Selamlar herkese. Dün gece kulaklık kulağımda öylece uzanmışken rastgele çalma listesi akıp gidiyordu. Birden araya Turgut Uyar’ın sesinden bir kayıt girdi. Normalde severek dinlerim ama dün resmen içime bir şey oturdu, hemen telefonu elime alıp geçmek zorunda kaldım.
İnsan yaşarken fark etmiyor ama hayatımızın bazı dönemlerinde birilerine içimizi fütursuzca açıyoruz. Hani çok seversin, bir akşam balkonda ya da sahil kenarında otururken telefonun ışığında veya cebinden çıkardığın kırışık bir kağıttan ona sesli şiir okursun ya... "Bak tam bizi anlatmış" heyecanıyla, sesin biraz titreyerek.
O Dizeler Artık Şairin Değil, O Anın Malı Oluyor
İşte asıl dert tam olarak orada başlıyor arkadaşlar. Aradan aylar geçiyor, belki yıllar devriliyor. O insan hayatından sessiz sedasız ya da kapıyı çarpıp çekip gidiyor. Sen iyi kötü toparlanıyorsun, işine gücüne bakıyorsun, hayat akıyor. Ama günün birinde o şiir ansızın bir yerde karşına çıkıyor. Bir kitapçıda rafta gözün takılıyor ya da bir kafede yan masadaki çocuk sevgilisine aynı dizeleri fısıldıyor.
Okuyamıyorsun. Ciddiyim, için almıyor. O şiir artık sadece güzel bir edebiyat parçası olmaktan çıkmış, doğrudan o insanın yüzüne ve o ana mühürlenmiş çünkü. Kendi ses tonun kulaklarında yankılanıyor, karşındakinin o anki bakışı aklına geliyor ve insanın boğazına koca bir taş oturuyor. Şiiri resmen o insana kurban vermiş gibi hissediyorsun.
Hafıza Neden En Çok Kelimelere Tutunuyor?
Bazen düşünüyorum da, şarkılar bile bir şekilde nötrlenebiliyor zamanla. Üstüne yeni anılar ekliyorsun, arkadaş ortamında bağıra çağıra eşlik edip büyüsünü bozabiliyorsun. Ama şiir öyle değil. Şiir çok çıplak, çok savunmasız bir şey. Biriyle bir dizeyi paylaştıysan, o dizenin altını birlikte çizdiysen orası artık mayife basılmış bir arazi gibi kalıyor hafızada.
Merak ediyorum, aranızda bunu yaşayan var mı? Vaktiyle birine sesli okuduğu, hediye ettiği için artık kapağını bile açamadığı bir şiir kitabı olan var mı kenarda köşede? Bu his gerçekten zamanla eskiyor mu yoksa ömür boyu o şiirden kaçmak zorunda mı kalıyoruz?