Felek mutluluğu bana çok gördü.
Düşündüm ağladım, masa başında.
Eller gülüp düğün, dernek yaparken,
Feleğe kahrettim, masa başında.
*******
Aslan, kaplanlara, tokat atardım.
Ortalığı, toz dumana, katardım.
Ejderlerle uyur, yılan tutardım.
Gözlerim çağladı, masa başında.
*******
Köroğlu misâli, çaka satardım.
Direnene bir el, ense atardım.
Boğayı omuzlar, tor tay tutardım.
Gözyaşlarım aktı, masa başında.
*******
Kurtla kuşla, çakallarla döğüşür,
En azılı, köpeklerle boğuşur,
Deli, çaka satsa, teni buruş.
Buğulandı gözler, masa başında.
*******
Korku nedir bilmez, idi serimiz.
Yiğitlikte kılıç kesmez, derimiz.
Kafdağı’ydık ulaşılmaz, yerimiz.
Bulandı gözlerim, masa başında.
*******
Erkekler ağlamaz derdim, kendimce.
Yiğitliğe helâl gelmez, serimce.
Dünyaya okudum meydan, ömrümce.
Çaresiz ağladım, masa başında.
*******
Kaç yıl geçti, ben hasretle yaşarken,
Hayat pazarında, dağlar aşarken,
Boz bulanık seller gibi, taşarken,
Sessizce ağladım, masa başında.
*******
Hiç sitem etmedim, hiç şikayet yok!
Kimi zaman, açtım kimi zaman tok.
Ben bildim bileli, yok mutluluk, yok!
Yığıldım, ağladım, masa başında.
*******
Derdim, kimselere diyemedim hiç.
Neydi ki bilmedim, şu bendeki suç.
Zaman zaman hayat, bana oldu güç.
Hıçkırdım, ağladım, masa başında.
*******
Çok çileler çektim, çok şeyler gördüm.
Hayat kilimini dokudum, ördüm.
Kusuru, günahı kendimde gördüm.
Yıkılıp ağladım, masa başında.