Ben galiba gidiyorum sevgili, içimde bir garip hüzün var. Sanki ne yapsam olmuyor gibi hissediyorum.
Seni severken, üstelik senin de sevdiğine inanırken, nasıl beceremedik bu işi bilemiyorum ama sanırım ben gidiyorum.
Ellerimin sana dokunmadığı bir dünyada yaşamaktan, yalnız sesini du***** kısıtlı vakitlerde mutlu olmaya çalışmaktan, bedenini ve aklını yanımda hissedememekten yorgun düştüm.
Kurduğum bütün hayaller boşuna, hiçbirini gerçekleştiremiyorum, etrafı sularla çevrili yalnız bir ada gibiyim.
Arada bir konan kuşlar da olmazsa, içimde yaşayan bir nefes kalmayacak.
Sabretmeyi öğrenmiştim ama bu kadarı beni bile aşıyor.
Taş olsa çatlardı diyorum.
Zor demek ki aşkı gerçekten yaşatmak, ben beceremediysem özür diliyorum. Biliyorum, sevgi anlamaktır ancak
sürekli anlayan taraf ben olacaksam, o zaman aşk da sadece bana ait olmaz mı?
Bu durumda aşkımı da cebime koyup gitmek gerekiyor, sanırım vakti geldi, gidiyorum.
İçimde hiçbir kırgınlık taşımadan, sadece iki kocaman insanın beceriksizliğine kızarak, şu minnacık yüreklerimizi bir arada tutamayışımıza içlenerek zaman zaman, inatçılığımızın sonunda ikimizi de köprüden düşüreceğini söyleyerek üstelik,
yoksunluğumu hissetmediğini anladığım için, gitmeye hazırlanıyorum.
Rüzgarda çarpan kapılar gibi, sürekli kendime çarparak yaşamaktan sıkıldım.
Yüreğim öyle yorgun ki tahmin edemezsin.
Bana da alıştırdın ya sensizliği, ayrılığı da yadırgamıyorum demek ki!
Ben galiba gidiyorum sevgili!
İçimde biraz burukluk olsa da, nefes aldığım sürece seni aklımın, kalbimin bir yerinde tutacağımı biliyorsun.
Artık vakit geldi
ve
ben galiba gidiyorum sevgili...