Selam millet, geçen gün eski çekmeceleri karıştırırken en dipte emektar bir Nokia 6600 buldum. Şöyle bir elime alıp bakınca gözümün önüne direkt lise yılları, okul kantini ve o dönemin en büyük teknolojisi geldi: Kızılötesi! Şimdiki nesil tek tıkla saniyede dosya gönderiyor ama bizim zamanımızda veri transferi yapmak adeta bir sabır testiydi arkadaş.
Hatırlayanlar kesin vardır, iki telefonu yan yana koyup kızılötesi gözlerini milimetrik olarak eşitlemeye çalışırdık. O transfer bitene kadar masanın başında heykel gibi dikilirdik, odada kimse hareket edemezdi. Masaya yanlışlıkla çarpan olursa veya birisi hapşırıp telefonu milim oynatırsa bağlantı anında kopardı. Hele o 3 saniyelik komik polifonik ses tonunu veya kalitesi çamur gibi olan 3GP formatındaki komik videoları alabilmek için verdiğimiz o mücadele şimdi düşününce çok çılgınca geliyor.
Yarım Saat Bekleyip Bağlantı Koptu Hatası Almak
İşin en sinir bozucu tarafı da tam dosya bitecekken yaşanan kazalardı. Şarkıyı göndermek için telefonları kafa kafaya vermişiz, heyecanla yüzde doksan dokuza gelmesini bekliyoruz. Tam o sırada birinin telefonu çalardı ya da cihazlardan biri hafifçe kayardı ve bam! Ekranda o meşhur "Bağlantı kesildi" uyarısı belirirdi. Hadi bakalım, her şeye en baştan başla. Sonra Bluetooth çıktı da biraz rahat nefes aldık ama onun da ilk dönemleri az çileli değildi hani. "Cihaz aranıyor" yazısını dakikalarca izlerdik.
Geçen gün bunu düşünürken kendi kendime bayağı güldüm. Şimdi saniyeler içinde devasa dosyaları havadan uçuruyoruz ama o zamanki o ufacık şeylerden aldığımız heyecanın çeyreği yok valla. Sınıfta sıranın altında gizlice birbirine melodi gönderen bir nesildik biz.
Siz ne düşünüyorsunuz, aranızda kızılötesi bağlantı kuracağız diye telefonların altına silgi, defter koyup açı ayarlamaya çalışan var mıydı? Ya da bu teknoloji yüzünden yaşadığınız en komik, en saçma anınız neydi? Gelin biraz geyik yapalım, dökülün bakalım!