Saymaz tabi insan sevdiği için yaptıklarını. Bülbül saymadı kaç diken battı kanadına,kaç damla kan akıttı,nede tren sevdalı olduğu rayların arasındaki tahtaları. Saymaz tabi seven. Seven sayamaz. Sevdalı unutur dünya hallerini. Maddiyatı hatırlamaz. Ne martılar sayar dalgaları nede balıklar sevdalı olduğu denizin çalkantılarını. Kaç kere kovulur güvercinler balkonlardan. Ama onlar yinede yükseğe sevdalı. Kaç kere ölse de yine canlanır sevdalı. Ağlamaları hep gizli, sevdiğine açıktır kahkahaları. Yeri gelir sevdiği için akıtır göz yaşlarını ama saymaz akan damlaları. Sevdiğinin yangınlarına çare olacak sanar gözyaşları. Kendi de yanar farkında bile değildir uzaklara uçuşur kül olmuş parçaları.
Olmadık yerde hatırlar mı dersin insan sevdiğini.
Kendi için olmaz aldığı nefesler. Başkası içindir artık kalp atışları. Sayar mı dersin onun adını kaç kere söylediğini. Sayamaz,sevdiğinin adı artık onun yaşam umudu olmuştur. Umutsuz kalan hiçbir şey yaşayamaz. Ölmemek için onun adını kazır yüreğine. Damarlarından sevdiği akar. Her yeri kaplanmıştır. Nereye baksa onu görür. Hep onun kokusudur burnundaki. Hiç korkmaz artık karanlıklardan.
Sevdalı yalancıdır. Yüreğini kandırır. Eğer şanslıysa kendisi gibi bir sevdalı bulur. Ama genelde sevdalı şansızdır. Yalan yüreklere kapılmıştır. Yanlış yollara sapmıştır. Kaybolduğunun bile farkına varamamıştır daha. Sevdalı için artık geri dönüş yoktur. Uçuruma gittiğini bilir. Düşeceğini görür. Ama yine de atar yüreğini o uçurumdan. Yüreğinin düşüşünü izler ıslanmış gözleri ile. Hiç keşke bile demeden çeker üstüne düşen acıyı.
Gün gelir yine buluşmak üzere sözleşir uçurumla. İçindeki çocuğun elinden tutar,gözlerini siler. Acısını da alıp geri döner sevdalı. Bir gün geri dönmek zorunda kalmayacağını umut ederek...