Benligimizi tehdit eden her hangi bir durum veya kisi karsısında sıklıkla kullandıgımız savunmalarımız vardır. Bu savunmalar bizi dıs dünyaya karsı korurlar ya da biz öyle sanırız. Hepimiz su veya bu nedenle az veya çok bu savunma sistemlerinden faydalanırız. Ancak çogumuz bu sistemlerin kullanımında asırıya kaçarak onlara bagımlılık gelistirir, onlara tutsak olur ve günlük iliskilerimizde kendimizi hep bir sis içinde sunarız. Hatta çogu zaman bunun farkında bile olmayız. Aynı uyusturucu bagımlılıgı gibi onlarsız yapamayız ve alıskanlık haline gelirler.
En sık kullandıgımız savunmalarımız, yok sayma, bastırma, entelektüellestirme, yansıtma, ve yer degistirmedir. Olayları oldukları gibi görmek ve kabul etmek istemedigimiz zaman, kendimiz ve baskaları için hemen sahte görünümler yaratmamıza neden olurlar. Ve bu savunmalarımızı da genelde hem kendimizin hem de sevdiklerimizin kusurları ile yüzlesmek istemedigimiz zaman kullanırız.
”beni aldatıyorsun” diye sizi suçlayan biri kendisi aldatıyor olabilir. Bazen de duygularımız yer degistirir ve birine karsı hissettigimiz yogun öfkeyi ona ifade edemeyecegimizden bunu asırı sevgi gösterileri ile sunabiliriz.
Kendimizi oldugumuzdan farklı tanıtmaktansa oldugumuz gibi olmak, yalan söylemektense gerçekle yüzlesmek buna alısık olmayanlar için zor ve sancılı olabilir. Çünkü oldugumuz gibi görünürsek sevilmeyecegimizi, dogruyu söylersek istenmeyecegimizi ögrendik. Bu nedenledir ki; iliskilerde en çok istenmeyen ama en çok söylenen seydir yalan. En çok istenen ama en az bulunandır dürüstlük!
Çünkü sürekli savunma içinde olmayı kendimiz olmaya, sürekli yalan söylemeyi de dogruyu söylemeye tercih ediyoruz. Bunları kabul ettigimiz an degisme için çabalayacak, daha az maske kullanacak ve daha çok kendimiz olacagız!