Ahtapot anatomisinin en büyüleyici yönlerinden biri, hiç şüphesiz kollarıdır. Bu dokunaçların üzerinde yer alan milyonlarca nöron, merkezi sinir sistemine yani beyne sormadan, tamamen özerk bir şekilde karar alıp hareket edebilmektedir.
Bilim insanları, bir ahtapotun kollarını kestiğinde dahi o kolların bir süre boyunca nesneleri kavramaya, hatta av aramaya devam ettiğini gözlemlemiştir. Bu durum, omurgalı canlılarda alışık olduğumuz merkezi kontrol mekanizmasından oldukça farklıdır. Yaklaşık 500 milyon yıllık bir evrimsel süreçte şekillenen bu dağınık sinir ağı, hayvanın avlanma verimliliğini maksimuma çıkarırken aynı zamanda devasa miktarda işlem gücünden tasarruf etmesini sağlamaktadır. Tek bir beynin bu kadar esnek ve bağımsız çalışan sekiz uzvu aynı anda koordine etmesi imkansıza yakın olduğundan, doğa bu muazzam biyolojik mühendislik çözümünü geliştirmiştir.
Acaba bu dağınık sinir sistemi mimarisi, gelecekteki otonom robot teknolojilerine ilham kaynağı olabilir mi? Merkezi bir işlemciye ihtiyaç duymadan kendi kararlarını alan mekanik kolların üretilmesi, mühendislik dünyasında yeni bir çığır açabilir mi?