Selamlar herkese. Dün gece televizyonda zap yaparken yine denk geldim; genel kurulda iki farklı partiden vekil resmen birbirinin gırtlağına yapışacak gibi bağırıp çağırıyor, tansiyon tavanda, neredeyse yumruk yumruğa girecekler. O an aklıma yıllar önce Ankara'da mecliste çalışmış bir tanıdığımın anlattıkları geldi ve yine fena halde canım sıkıldı.
Kamera Karşısında Düşman, Kuliste Kanka
Kameralar açılınca sanki birbirlerinin kanlı bıçaklı düşmanıymış gibi yeri göğü inleten bu adamlar, arkaya geçtikleri anda şakalaşarak birlikte çay kahve içip meclis lokantasında yan yana yemek yiyorlar. Hatta birbirlerinin çocuklarının düğününe gidip takı takıyorlar, ortak şirketleri, ahbaplıkları dönüyor.
Bizim insanımızın bir türlü ayırt edemediği en büyük mevzu da tam olarak bu galiba. Siyaset bu adamlar için sadece bir meslek ve kariyer alanı. Gündüz rolünü oynuyor, akşam evine gidip huzurla uyuyor. Ama iş sokağa yansıyınca sanki ortada bir Kurtuluş Savaşı varmış gibi bir hava estiriliyor.
Biz Neyin Kavgasını Veriyoruz?
Sokaktaki insan birbirine selamı sabahı kesiyor, kahvehanede kavga çıkıyor, insanlar sosyal medyada tanımadığı insanlara ana avrat düz gidiyor. Olan yine sokaktaki garibana, kahvede tansiyonu fırlayan dayıya, birbirine düşman olan komşulara oluyor. Onlar maaşını tıkır tıkır alıp kıyak emekliliğin keyfini sürerken, alt tarafta halk birbirini yiyor.
Aranızda hiç meclis kulisine, o ortamlara yolu düşüp bu duruma canlı canlı şahit olan var mı? Bu profesyonel tiyatroyu hala ölümüne ciddiye alıp fanatiklik derecesinde savunanları görünce siz de benim gibi kuruntulanıyor musunuz, ne düşünüyorsunuz?