İnanmakla, herşeye ulaşılır sanıyordum. Aslında haledaha da sanıyorum. Ve istediğimiz herşeye de sahibiz aslında.
Zor olan ne? Kolay olan ne? Nedir ki yaşadığımız?
Ne diye yaşıyoruz? Bir boşluk. Kocaman, hiç bitmeyen. Bir sonsuzluk. Başı , sonu , belli olmayan. Bir mutluluk. Hiç tanımlanamayan. Tek bildiğimiz, hayatlarımızın başlangıç ve bitiş tarihleri. Hepsi bu.
Bu süre zarfında, yaşadıklarımız ne? Hayatta amacımız varmış. Bulabiliyormuyuz? Dünyada yaşadığımız süre , bunun için bize yetiyor mu? Bir mutluluk arayışı belki de. Belki de mutluyuzdur aslında. Nasıl olacağını bilmiyoruz. Ya da mutluluğun ne olduğunu bilemiyoruz.
Belki de bilmek istemiyoruz. Sorunlar, üzüntüler yaşanmadan ulaşılamaz , belki de gerçek mutluluğa. Aslında ne mutluluk var ne de mutsuzluk belki de. Ya da biz de yok olabiliriz, bu koca evren içinde.
Neredeyiz ki? Hayatın gerçeği yalanı neresi? Bugüne kadar tek çözebildiğim, dünyada olduğumuz sürece mutsuzluklara, hastalıklara, sorunlara odaklanırsak, kocaman bir karanlığın, siyahın içinde yaşadığımız.
Gülmeye, mutluluğa ve sevgiye odaklanırsak, gökkuşağı renkleri içinde yaşadığımızı farkettim. Ne yaparsak yapalım bitiyor bir şekilde.
Sizi seviyorum. Kim olduğunuz , ne olduğunuz, nerede olduğunuz farketmez. Seviyorum işte. Belki de bu satırları okurken ihtiyacınız olan tek şey, sevildiğinizi duyma ihtiyacıdır. Belki de ,kimse, içten ; " Seni seviyorum ", dememiştir size.
Bir , " seviyorum " , sözcüğü yeter bazen . Koskoca bir hayatın tüm izlerini silmeye. Seni seviyorum, diyen sevdikleriniz, sevenleriniz olsun. Nerede olduğunu bilmezeniz de. SENİ SEVİYORUM.