Selam millet, geçen hafta sonu uzun zamandır gitmek istediğim bir çağdaş sanat sergisine nihayet vakit bulup gittim. Kafamda sakin sakin gezmek, kulaklığı takıp işleri incelemek, sanatçının ne anlatmak istediğini anlamaya çalışmak falan vardı. Ama kapıdan girdiğim andan itibaren resmen bir sosyal medya prodüksiyonunun ortasına düşmüş gibi hissettim.
Gerçekten şaka yapmıyorum, salonda tablolara ya da enstalasyonlara gerçekten bakan insan sayısı bir elin parmaklarını geçmiyordu. Herkes elinde telefonla en iyi açıyı, en iyi ışığı yakalama derdine düşmüş.
Tablonun Önünde Poz Verme Nöbeti
Bir ara çok merak ettiğim büyük boyutlu bir işin önüne geçip detaylarına bakayım dedim. Arkamdan hemen bir homurtu, bir oflama puflama sesi yükseldi. Arkamı bir döndüm ki meğer hanımefendinin kadrajını bozuyormuşum. Kız arkadaşına "biraz daha sağa geç de ışık vursun" diye direktifler veriyor, aynı noktada en az yirmi kare fotoğraf çekiliyor. İki dakika eseri inceleme hakkımız bile kalmamış gibi hissettim.
İşin en garip tarafı, o kadar fotoğraf çekildikten sonra eserin yanındaki bilgi kartına dönüp bir saniye bile bakmadan, hatta eserin adını dahi bilmeden arkalarını dönüp bir sonraki "fotojenik" köşeye koşmaları oldu.
Kültür Sanat Etkinlikleri Neden Bu Hale Geldi?
Tabii ki sergide hatıra fotoğrafı çekersin, çok beğendiğin bir şeyi hikayene atarsın, bunda hiçbir sorun yok. Ama iş artık sanatı deneyimlemekten tamamen çıktı, sadece "bakın ben buradaydım, çok kültürlüyüm" imajı satmaya döndü. Hani bazen sergi salonu değil de profesyonel bir çekim platosu kiralamışlar gibi bir hava esiyor ortalıkta.
Ben mi fazla takıntılı ve huysuz birine dönüştüm yoksa aranızda son zamanlarda müze veya galeri gezerken aynı şeyden dert yanan var mı? Siz bu durumu nasıl karşılıyorsunuz, denk geliyor musunuz hiç?