Selam arkadaşlar, geçen gün bizim çocuklarla balkonda çay içerken fark ettim de, biz Türk insanı olarak birini eleştirmeden ya da arkasından konuşmadan önce acayip bir "yasal zemin" hazırlıyoruz kendimize. Yani pat diye gıybete girmiyoruz, önce vicdanımızı bir güzel yıkayıp kuruluyoruz, sonra yardırmaya başlıyoruz.
Aramızda bunu yapmayan var mı gerçekten? Hani birini gömeceksin ama aslında "kötü niyetli olmadığını" kanıtlaman lazım ya, işte tam o an devreye giren efsane kalıplarımız var.
Kendi Kendini Aklama Sanatı
En favorim kesinlikle "dedikodu gibi olmasın ama" cümlesi. Bak bu cümle çıktığı an bil ki önündeki 15 dakika boyunca birinin hayatı mercek altına alınacak, en ufak ilmeğine kadar sökülecek. Cümlenin başında "dedikodu gibi olmasın" dediğin için sanki bütün o konuşma bir anda bilimsel bir araştırmaya ya da sosyolojik bir analize dönüşüyor.
Bir de bunun "günahı boynuna" versiyonu var ki o ayrı bir seviye. Biri hakkında acayip bir iddia atıyorsun ortaya, sonra arkasına bu lafı ekleyip elini yıkıyorsun. Tüy gibi hafifliyorsun valla, sorumluluk sıfır!
Vicdanı Sıfırlayan O Kapanış
Bir diğer efsane de "aslında çok severim kendisini ama..." kalıbı. Bu "ama" kelimesinden sonra gelen hiçbir şeyin sevgiyle alakası olmuyor biliyorsunuz değil mi? Adamı yerin dibine sokup çıkarıyoruz, sonra da "neyse ya herkesin kendi hayatı" deyip konuyu kapatıyoruz. Sanki az önce bir insanın karakterini baştan aşağı sorgulayan biz değilmişiz gibi!
Son zamanlarda bir de "ben gıybet yapmıyorum, durum tespiti yapıyorum" مودu çıktı. Bu artık olayın son noktası.
Siz en çok hangi cümleyi duyuyorsunuz ortamlarda? Ya da dürüst olun, hangisini çaktırmadan kendiniz kullanıyorsunuz? Bence hepimizin ağzına dolanmış en az bir tane var, ne diyorsunuz?