Susamadan su içmek gerekli mi?

Son güncelleme:
  • Herkese selamlar sevgili forum dostları! Bugün yine günlük hayatımızda çok sık karşılaştığımız, hatta çoğumuzun "Aman canım ne olacak" deyip geçtiği ama sağlığımızı doğrudan etkileyen bir konuyu masaya yatırmak istedim: Susamadan su içmek gerçekten gerekli mi, yoksa vücudumuz bize ne zaman içmemiz gerektiğini zaten söylüyor mu?

    Eminim birçoğunuz gün içinde "Hiç susamadım ki, neden durduk yere su içeyim?" cümlesini ya kurmuş ya da bir başkasından duymuştur. Masa başı çalışırken, kış aylarında veya klimanın altında otururken saatlerce tek bir yudum su içmeden durabildiğimizi fark ederiz. Ancak tıp dünyasının ve beslenme uzmanlarının bu konuda çok net bir cevabı var: Evet, susamayı beklemeden düzenli su içmek kesinlikle gereklidir.

    Peki ama neden? Vücudumuz mükemmel bir biyolojik makine değil mi, neden susama hissi gelmeden su içmek zorunda kalalım? İşin aslı şu ki; beyindeki susama merkezi size "Susadım!" sinyalini gönderdiğinde, vücudunuz zaten ortalama %1 ila %2 oranında su kaybetmiş demektir. Yani aslında susama hissi, vücudun su ihtiyacının başladığı an değil, hafif düzeyde dehidrasyona (su kaybına) uğradığının alarm düdüğüdür. Yangın merdivenini yangın büyüdükten sonra değil, bina tasarlanırken koymak gibidir bu durum.

    Üstelik yaş ilerledikçe veya yoğun iş temposu içerisindeyken beynin bu susama mekanizması körelmeye başlar. Özellikle yaşlı bireylerde susama hissi neredeyse tamamen kaybolabilir. Masanızda duran o bardağa bakıp "Canım hiç istemiyor" diyebilirsiniz ama hücresel düzeyde böbrekleriniz, karaciğeriniz ve hatta beyniniz "Lütfen bana biraz su ver" diye çırpınıyor olabilir.

    Susamadığımız için su içmediğimiz günlerde dikkat edin; öğleden sonra gelen o garip baş ağrıları, aniden düşen enerji, odaklanma sorunları ve hatta sebepsiz tatlı krizleri baş gösterir. Beynimizin %75'i sudan oluşuyor. Onu susuz bıraktığımızda motorun yağı eksilmiş gibi teklemesi son derece doğaldır. Sindirim sistemimizin düzgün çalışması, cildimizin ışıldaması ve eklemlerimizin rahat hareket etmesi de tamamen bu düzenli su girdisine bağlıdır.

    Peki susamadığımız halde yeterince su içip içmediğimizi nasıl anlayacağız? Bunun en pratik ve şaşmaz yolu idrar rengini kontrol etmektir. Eğer idrarınız açık sarı veya şeffafa yakınsa her şey yolunda demektir. Ancak koyu sarı veya taba rengine yakınsa, susamamış olsanız bile metabolizmanız çığlık atıyor demektir; hemen bir büyük bardak su içmeniz gerekir.

    Gün içinde su içmeyi unutanlar veya "Susamayınca suyun tadı samana benziyor" diyenler için birkaç küçük ve etkili tavsiye bırakmak istiyorum:

    - Masanızda veya sürekli bulunduğunuz ortamda gözünüzün önünde estetik bir sürahi veya şeffaf bir matara bulundurun. Görsel uyarıcılar çok işe yarar.
    - Suyu sadece sade içmek zorunda değilsiniz; içine bir dilim limon, biraz salatalık, çubuk tarçın veya taze nane yaprağı atarak içimini keyifli hale getirin.
    - Telefonunuza su içme hatırlatıcı uygulamalar indirin ya da günün belirli rutinlerine su içmeyi bağlayın (örneğin her e-posta kontrolünden sonra üç yudum su).
    - Sabah uyanır uyanmaz, gece yatmadan önce ve her ana öğünden yarım saat önce birer bardak su içmeyi sarsılmaz bir kural haline getirin.

    Özetle dostlar, vücudunuzun alarm çalmasını, yani susuzluktan kurumayı beklemeden o değerli sıvıyı sisteminize düzenli olarak pompalamanız şart. Unutmayın, su sadece harareti kesmek için değil, hücresel düzeyde canlılığı sürdürmek için var!

    Sizlerin su içme alışkanlıkları nasıl? Gün içinde susamadan da su içer misiniz, yoksa "Aklıma bile gelmiyor" diyenlerden misiniz? Yorumlarınızı ve kendi uyguladığınız pratik yöntemleri aşağıda bekliyorum!
0 0 0