da bunun hiçbir önemi yoktur.

    Fanatik kişiler nereden gelirler? Çoğunlukla yapıcı olmayan söz ustaları saflarından gelirler. Söz ustaları arasındaki en önemli ayrım, yapıcı uğraşılarında tatmin bulanlarla bulamayanlar arasındaki ayrımdır. Mevcut düzeni ne kadar acı bir dille eleştirirse eleştirsin yapıcı olan söz ustası gerçekte “şimdi” ye bağlı bir kişidir. Onun ihtirası yıkmak değil, düzeltmektir. Kitle hareketi tamamen onun tutumuna bağlı kaldığı zaman o, kitle hareketini yumuşak bir harekete çevirir. Onun ortaya koyduğu reformlar yüzeydedir ve hayat sert değişikliklere uğramadan akışına devam eder.

    Fakat böyle bir gelişme, ya eski yönetimin mücadele etmeksizin kendi kendine iktidardan çekilmesi veya söz ustalarının, keşmekeş patlak verme eğilimi gösterdiği zaman, güçlü eylem adamlarıyla anlaşmaya varması sonucu kitlelerin anarşik harekete geçmesiyle mümkün olabilir. Eski düzenle mücadele sert ve keşmekeş içinde olduğu ve zaferin ancak en üst seviyede beraberlik ve fedakarlıkla kazanılabileceği zaman, yapıcı söz ustası genellikle bir kenara itilir ve hareketin yönetimi, yapıcı olmayan söz ustalarının yani, “topluma hiçbir zaman uyamayan ve şimdiki zamanı aşırı derecede hor görenlerin” eline geçer.

    Marat, Robespierre, Lenin, Mussolini ve Hitler, yapıcı olmayan söz ustaları saflarından gelen aşın kişilerin iyi tanınan örneklerindendir. Peter Viereck, ileri gelen Mazilerden çoğunun edebiyat ve diğer sanat kollarında eser verme ihtirasında olduklarını fakat bunu gerçekleştiremediklerine değinmektedir. Hitler ressam ve mimar olmak istemişti; Göebbels senaryo, roman ve şiir yazmak istemişti; Rosenberg mimar ve filozof olmak istemişti; Yon Schiroch, şak ve Funk müzisyeni; Streicher, ressam olmayı istemişti. Onların edebiyat ve diğer sanat alanlarındaki ihtirasları “başlangıçta siyasi ihtiraslarından çok daha derin ve onların kişiliklerinin bölünmez bir parçasıydı.”

    Yapıcı bir söz ustası, aktif bir kitle hareketi içinde kendini rahatsız hisseder. Kitle hareketinin hızlı dönen çarkları ve ihtirasları onun yaratıcı enerjisini kırar. O, kendi yeteneğinin farkında olduğu sürece, milyonlara rehberlik etmekte ve zaferler kazanmakta bir tatmin bulmaz. Bu yüzden, kitle hareketi bir defa yürümeye başladığında o ya kendi isteğiyle bir kenara çekilir ya da bir kenara itilir. Bundan başka, dürüst bir söz ustası kendi içindeki eleştirme yeteneğini uzun zaman içine bastıramayacağı için, hain durumuna düşmesi kaçınılmaz olur. Olası sonuç ya sürgüne gönderilmek ya da kurşuna dizilmektir.

    Fanatik kişilerin sükûnete erememeleri, bir kitle hareketinin gelişmesi üzerinde tehlike oluşturur. Zafer kazanıldığı ve yeni düzen şekillenmeye başladığı zaman fanatik kişi, bir gerginlik ve bozuculuk elemanı olmaya başlar. O, henüz keşfedilmemiş gizli kapılan meydana çıkartma hevesi içindedir ve aşın şeyler aramaya devam eder. Böylece, zaferin eşiğinde birçok kitle hareketi bozguncuların baskısı altına girmiş olur. Daha dün dış düşmana karşı bir ölüm kalım savaşı için harcanan çaba bu defa kendi içindeki anlaşmazlık kavgalarıyla yitirilir.

    Birbirlerine karşı duydukları nefret bir alışkanlık haline gelir. Artık yok edilecek dış düşmanlar kalmayınca fanatik kişiler kendi içlerinden düşmanlar oluştururlar. Kendisi de bir fanatik olan Hitler, Nasyonal Sosyalist safları içinde kendisine suikast hazırlayan fanatik kişileri yanılmaz bir şekilde teşhis edebilmişti. 1934’ünn Röhn temizleme hareketinden sonra tayin edilen yeni şefe gönderdiği yazılı emirde, uslanmayan kişilere değinerek şöyle demişti: “...Onlar farkında olmayarak inançlarının en yüksek ifadesini hiçlikte buldular... Onların huzursuzluk duygulan, yalnız fesatlık kurmakla ve yapılan işleri bozmak için devamlı planlar yapmakla tatmin olabilir.”

    Eğer tutucu kişiler kendi hallerine bırakılırsa, bir kitle hareketini temelinden sarsacak şekilde hiziplerle ve sapkınlıklarla bölebilirler. Fanatik kişiler, muhalefet tohumlarını geliştirmeseler bile, kitle hareketini, imkansız girişimlere sürüklemek yoluyla da yıkabilirler. Kitle hareketinin zaferleri, ancak tecrübeli bir eylem adamının sahneye çıkmasıyla kurtarılabilir.

    Uygulamalı Eylem Adamları

    Bu kitle hareketinin öncülüğünü söz ustaları, gerçekleştirilmesini fanatikler ve toparlanmasını da eylem adamları yaparlar.

    Bu rollerin birbirinin ardından gelen başka başka kişiler tarafından oynanması, genellikle bir kitle hareketinin dayanıklılığı için yararlıdır ve belki de gerekli bir önkoşuldur. Aynı kişi veya kişiler (veya aynı tip kişilik) bir kitle hareketini başından itibaren olgunluk devresine kadar yönetirse, o kitle hareketi başarısızlık felaketiyle sonuçlanabilir.

    Faşist ve Nazi hareketleri süresince lider değişiklikleri olmamıştı ve her iki harekette felaketle sonuçlandı. Hitler’in fanatikliği, yani uslanarak pratik bir eylem adamı rolü oynamaktaki yeteneksizliği, onun hareketini harabeye çevirmiştir. Eğer Hitler 1930’ların ortasında ölseydi; Georing tipindeki bir eylem adamının liderlik durumuna geçmeyi başaracağı ve hareketi yaşatacağı hemen hemen şüphesizdi.
0 0 0
  • İnsan kişiliğinde değişiklik olması elbette ki mümkündür. Bir söz ustası, gerçek bir fanatiğe, veya ideal bit eylem adamına dönebilir. Fakat böyle başkalaşmaların genellikle geçici Olduğu ve er geç yeniden başlangıçtaki tipe dönüldüğü konusunda örnekler vardır. Troçki temel itibariyle bir söz ustası ve parlak zekalı bir bireyci idi.

    Bir imparatorluğun dehşetli çöküşü ve Lenin’in iktidar azmi onu fanatikler kampına çekmiştir. İç savaşlar sırasında Troçki bir örgütçü ve general olarak eşsiz yetenek göstermişti. Fakat iç savaşın sonunda gerginlik ortadan kalkar kalkmaz, o tekrar, merhametsizlikten uzak bir söz ustası oldu ve fanatik Stalin tarafından bir kenara itilmeye karşı koymadı.

    Stalin’in kendisi, fanatik tarafı galip gelmekle beraber, hem bir eylem adamı hem de bir fanatikti. Kulak halkının ve onların çocuklarının yok edilmesi, büyük temizlik hareketi, Hitler ile yaptığı anlaşma, yazarların, sanatçıların ve bilim adamlarının işlerine yersiz müdahaleleri gibi korkunç hataları ancak bir fanatiğin yapabileceği hatalardı. Stalin gibi bir aşın, iktidardayken Rusların hayatın zevklerini tatmaları için çok az imkan vardı.

    Hitler de temel itibariyle bir fanatikti ve onun fanatikliği, bir eylem adamı olarak elde ettiği başarılarını çürütmüştür.

    Elbette, Lincoln, Gandhi hatta F.D, Roosevelt, Churchill ve Nehru gibi nadir liderler de vardır. Bu liderler, insanların güçlü isteklerini ve korkularını kaynaşmış bir kitle yaratacak şekilde kullanmaktan ve o kaynaşmış kitleyi kutsal bir amaç uğruna ölümü göze alacak derecede gayretli taraftarlar haline getirmekten çekinmezler. Fakat bir Hitler ve bir Stalin’in aksine, hatta bir Luther ve bir Calvin’in aksine, hayal kırıklığına uğramış kişilerin kalbindeki zehri yeni bir dünyanın harcı olarak kullanma hevesine kapılmazlar. Bu nadir liderlerin benliklerine olan güvenleri, insanlığa olan inançlarından gelmektedir, çünkü bilmektedirler ki insanlığın şerefini tanımayanlar, şeref kazanamazlar.

    Eylem adamı, kitle hareketini, yıkıcı muhalefet davranışlarından ve aşırıların cüretkar isteklerinden kurtarır. Fakat eylem adamının sahneye çıkışı genellikle kitle hareketinin dinamik aşamasının sona erdiğine bir işarettir.

    Şimdiki düzene karşı açılmış olan savaş bitmiş demektir. Gerçek eylem adamından beklenen şey, artık dünyayı değiştirmek değil, dünyaya sahip çıkmaktır. Halbuki bu devingen aşamanın davranışları, protesto etmek ve büyük değişiklikler istemekten ibaretti. Son aşama, temelde kazanılan iktidarın yönetilmesi ve devamıyla meşgul olunan aşamadır.

    Eylem adamının sahneye çıkmasıyla, kitle hareketinin patlayıcı heyecanı mumyalanarak ulusal kuruluşlar içinde hapsedilir. Yeni bir mezhebin kurulması, iman tazelemek için yapılan bir din devriminin sonucuna işarettir; başarı kazanmış bir devrim hareketinin organları devrim zihniyetini ve tekniğini ortadan kaldırırlar; yeni veya yeniden uyandırılan bir ulusun hükümet kuruluşları, vatanseverlikten doğan savaş ruhuna bir son verirler. Bu kuruluşlar, toplu hareket davranışlarını tamamen dondururlar.

    Devingen aşamayı tamamlamış olan bir kitle hareketinin yönetimini ele alan bir eylem adamının başlıca meşguliyeti, o kitle hareketinin beraberliğini ve özveriye hazır olma eğilimini sabitleştirmek ve bunların devamlılığını sağlamaktır. Onun için ideal olan, kendi kendine işleyen ve artık yenilemez bir bütünlüğü sağlamaktır.

    Eylem adamı bunu sağlamak için, heyecandan oluşan bir temele dayanamaz, çünkü heyecan geçicidir. İkna etmek de güvenilebilecek bir yöntem değildir. Eylem adamı bu nedenle temelde, eğitimi ve zorlamayı tercih eder ve Sir John Maynard’ın dediği gibi, “yeni düzeni, halkın kalbinde değil, ensesinde kurma eğilimindedir.” Gerçek eylem adamı bir inanç adamı değil, bir kanun adamıdır.

    Buna rağmen eylem adamı, kitle hareketinin ilk günlerinde yoktan var olan büyük bir iktidar gücü ve kutsal bir inancın elde ettiği büyük başarı karşısında dehşete düşmekten kendini alamaz. Bu nedenle yeni oluşturulan kuruluşlarda, kutsal amacın varlığını yansıtan bir hava bulunmasına yoğun dikkat harcar. Verdiği emirler, içinde inanç yansıtan kelimelerle doludur ve eski sloganlar onun ağzından hiç düşmez. Kutsal inancın sembolleri en yükseklere çıkarılır ve büyük saygı görürler. İlk aşamaların adamları olan söz ustaları ve fanatikler kutsallaştırılır.

    Her ne kadar baskının demir yumruğu kendini her tarafta hissettirirse de, en çok mekanik eğitime önem verilir ve baskı işlemine ikna süsü vermek ve olup bitenlerin kendiliğinden ortaya çıktığı kanısını yaratmak amacıyla iman dolu vecizeler ve ateşli propaganda önem kazanır. Yeni düzeni, başlangıçtaki umutların ve uğraşıların en mükemmel sonucu olarak tanıtmak için hiçbir çaba esirgenmez.

    Bu yüzden eylem adamı tarafından geliştirilen yeni düzen, açık kalan delikleri yamama işidir. Stalin’in Rusya’sında kullanılan bu tür yamalar, Bolşeviklik, çarlık, milliyetçilik, ırkçılık, Prusyacılık, diktatörlük ile faşistlikten, Bolşeviklikten, Katoliklikten ve hatta Yahudilikten alınma taklitlerden oluşmuş bir yığılmadır. Hıristiyanlık da, başlangıçtaki ilk birkaç yüzyıldaki şekillenmesinden sonra, eskiden ve yeniden, dosttan ve düşmandan alınan yamalarla doludur.

    Kitle hareketi, bir eylem adamının ellerinde, bağlantısız bir bireyin sorumluluk yükünden kaçarak sığınacağı bir yer olmaktan çıkar ve ihtiras sahibi kişiler için İrişinin benliğini bulabileceği bir araç haline gelir.

    Bu aşamadaki kitle, hak ettiği hayal kırıklığına uğramış kişilerle yine de ilgilidir bu defa bu ilgi onların hoşnutsuzluğunu mevcut düzene karşı bir silah olarak kullanmak için değil, onları sabırlı ve sakin duruma getirmek ve mevcut düzen ile barıştırmak içindir. Artık kitle hareketinin hayal kırıklığına uğramışlara vaat ettiği şey, uzak bir umut, hayal ve bir rüya olacaktır. Böylece kitle hareketi, çabaların tüm sonunda hedefine vardığı zaman, onu başaranlar için bir güç aracı, hayal kırıklığına uğramışlar içinse uyuşturucu bir ilaç haline gelir.

    Eric Hoffer

    alıntı

    https://www.main-board.com/edebiyat/787863-kitle-hareketlerinin-aktorleri-makale-1-a.html#post5170898
0 0 0