Köy Teyzelerinin Ettiği O Aşırı Yaratıcı Beddualar

Son güncelleme:
  • Selam millet, geçen hafta sonu memlekete, bizim köye gittim de kafama dank etti resmen. Biz internette falan laf sokma sanatı, aforizma kasma peşinde koşuyoruz ama asıl edebi deha bizim köydeki yaşlı teyzelerdeymiş, yemin ederim.

    Küçükken bahçesine top kaçırdığımız bir Hatice teyze vardı mesela. Kadın bize direkt küfretmezdi, öyle bir laf ederdi ki eve gidip iki saat ne demek istediğini düşünürdük. Geçen gün komşunun tavuğu bunun bostanını dağıtmış, kadının tavuğun arkasından ettiği lafı duydum: "Tüylerin tek tek döküle de cımbızla toplayalar!" Abi bu nasıl bir hayal gücü, nasıl bir beddua edebiyatı?

    Sıradan Küfürlerin Yanında Bunlar Sanat Eseri



    Şimdiki nesil en fazla iki kelimeyle dümdüz hakaret ediyor geçiyor. Eskilerin öfkesinde bile inanılmaz bir yaratıcılık ve edebi derinlik var. Mesela bizim oralarda çok meşhur bir laf vardır; birine çok kızınca "Boyun posun devrile de tabutuna tahta yetmeye" derler. İnsanın tüyleri diken diken oluyor duyduğu an, buz kesiyorsun.

    Bir de şey var tabii, daha psikolojik vuruşlar: "Gözün doya da karnın doymaya" ya da "Kapı kapı gezesin de bir yudum su veren olmaya." Yani beddua değil, sanki Yunan tragedyasından fırlamış lanet mübarek. İnsana direkt varoluşsal sancı çektirir bunlar.

    Gülsem mi Korksam mı Bilemediğim Laflar



    İşin garibi, bu teyzeler bu lafları söylerken ses tonları hiç öyle bağıra çağıra da olmuyor bazen. Gayet sakin, elinde çapa sallarken veya oya yaparken bir anda yapıştırıveriyor lafı. Duyduğun an neye uğradığını şaşırıyorsun. Gerçekten oturup bunların antolojisini çıkarmak lazım, kaybolup gitmesin bu kültürel miras.

    Sizin oralarda da var mı böyle duyduğunuzda hem güldüren hem de "ulan ya tutarsa" diye hafiften tırstıran absürt beddualar veya ağır sözler? Memleketten aklınızda kalanları bir yazın da biraz gülelim şurada.
0 0 0