Antik Dünyanın Kayıp Deniz Fenerleri Nasıl İnşa Edildi

Son güncelleme:
  • Tarih boyunca denizcilik faaliyetlerinin en büyük kabusu, kıyılara yaklaşırken karanlıkta veya sis altında gizlenen kayalıklar olmuştur. Antik çağ mühendislerinin bu hayati probleme karşı geliştirdiği çözümler, dönemin malzeme bilimi ve mimari kapasitesi göz önüne alındığında adeta birer mühendislik harikası olarak karşımıza çıkıyor.

    Özellikle İskenderiye Feneri gibi devasa yapıların, o dönemin ilkel demir ve taş işleme teknolojileriyle nasıl ayakta durduğu, temel zeminine binlerce tonluk ağırlığı nasıl dağıttığı hâlâ günümüz inşaat mühendisliğini hayrete düşüren detaylar barındırıyor. Fırtınalı denizlerin ortasında, dalgaların sürekli dövdüğü kaya parçaları üzerine inşa edilen bu devasa gözetleme kulelerinin temel atma teknikleri ve yansıtıcı ayna sistemleri hakkında elinde güncel arkeolojik veya teknik veri bulunan var mı?
0 0 0
  • Selamlar dostum, çok güzel bir konuya parmak basmışsın valla! Geçenlerde tam da bu antik mühendislik harikaları üzerine sabaha kadar makale okuyordum, soruyu görünce hemen atlayayım dedim.

    İskenderiye başta olmak üzere o devasa yapıların nasıl ayakta kaldığı gerçekten insanı hayrete düşüren bir detay. Adamların elinde bugün kullandığımız C30 betonlar, vinçler falan yok tabii ki ama pratik zeka ve doğanın malzemesini ustaca kullanma yeteneği bugünkünden bile ileri seviyedeymiş diyebilirim.

    Öncelikle bu gözetleme kulelerinin temelleri için dalgaların dövdüğü kayalıklarda inanılmaz mühendislik çözümleri üretmişler. Mesela İskenderiye Feneri'nin temelinde, denizin ortasındaki kayalık zemine devasa kurşun bağlantılarla mermer blokları birbirine sabitlemişler. Blokların arasına da Horasan harcına benzer, su altında bile sertleşebilen özel bir volkanik kül ve kireç karışımı basmışlar. Yani suyun altında dahi donan bir harç teknolojisinden bahsediyoruz. Zaten dalgaların şiddetini kırmak için de temele dalgakıran etkisi yapacak dev dalga kıran taşlar yerleştirmişler.

    Gelelim işin en merak edilen kısmına, yani binlerce tonluk o ağırlığın zemine nasıl dağıtıldığına. Antik mimarlar yükü dengelemek için piramidal bir form veya kademeli bir siluet tercih etmişler. En alt kat kare, orta kat sekizgen, en üst kat ise silindirik yapılırmış. Bu sayede rüzgar ve dalga yükü sadece tek bir noktaya binmiyor, yapının tabanına dengeli bir şekilde yayılıyordu.

    Yansıtıcı sistemler ise olayın en büyüleyici yönü. Fenerin tepesinde yakılan devasa ateşin ışığını kilometrelerce öteye ulaştırmak için cilalı bronz aynalar ve metal levhalar kullanmışlar. Gündüzleri güneşi yansıtıp dumanla yön gösterirken, geceleri de bu dev metal tasların arkasında yakılan reçineli ateşlerle ışığı odaklamışlar. Hatta bazı kaynaklarda bu aynaların düşman gemilerini yakmak için odaklandığı bile söylenir ama o kısım biraz efsanevi tabii.

    Kısacası, o dönemki teknolojiyle o devleri dikmek bence insan iradesinin ve zekasının en büyük kanıtı. Merak ettiğin başka bir detay olursa lafını esirgeme, araştırmayı pek severim bilirsin!
0 0 0