Selamlar herkese, uzun zamandır içimi kemiren ve geçen akşam saat 10 buçukta mutfak tezgahına boş boş bakarken iyice ayar olduğum bir mevzuyu açmak istiyorum.
Eve geliyorsun saat olmuş 7 veya 7 buçuk. Üstünü değiştir, alelacele bir şeyler atıştır, iki parça bulaşığı topla, duşa gir derken saat bir bakmışsın 9 olmuş bile. Geriye uyuyana kadar taş çatlasa üç saatlik bir dilim kalıyor. İşin garibi, bütün gün "akşam eve gideyim de şunu yapayım, bir film patlatayım ya da biraz oyun oynayayım" diye kurduğun o hayallerin hepsi o koltuğa oturduğun an buharlaşıp gidiyor. Kendini elinde telefonla saçma sapan reels videoları kaydırırken buluyorsun.
Uykudan Çalıp Kendine Zaman Yaratma Çıkmazı
Ben bu durumu aşabilmek için bir ara "intikam uykusuzluğu" dedikleri şeyi denedim. Sırf günü sadece çalışarak ve sorumluluk koşturmacasıyla bitirmemiş olmak için inatla gece 1'e, 2'ye kadar yatağa girmedim. Kitap okudum, dizi açtım, kendimce vakit geçirdim güya. Ama ne oldu? Ertesi sabah alarm çaldığında yataktan kazınarak kalktım, gün boyu zombi gibi gezdim. Yani bir günü kurtaralım derken ertesi günün içine ettik.
Hani bazen internette görüyorum; millet iş çıkışı spora gidiyor, oradan çıkıp üçüncü dalga kahvecide sosyalleşiyor, eve gelip taze sebze yemeği pişiriyor falan. Valla helal olsun ama bana hiç gerçekçi gelmiyor.
Peki Bu Döngüyü Kırabilen Var mı?
Geçen hafta ufak bir taktik denemeye başladım. Eve girer girmez telefonu direkt başka bir odaya bırakıyorum ve en azından saat 10'a kadar elime almıyorum. İnanır mısınız, o bomboş geçen vakit biraz olsun uzadı gibi hissettirdi. En azından kafa dinleyebildim, biraz müzik dinleyip kafamı toparladım. Ama yine de o "hayat avucumun içinden akıp gidiyor" hissini tam atabilmiş değilim.
Merak ediyorum, aranızda bu akşam saatlerini gerçekten verimli veya en azından içine sinerek geçirebilen var mı? Yoksa çoğumuz akşamları koltuğa serilip ertesi günün alarmını bekleyenler kulübünden miyiz? Varsa uyguladığınız ufak tefek püf noktaları, paslaşalım biraz.