Selam millet, uzun zamandır içimi kemiren bir mesele var, gelin biraz dertleşelim.
Geçen gün bir akraba ortamındaydım. Konu döndü dolaştı, falancanın kızının nasıl giyindiğine, filancanın oğlunun cuma vaktinde dükkanı kapatmadığına falan geldi. Ortamdaki herkes öyle bir moda girdi ki sanırsın hepsi cennetten arsa tapusu almış da geriye sadece millete not vermek kalmış. Çayımı yudumlarken düşündüm; arkadaş biz ne ara kendi amelimizi, kendi eksiklerimizi unutup başkalarının amirine dönüştük?
Kendi Gözümüzdeki Merteği Görmemek
İşin tuhafı, bunu yapan insanların çoğunun kendi hayatında dünya kadar falsosu var. Kul hakkına girerken zerre çekinmeyen adam, komşusunun oruç tutup tutmadığını dedikodu malzemesi yapıyor. Birini uyarmanın, ona doğruyu güzellikle anlatmanın da bir edebi, adabı olurdu eskiden. Şimdi internette de reel hayatta da durum aynı; kim bir falso verse hemen tepeden bakan bir dille linç etme peşindeyiz. Hani nerede kaldı kusurları örtmek, nerede kaldı hüsnüzan?
Resmen başkalarının günahlarını saymaktan, kendi heybemize ne koyduğumuza bakamaz hale geldik. Oysa bize öğretilen ilk şey nefsimizle uğraşmaktı, komşunun günah çetelesini tutmak değil.
Samimiyet mi Yoksa Gizli Bir Ego Tatmini mi?
Bana göre bu durumun altında derin bir ego yatıyor. Birinin hatasını yakalayıp yüzüne vurunca veya arkasından konuşunca insan kendi dindarlığını daha üstün zannediyor galiba. İçten içe "Bak ben ondan daha iyiyim" hissiyle vicdan rahatlatıyoruz gibi geliyor bana. Ama kalbi kırmanın, insanları dinden soğutmanın vebalini hiç hesaba katan yok.
Siz ne düşünüyorsunuz bu konuda? Çevrenizde ya da sanalda böyle tiplere denk gelince nasıl tepki veriyorsunuz, veya kendinizi hiç bu tuzağa düşerken yakaladığınız oldu mu?