İnsanları anlamak ve tanımak çok zordur. Bir bakmışsın çok iyi tanıdığını sandığın sevdiğin,
güvendiğin kişi bambaşka biri oluvermiş.
Hep duyduğumuz "iki yüzlü biri" ifadesi bence bu zamanın insanları için yetersiz kalıyor.Aslında "binbir yüzlü"
dense daha iyi olur. Şimdiki zamanın koşullarını ve binbir yüzlü insanlarını gördüğümde "iki yüzlü" insanlara
bile şükür ediyorum.
Birinin yüzüne baktığımızda ne kadarda güzel biri deriz. Saf, masum diye düşünürüz.İçindeki diğer kişiliğini bilemeyiz.
Bir zaman sonra tanıdığımızda eğer bize diğer yüzünü gösterirse şaşırıp kalırız ve derizki " benim masum, saf, güzel
dediğim kişi bu mu?".
İşte o an o insanın bilinmeyen yüzü karşısında kendini suçlarsın onu iyi tanımadın diye.
Hele birde ailenden çok sevdiğin, herşeyini paylaştığın, canından kanından biri oldu mu bu çok kişilikli şahıs o zaman
kendini dahada üzersin hep düşünürsün "neden?" diye.Düşünün mesela çocukluğunuz, yetişkinliğiniz birlikte geçmiş hayatınızın çoğunu birlikte paylaşmışsınız; gün olmuş birlikte ağlamış, gün olmuş birlikte gülmüşsünüz.
Sonra işler birden değişmiş sizin onun desteğine, ilgisine ihtiyacınız olmuş işte o anda dost bildiğiniz kişinin gerçek yüzü ortaya
çıkmış.Söylenmeyen sözler söylenmiş ve yapılmayan davranışlar yapılmış öyle bir içinizi acıtmışki geçen onca güne lanet etmişsiniz.
Sizde onun gibi davranarak onun seviyesine düşmemişsiniz.Siz kişilik değiştirmeden eskisi gibi kalıp bir gün onun hatasını anlayacağını düşünerek size geri döneceğini beklemişsiniz.
İşte gerçek insan ve tek kişilik bu.Saflık, masumiyet, nezaket, kendin gibi olmak bu.