Soyadı Kanunu Çıkınca Yaşanan O Garip Curcuna

Son güncelleme:
  • Dün gece geç saatlerde eski gazete arşivlerine bakarken aklıma takıldı da sizinle de paylaşayım dedim. 1934 yılında Soyadı Kanunu ilk çıktığında memlekette nasıl bir kaos yaşandığını hiç düşündünüz mü? Yani düşünsenize, yüzyıllardır sadece lakapla, "Ahmet'in oğlu Mehmet" diye yaşayan koca bir millet bir günde kendisine resmi bir soyadı bulmak zorunda kaldı.

    Bizim milletin yaratıcılığı o zaman da tavan yapmış tabii. Herkes kendine havalı, heybetli isimler seçmeye çalışmış.

    Herkes Kendine Ağa Paşa Demeye Çalışınca



    Kanun ilk duyurulduğunda millet hemen nüfus müdürlüklerine koşmuş. Tabii herkes Ağa, Paşa, Bey, Kral gibi havalı unvanları soyadı yapmak istemiş. Devlet bakmış ki işin ucu kaçıyor, hemen bir kural getirip bu tarz asalet ya da rütbe belirten unvanların soyadı olarak alınmasını pat diye yasaklamış.

    Bunun üzerine bizimkiler bu sefer de öz Türkçe, yiğitlik ve güç belirten kelimelere sarmış. Kılıç, Aslan, Öztürk, Yılmaz gibi isimler kapış kapış gitmiş. Hatta mahallede kim önce davranırsa en güzel soyadını o kapıyormuş, geç kalanlar ortada kalıyormuş.

    Nüfus Memurlarının Bıkıp Rastgele İsim Yazması



    İşin en komik ve sinir bozucu kısmı ise nüfus memurlarının durumu. Adamlar gün boyu yüzlerce kişiyle uğraşmaktan o kadar bıkmış ki, karar veremeyen ya da okuma yazması olmayan insanlara kafalarına göre soyadı yapıştırmaya başlamışlar. Mesela o gün çok sinirli olan bir memurun önüne gelen adama Kızgın veya Sert soyadını vermesi hiç sürpriz değilmiş.

    Hatta tarlada çalışırken yanına gelen memura "Benim işim başımdan aşkın" diyen adama Aşkın soyadı verildiği bile anlatılır. Bazı köylerde memurun elindeki sözlükten sayfayı açıp sırayla millete soyadı dağıttığı bile söyleniyor.

    Aranızda dedesinden, büyükbabasından kalma böyle komik ya da ilginç bir soyadı hikayesi olan var mı? Sizin ailede bu süreç nasıl atlatılmış, hiç büyüklerden dinlediniz mi?
0 0 0