Tıbbi vakalarda sıkça karşılaşılan termoregülasyon mekanizmaları, insan organizmasının olağanüstü durumlarda hayatta kalabilmek için nasıl radikal kararlar alabildiğini gösterir. Özellikle aşırı soğuğa maruz kalan veya kardiyak arrest yaşayan bireylerde vücut sıcaklığının kritik seviyelere düşmesi, metabolik hızı yavaşlatarak hücrelerin oksijen ihtiyacını minimuma indirir. Bu durum, tıp literatüründe koruyucu bir mekanizma olarak değerlendirilir.
Merak edilen nokta, bu biyolojik yavaşlama sürecinin hücresel düzeyde mitokondriyal faaliyetleri nasıl baskıladığı ve beyin dokusunun kalıcı hasar almadan saatlerce bu hipotermik durumda nasıl kalabildiğidir. Normal şartlarda hücresel solunum için hayati olan oksijen arzı kesildiğinde, enerji üretiminden mahrum kalan hücrelerin lizozomal enzimler yoluyla kendi kendini sindirmesi beklenir. Ancak derin hipotermi, bu yıkıcı süreçleri adeta dondurarak metabolik bir duraklama evresi yaratır. Bu fiziki adaptasyonun moleküler tetikleyicileri ve organizmanın bu süreçten kalıcı bir hasar almadan çıkmasını sağlayan protein sentezi durdurma mekanizmaları henüz tam olarak çözülebilmiş değildir.