Selamlar herkese. Son birkaç aydır fena halde canımı sıkan, bazen de arkadaşlarımın yanında beni resmen yerin dibine sokan bir mevzu var, foruma bir içimi dökeyim dedim.
İşim gereği son bir yıldır günün neredeyse 8-10 saatini full İngilizce konuşarak ve yazışarak geçiriyorum. Hani başta her şey harikaydı, "oh ne güzel akıcı konuşuyorum, geliştikçe gelişiyorum" diye kendi kendime seviniyordum. Ama geçen gün annemle telefonda konuşurken başıma gelen şeyden sonra kendimden resmen utandım. Kadına bildiğin "randevu" kelimesini hatırlayamadığım için birkaç saniye duraksayıp "hani hastaneden aldığımız şey vardı ya" diye tarif ettim. Annem de haklı olarak "oğlum sen kafayı mı yedin?" dedi.
Artistlik Yapıyorum Sanılması İşin En Kötü Yanı
En çok da şuna ayar oluyorum: Dışarıdan bakınca millet senin bilerek hava atmak, havalı görünmek için araya yabancı kelimeler sıkıştırdığını sanıyor. Yemin ederim zerre alakası yok. Hani o televizyona çıkıp "şey ya, nasıl derler ona..." diye kasan tiplere yıllarca güldük ya, işte tam o karikatür karaktere dönüştüm ve bundan nefret ediyorum.
Beyin o an o kadar yorgun oluyor ki, kavramın zihnimdeki karşılığı önce diğer dilde parlıyor. Kendi ana dilimdeki kelimeyi bulup oraya yapıştırana kadar resmen sistem donuyor, ekrana kum saati geliyor. Bazen cümle kurarken gramer bile birbirine giriyor, devrik devrik konuşurken yakalıyorum kendimi.
Kafadaki O Şalteri Nasıl Kapatacağız?
Geçenlerde bir kafede arkadaşla otururken hesabı isterken garsona neredeyse başka dilde teşekkür ediyordum, çocuk yüzüme uzaylı görmüş gibi baktı. Bildiğin iki dil tek bir çorba tenceresinde kaynıyor gibi bir his.
Aranızda bunu yaşayan var mı cidden, yoksa benim işlemci mi erken yaşta teklemeye başladı? Yurt dışında yaşayanlar ya da gün boyu yabancı dilde mesai harcayanlar bu kafa karışıklığını nasıl dengeliyor? Bunun pratik bir çözümü falan varsa aydınlatın beni, siz ne düşünüyorsunuz?