Biyoloji tarihi boyunca türleşme süreçlerinin binlerce hatta milyonlarca yıl sürdüğü varsayılmıştır. Ancak Doğu Afrika'nın Büyük Rift Vadisi'nde yer alan Victoria, Tanganyika ve Malawi göllerindeki ciklet balığı familyası, bu klasik evrimsel zaman çizelgesine adeta meydan okumaktadır. Tek bir ortak atadan türeyen bu balıkların, göz açıp kapayıncaya sayılabilecek kadar kısa bir jeolojik zaman diliminde binlerce farklı türe ayrılması adaptif radyasyon kavramının en çarpıcı örneğini oluşturur.
Bu canlıların bu kadar kısa sürede farklı beslenme alışkanlıklarına, çene yapılarına ve rengarenk pullara sahip olmasının ardında yatan mekanizma, genetiklarındaki pleiotropi ve yüksek esneklik kapasitesidir. Tek bir genin birden fazla fenotipik özelliği aynı anda etkileyebilmesi, bu balıkların yeni çevresel nişlere hızla uyum sağlamasını tetikler. Göllerin su seviyesindeki tarihi dalgalanmalar ve coğrafi izolasyonlar, bu türleşme hızını adeta laboratuvar ortamındaki bir deney gibi maksimize etmiştir.
Doğa, evrimsel süreçleri yavaş ve sabırlı adımlarla yürütür kanısını bu kadar kısa sürede çürüten başka bir omurgalı grubu bulunmamaktadır. Acaba bu genetik çeşitlilik patlaması, sadece bu göllere özgü su kimyası ve ekolojik baskıların bir sonucu mu, yoksa omurgalı genomunun henüz tam olarak çözemediğimiz gizli bir hızlandırma tuşu mu var?