Bize Küçüklükten Beri Kakalanan Ama Aslında Aşırı Toksik Olan Atasözleri

Son güncelleme:
  • Selam millet, geçen gün kahve içerken birden aklıma geldi. Hani hepimizin diline dolanan, büyüklerin de "bak ne güzel demiş atalarımız" diye sürekli önümüze sürdüğü laflar var ya... Şöyle bir durup düşününce bazılarının resmen toplumsal travma kaynağı olduğunu fark ettim. Biz bunları sorgulamadan kabul ede ede buralara geldik galiba.

    Mesela şu meşhur "bana dokunmayan yılan bin yaşasın" lafı. Ya arkadaş, böyle bir bencillik, böyle bir umursamazlık olabilir mi? O yılan bugün komşuyu sokarken sessiz kalırsan, yarın dönüp dolaşıp seni de sokacak işte. Biz ne ara bu kadar bireyselci ve korkak bir zihniyeti baş tacı ettik?

    Kafayı Duvara Vurduran Diğer Örnekler



    Bir de "kol kırılır yen içinde kalır" var ki, bence tam bir psikolojik şiddeti gizleme aparatı. Aile içinde, iş yerinde ne kadar pislik, haksızlık varsa "aman dışarı sızmasın, laf söz olmasın" diye sineye çekilmesini öğütlüyor resmen. Sorunları halının altına süpüre süpüre evler toz topraktan geçilmez oldu.

    Veya "dayak cennetten çıkmadır" saçmalığı... Çocukluğunda bu laf yüzünden şiddeti normalleştiren kaç kişi var aramızda? Cennet gibi kutsal bir kavramla dayağı aynı cümleye sokmak bile nasıl bir kafanın ürünü, gerçekten aklım almıyor.

    Siz Hangi Atasözünden Tiksiniyorsunuz?



    İşin aslı, dilimize yerleşmiş bu kalıplar farkında olmadan karakterimizi ve tepkilerimizi de şekillendiriyor. Sanki sırf eski insanlar söyledi diye her lafta bir hikmet aramak zorunda değiliz gibi geliyor bana. Bazıları resmen o dönemin tembelliğini, korkaklığını ya da manipülasyonunu meşrulaştırmak için uydurulmuş.

    Siz ne düşünüyorsunuz bu konuda? Şöyle duyduğunuzda tüylerinizi diken diken eden, "keşke bu hiç söylenmeseydi" dediğiniz başka atasözleri veya deyimler var mı? Gelin biraz dertleşelim şu başlık altında.
0 0 0