Gece trafikte seyir halindeyken yol kenarlarındaki kedi gözü olarak bilinen reflektörlerin, hiçbir harici güç kaynağına veya elektrik bağlantısına ihtiyaç duymadan far ışığını nasıl bu kadar parlak bir şekilde geri yansıttığı fiziksel açıdan oldukça ilgi çekicidir. Bu küçük güvenlik araçlarının temelinde, ışığı geldiği açıya tam olarak geri gönderen optik bir prensip yatar.
Bu sistemin arka planında retrorefleksiyon adı verilen optik fenomen bulunur. Gelen ışık ışınları, reflektörün yüzeyindeki özel tasarlanmış cam kürecikler veya kübik prizma dizilimleri sayesinde kırılır ve iç yüzeyden tam yansımaya uğrayarak kaynağına geri döner. Bu mekanizma, gelen ışığın dağılmasını engeller ve uzak mesafelerden bile sürücülerin dikkatini çekecek düzeyde net bir görüş sağlar. Doğadaki bazı canlıların göz yapısında da benzer yansıtıcı katmanların bulunduğu düşünüldüğünde, mühendisliğin bu optik çözümü doğrudan biyolojik adaptasyonlardan ilham almıştır. Günlük hayatta sıkça karşılaşılan bu pasif aydınlatma teknolojisinin fiziksel sınırları ve üretiminde kullanılan polimer malzemelerin ışık geçirgenliği verimliliği konusundaki güncel gelişmeler, optik mühendisliğinde hâlâ önemini korumaktadır.