Selam arkadaşlar, geçen akşam kulaklığı takmış evde takılıyorken aniden garip bir şey yaşadım. Yıllardır belki bin kere dinlediğim bir rock parçasını açmışım, nedense bu sefer vokali falan tamamen bir kenara bırakıp sırf arkadaki bas gitarın ne yaptığına kitlendim. Yalan yok, parçayı sanki ilk defa dinliyormuşum gibi geldi, acayip keyif aldım.
Normalde çoğumuz şarkıyı dinlerken otomatik olarak ya söze takılıyoruz ya da öndeki ana melodiye. Ama zihni biraz zorlayıp sadece arkadaki davulun ritim kaçışlarına, zil vuruşlarına veya klavyenin alttan yavaşça bastığı o akorlara odaklanınca bambaşka bir boyut açılıyor.
Müziğin Arka Bahçesinde Gezinmek
Hatta bazen çok basit ya da piyasa dediğimiz pop şarkılarında bile arkada öyle tatlı bas yürüyüşleri ve prodüksiyon detayları çıkıyor ki, adamların stüdyoda o sesleri katman katman işlerken ne kadar kafa yorduğunu anlıyorsun. Bir kere bu kafayla dinlemeye başlayınca olay müzik dinlemekten çıkıp resmen bir bulmaca çözmeye dönüşüyor.
Ben son zamanlarda kendimi sol kulaktan çok hafif gelen bir akustik gitar ritmini ya da şarkının ortasında sadece 2 saniye çalıp susan bir zili kovalarken buluyorum.
Aranızda benim gibi şarkıları böyle enstrümanlarına "parçalayarak" dinleme takıntısı olan var mı? Yoksa kulaklığı takıp hiç detaya girmeden direkt genel akışa mı bırakırsınız kendinizi? Konuşalım bakalım.
Mekan atmosferine uyum sağlayan, sade ve akıcı enstrümantal müzikler....Tek bir müzik aleti ile yapilan müzikler..kocaman bir orkestra ile yapılan müziklere tercih edilir...