İki Kişilik Kahve

Son güncelleme:
  • En son ne zaman sevdiğim adama kahve pişirmiştim ben? En son ne zaman iki kişilik kahvenin kokusu sarmıştı mutfağı?

    Bir yabancıyla sohbet konusu olduğunda yalnızlık, dilime gelen hiçbir şeyi söylememeyi ne zaman öğrenmiştim? En son ne zaman birine sarılıp uyumuştum? Ve ne zaman ondan önce uyanıp, şarkı mırıldanarak kahvaltı hazırlamıştım?

    Kendime seslenmekten sıkıldığım için belki de, artık kahvaltı hazırlamıyorum uyandığımda. Öylesine geçiştiriyorum sabahları ekmek arası hasretle.

    Oysa bu oyun olan dünyanın ortasında, hepimiz hiç bilmediğimiz bir rollerle doğarken ve bize hiç sorulmayan, bilmediğimiz, hatırlamadığımız bir geçmişten bu dünyaya gönderilirken, çift olarak yaşamamız öngörülmemiş miydi?

    Zaten televizyon seyretmezdim; sevdiğin bir adam olmayınca, televizyonda seyretmeye değer bir şey de bulamıyor insan. Oysa o muhteşem duygular sarınca bedeni, en aptal ve saflığına tebessüm ettiğimiz Türk filmlerini izlemek bile, ne kadar keyifli oluyordu.

    Ben en son ne zaman içinde sevda türküleri olan sofralar kurmuştum? En son ne zaman “seni düşünüyorum” yazan bir mesaj geldi telefona? En son ne zaman çiçeklerle süslenmiş bir yatak odasına girmiştim? Erkek elinin kabalığından hiç eser olmayan, güller döşenmiş bir yatak odası sürprizi yaşamayalı ne kadar oldu kim bilir?

    Ben en son ne zaman arkasında ne var diye hiç düşünmeden bir adama sarılmıştım? Güvenerek, inanarak, aşkla ne zaman başımı omzuna yaslamıştım?

    Ben en son ne zaman kadın olduğumu hatırlamıştım? Bu hayatın hiç bitmez ezişleri, zorlukları ve hayatta kalma mücadelesi olmadan, en son ne zaman kendimi aşkın kollarına atmıştım?

    Ben en son ne zaman iki kişilik kahve pişirmiştim sevdiğim adama? Çalsa kapı, aniden gelse o kahvesini pişirmeye gönüllü olduğum... Sahi, ben en son ne zaman sevmiştim?

    Candan Ünal
1 0 0
  • Paylaşım için Teşekkürler
0 0 0