Müslüman israf Etmez Tasarruf Eder - 2

Son güncelleme:
  • Hâlâ bugün insanımızın inandırmak için “Ekmek çarpsın”, “Ekmeğe el basarım” gibi ifadeleri, “Ekmek gibi aziz ol” duaları ekmeğe duyulan saygının ifadesi olarak yaşarken bizim onu israf ederek çöplüğe atmamız hiç doğru olur mu?

    İslam peygamberi: “Ekmeği aziz tutunuz.” “Sizden biriniz lokması yere düşerse onu temizleyip yesin ve onu şeytana bırakmasın” buyurmuştur. Dindar çevrelerde “Yiyiniz içiniz israf etmeyiniz. Allah israf edenleri sevmez” sözleri ile kurulup şükürler, hamdlerle kaldırılan sofralardan ufak bir parça ekmek bile israf edilmemelidir.

    Bir parça ekmeğin atılmasına, israf edilmesine asla gönülleri razı olmayan babaların çocukları, ekmek sıkıntısı çekmedikleri için olacak ki, yaşlıların ekmeğe gösterdiği saygıyı yadırgamaktadır. Hatta bazıları karnını doyurduktan sonra artan lokma ile ağzını silecek kadar da saygısız davranabilmektedir. Bu durumda karne ile ekmek alan, vesika ile kuyruklarda bekleyen, ekmek bulamadığı için kepek ve armut ekmeği yiyen büyüklerimiz yeni nesli uyarmalıdır. Çektiği sıkıntıları unutmamalıdır.

    Bir şey mevcutken kimse onun kıymetini tam olarak bilemez. Ama bir şeyin kıymetini bilmek için mutlaka o şeyin yokluğunu çekmemiz gerekmemelidir. Eğer bir gün ekmek bulamaz sıkıntıya düşersek, bu bizim ekmeğin kıymetini bilmememizin cezası olacaktır. Şuanda ekmeğin yerini tam olmasa bile tutabilecek bazı şeyler olabilir. Ama ekmeğin sıkıntısı olunca her şeyin sıkıntısı olacaktır.

    Fransız ihtilalinde ekmek bulamayan halk “Ekmek” diye saraya doğru yürüyünce Kraliçe sayarın balkonundan:

    - Bunlara ne oluyor? Ekmek yoksa pasta yesinler, sözü meşhurdur.

    Ekmeğin yerini başka hiçbir şey tutamaz. Bunun için ekmeğin kıymetini iyi bilelim. Hayatta yaşayabilmemiz için en önemli besin maddesi ekmektir.

    Ekmek sıkıntısı çekilmediği için olacak ki, genellikle varlıklı ailelerde, zengin çevrelerde ekmeğin kıymeti pek bilinmiyor.



    h. İsrafın önlenmesi için ne yapalım?

    Yapılan israf karşısında bir şeyler yapmak lazımdır. Devlet – millet işbirliği ile ciddi bir şekilde konuya el atılmalıdır.

    Alınabilecek tedbirler neler olabilir?

    1. Evvela ekmeğin gramaj çeşidi arttırılmalıdır.

    2. Ailelere televizyon, radyo yolu ile gerekli uyarı yapılmalı, okullarda, kışlada israf ve iktisat konularında bilgiler verilmeli ve ekonomimiz açısından konunun önemi anlatılmalıdır.

    3. Fırınlarda ve satış yerlerinde sık sık kontroller yapılmalı, kalitesiz, yanık, hamur ekmeklerin satışa çıkarılması önlenmelidir.

    4. Ekmek yapımında kullanılan araçlar modernleştirilmelidir.

    5. Ekmek yapımında ekmeğin çabuk bayatlamasını önleyici maddeler kullanılmalıdır.

    6. Her ekmeğe yapıştırılan ve her ekmekte bir parçasının atılmasına neden olan kağıt yapıştırma yerine hamura damga vurulmalıdır.

    7. Dinimizin imandan saydığı temizliğe önem verilmeli, ekmeğin içerisinden çıkan çeşitli maddelerin karışması önlenmelidir.

    8. İhtiyaçtan fazla ekmek üretilmemeli ve ihtiyaçtan fazlası satın alınmamalıdır. Kalabalık yerlerde ekmek kesimi ihtiyaca göre ayarlanmalıdır.

    9. İsrafın önlenmesi işinde inanç ve eğitim çok önemlidir. Çiftçi, fırıncı, değirmenci ekmeği dağıtan, satan ve yiyen herkese insanlık için zaruri olan her şeye saygı ve Allah’ın nimetlerine şükretmek öğretilmelidir. Telef edilen her bir lokmada başkalarının hakkı olduğu, israfın dinimizce günah, ekonomik açıdan döviz kaybı olduğu anlatılmalıdır.

    Ancak o zaman artan nüfusumuz karşısında üretim, tüketimi karşılayacak, milli ekonomimiz zarar görmeyecektir.

    Genel olarak israfı önlemek zor ve imkansız değildir. Bu konuda:

    - Dışa bağımlılığa son verilmelidir.

    - Komşular füze yaparken devlet baş örtüsü gibi basit şeylerle uğraşmamalı, hayali düşmanlar icad edip gücünü boşa harcamamalıdır.

    - Eğitimle tüketim çılgınlığı ve eşyaların kullanımı, yiyeceklerin tüketimi konularında bilhassa paylaşma konusunda eğitim verilmesi gerekir.

    - Fakir ve zengin arasında gelir dağılımının düzeltilmesi lazımdır.

    Bundan başka:

    - Gıdalar iyi muhafaza edilip çürütülmemeli,

    - Enerji boşa harcanmamalı,

    - Ekmek kırıkları, yemek artıkları dökülmemeli,

    - Eşyayı hor kullanıp çabuk eskitmemeli,

    - Zamanı iyi değerlendirmeli, boşa geçirmemeli,

    - Lüzumundan fazla su kullanmamalı,

    - Evde varken lüks ve modaya düşkünlükten dolayı ihtiyaç dışı eşyalar alınmamalı,

    - Parayı faydasız ve gereksiz yere harcamamalı,

    - İş gücünü ve üretim araçlarını tam kapasite ile değerlendirmelidir.

    İlaç israfı hat safhada. Her evde dolaplar dolu. Çoğunun tarihi geçmiş. Lazım olduğu kadar alınmıyor. Yeterince verilmiyor ve artanlar zamanında değerlendirilmiyor.

    - Devlet lüksten israftan, millet malının hoyratça kullanılmasından kurtarılmalıdır.

    - Devletin malı deniz felsefesine dur denmelidir.

    - Tatilin boş zaman demek olmadığı anlatılmalıdır.

    - Tatil günlerinin sayısı azaltılmalıdır.

    - Hapishane, askerlik günleri üretime yönlendirilmelidir.

    - Okullarda hayati bilgiler öğretilmeli kuru eğitimden vazgeçilmelidir.

    Allah Kur’an-da: “Dünyada yararlandığınız nimetlerden elbette hesaba çekileceksiniz” diye haber veriyor. (Tekasür: 8) Buna göre israf edilen her şeyin hesabı sorulacaktır.

    Hastalıklarımızdan biri de:

    Millet olarak kendi malımıza gösterdiğimiz özeni kamu malına göstermiyoruz.

    Hz. Ömer (ra) özel işinde devletin mumunu kullanmamıştır.

    Hayber kalesinin fethinde peygambere “falan şehit oldu” denilince “Hayır o şehit olmadı. Ben onu devletin malından çaldığı elbise ile cehennemde gördüm” cevabını vermiştir. (R. Salihin: 1/264)

    Amerikalı bir devlet adamı Türkiye’ye ziyarete gelmişti. On günlük ziyaretten sonra gazetecilere sordular:

    - Türkiye’deki çalışma hayatını nasıl buldunuz?

    Üç kelime ile özetledi Türkiye’nin durumunu:

    - Eating, meeting, briefing…

    Yani yemek, toplantı, yapılacak iş hakkında bilgi verme.. İş yapma yok tabii…

    Bir arkadaşa sormuştum, “Ne yapıyorsunuz, nasıl gidiyor işler?” diye… O da cevap vermişti: “Toplantılardan arta kalan vakitte iş yapmaya çalışıyoruz…”


    I. İsrafın sebepleri nelerdir?

    İsrafed erken, israf edilmemesi gereken bir çok şeyi israf ediyoruz.

    Bunca israfın bazı sebeplerini şöyle sıralayabiliriz:

    - Eğitimsizlik,

    - Düşük kaliteli üretim,

    - İsrafı lüksün körüklemesi,

    - Modanın ihtiyacın önüne geçmesi,

    - Gereksiz olan şeylerin ihtiyaçmış gibi gösterilmesi,

    - Bana lazım olmayan başkasının ihtiyacı olabilir, düşüncesi ile paylaşmanın olmaması, eski damgası ile atılması,

    - Kötü alışkanlıkların önüne geçilememesi,

    - Haram helal düşüncesinin olmayışı,

    - İhtiyaçlarımızı başkalarının ve çevrenin tespit etmesi, (düğünlerde olduğu gibi)

    - Gösteriş duygusu ve rekabetin savurganlığı körüklemesi,

    - Dini görevlerin yerine getirilmemesi,

    - Çevrenin etkisi ve yönlendirmesi gibi nedenlerle ömrümüzü, malımızı, zamanımızı, enerjimizi, insanımızı israf ediyoruz.



    i. Neleri israf ediyoruz?

    Hayatta bir çok şeyi israf ediyoruz. Hatta hayatı ve kendimizi bile israf ediyoruz. Çocukluk diye gençlik diye, daha var diye diye ömrü israf ediyoruz.

    - Zamanı israf ediyoruz. Zamanın her saniyesi kıymetlidir. Yarın buluşalım yarın görüşelim diyoruz hangi saat bunu bile belirtmiyoruz. Zamanlarımız boşa geçiyor zaman israfını önlemek için;

    - Zaman kaybını önlemek,

    - Zaman kaybettiren şeyleri yok etmek,

    - Eldeki fırsatı hemen değerlendirmek,

    - Zamanı planlı harcamak, hedef tayin etmek gerekir.

    - Mevlana: “Yel, kopardığı tozdan anlaşılır. Ambarında hırsız fare yoksa, kırk yıllık ibadetin buğdayı nerede?” der. Faydasız boş şeylerle vakit geçirip ömrü heder ediyoruz, bunu anlatmak istemiştir.

    Hz. Peygamber der ki:

    - “Kendisine faydası olmayan şeylerle meşgul olmayı terk etmesi, kişinin iyi Müslüman oluşundandır.”

    Bazı şeyler geri gelebilir ama geçen bir saat geri gelmez. Günler sayılıdır.

    Türkiye’de 500 bin kadar kahvenin olduğu buralarda 6 – 7 milyar saat tüketildiği tespit edilmiştir.

    Kahvede oyunda oynaşta, TV başında nice ömürler tüketilmektedir.

    Verimsiz kullanılan ömür, çeşitli hastalıkların da davetçisidir. Ölüm ötesi hayatı da mahveder. Ebedi saadet hayal olur.

    Cenab -ı Allah zamanın israf edilmemesini emrediyor:

    - “Boş kaldın mı hemen başka bir işe koyul” diyor. (İnşirah: 7)

    Atalarımız: “Durgun suda mikrop ürer” demiş. Bir atasözü de “Sakın oturak olma” der.

    İnsan zamanı ertesi güne transfer edemiyor. O gün ne yaptıysa o kadar. Ertesi gün saatler ayrı, her sabah zaman yeniden başlıyor. Böyle olunca her gün çok iyi değerlendirilmelidir. Bunu başarabilmek için zamanı kullanmasını öğrenmeliyiz.

    Cenab -ı Allah Kur’an-da şunu haber veriyor:

    - “Kendilerine yazık etmiş kimselere melekler, canlarını alırken şöyle der: “Ne işle meşguldün?” (Nisa: 97)

    Son zamanlarda yapılan bir araştırmaya göre; zaman israfında dünya ikincisi olduğumuz ortaya çıkmıştır. Araştırma sonucuna göre; en çok televizyon seyretme rekoru, en çok telefon konuşma ve en çok tatil kullanma rekoru bizdedir.bir yılda 145 gün tatil olur mu? Bizde olur.

    İnsan zaman öldürme makinası mı?

    Batılı bir kaynaktan alınan aşağıdaki tespite göre; 80 yıllık insan ömrünün ortalama rakamlarla, nasıl ve nerelere harcandığını gösteren şu tablo ilginç olduğu kadar da düşündürücüdür.

    80 yıllık insan ömrünün;

    4 yılı tahsil (öğretim) için,

    4 yılı yemek – içmek için,

    3 yılı tuvalet için,

    2 yılı nakil araçlarında,

    3 yılı sağda solda beklerken,

    13 yılı işinde çalışarak,

    10 yılı tatil ve istirahatta,

    4 yılı hastalık ve nekahatta,

    4 yılı eğlencelerde,

    28 yılı uykuda harcandığını biliyor muyuz?

    En büyük israflardan biri de insan israfıdır. Adam bir kuruş rüşvet yemez, rapor nedir bilmez, işini en güzel şekilde yapar, içki içmiyor, dans etmiyor, eşi kapalı diye israf ederiz.

    Çocuklarımızı, gençlerimizi iyi terbiye etmez iyi yetiştirmeyiz, şerli kimseler olur, israf ederiz.

    Okuturuz, sahip çıkamayız, başka ülkelere kaptırırız, kaybederiz.

    Bir de söz israfında çok başarılıyız. Çok konuşuyoruz, boş konuşuyoruz. Faydalı söz yerine, kötü ve müstehcen söz söylüyoruz. Bazılarının işi gücü yalan. Halbuki Kur’an: “İnanmış insanlar yalan yere yemin etmezler, boş sözlerle karşılaştıklarında vakar ile oradan geçip giderler.” (Furkan: 72) Bir ayette de:

    - “Onlar ki, boş ve yararsız şeylerden yüz çevirirler.” (Mü’minun: 3) diye bildirilir. Bir hadiste de: “Bir kimsenin kendini ilgilendirmeyen şeyleri terk etmesi, Müslümanlığın güzelliğindendir.” (Tirmizi, Züht: 11) buyrulmuştur.

    Hayatı seven zamanı boşa harcamaz çünkü zaman, hayatın ta kendisidir. Eğer zamanı kazanırsanız her şeyi kazanmış olursunuz. Zamanı kaybeden çok şey kaybetmiş olur.

    Bunları biliyor muyuz?

    - Dünya çapında israfta birinciyiz. Kumarda ikinciyiz. Alkolde üçüncüyüz. Sigara tüketiminde dördüncüyüz.

    Kötü alışkanlıklarımız var. Yürüyerek gideceğimiz yere vasıta ile gidiyoruz. Bir ampulle aydınlanabilecekken bir çok ampul yakıyoruz. Kıymetli zamanlarımızı faydasız işlere ayırıyoruz. Çocuğumuzu eğitecek zaman bulamazken dedikodu yapacak, fincan falı bakacak çok zaman buluyoruz.

    - Türkiye’de sigaraya verilen para Sağlık Bakanlığı bütçesinden fazladır.

    - Kağıdı kullanmasını da bilmiyoruz. Boş kalan şekiller yapıyor atıyoruz. Ders kitaplarının sık sık değişmesi, çocuklara defter kitap kullanma alışkanlığının kazandırılamaması işe yaramaz kağıtların toplanıp tekrar kağıda dönüştürülememesi kağıt israfına neden olmaktadır.

    - İlaç israfı da küçümsenemez. Bir yeri ağrıyan, canı sıkılan gidiyor yazdırıyor, her evde ecza depoları dolu. Bir müddet sonra tarihi geçiyor, atılıyor. Bir de dolapta aynı ilaç varken yenisi alınıyor, israfa sebep olunuyor.

    - Evde bir çok şeyi israf ediyoruz. Miktarı, ölçüsü ne olursa olsun zararı büyüktür. Küçük sanılan şeyler yan yana gelince, damlalar birleşince rakam büyür. Bir dakikada on damla akıtan musluk ayda 170 litre su harcamış olur.

    - Uzayıp giden telefon konuşmaları…

    - Düşüncesizce yakılan elektrik…

    - Lüzumsuz çalışan çamaşır makinesi, bulaşık makinesi, elektrik süpürgesi vs. ekmek, yemek israfı…

    - Kediye köpeğe kuşa yapılan masraf…

    Birkaç uyarı:

    - Ocakları temiz tutmak, ocağa göre tencere kullanmak tencerenin kapağını örtmek, fırını erken kapatıp devam eden enerjiden istifade etmek, buzdolabının ısı kaynağına göre güneş gören yere konmaması, tv, radyo, video ve elektrikli cihazların düğmelerinin kapatılması, fişten sökülmesi ve sistemin enerji harcamasının önlenmesi, tasarruf lambalarının kullanılması, muslukları boşa akıtmamak, fazla yakıt kullanmamak, tasarruf sağlayacaktır.

    - Her geçen gün suyun önemi bir kat daha arttırıyor. Bunun için ihtiyaçtan fazla kullanmamak gerekiyor.

    El yıkarken, diş fırçalarken, bulaşık çamaşır yıkarken suyu çok dikkatli kullanmalıyız.

    Abdest alırken bile su ölçülü kullanılacaktır. Hz. Peygamber (as):

    “Nehir kenarında bile olsa abdest alırken suyu israf etmeyiniz.” (İbni Mace Tahare: 48) demiştir.

    - Soframızda da israf çok fazla. Allah israf edenleri sevmez, israf edenler yokluk görür, sıkıntı çeker.

    Sünnete uygun sofra kuramıyoruz. Sünnete uygun misafir karşılayamıyoruz. Misafirler için hazırlanan pastalar, tatlılar, meyveler, haddinden fazla oluyor. Davetlerde firavun sofraları kuruluyor. Geç vakitlere kadar zaman öldürülüyor, zaman değerlendirilemiyor.

    - İçilen çaylar yarım bırakılıyor.

    - Yemekler yarım bırakılıyor.

    - Ekmekler bölük bırakılıyor, el, ağız ekmekle silinebiliyor.

    Hz. Peygamber: “Kim yemek yediği kabı iyece sıyırırsa, o kap onun için Allah’tan mağfiret diler.” (İbn –i Mace 2/1089) demiştir.

    İsraf etmemek, şükürdür.

    Bir israf da şöyle:

    - Devletin imkanları da kötüye kullanılıyor; lojmanlar yazlık kışlık tesisler, makam servis araçları…

    Şair: “Yiyin efendiler bu han –ı iştaha sizin

    Aksırıncaya, tıksırıncaya, patlayıncaya kadar yiyin” demiştir.

    - Bir de ölüye yatırım oluyor ki, ölü yatırım oluyor. Lüks mezarlar yapılıyor, ölüye yapılan hayır zannediliyor. Çelenkler, İslami değil, hiç yararı yok.

    Herkes gücüne göre davranmıyor. Mezar yaptırmak için çevrenin baskısı oluyor.

    Mevlid okutmak için de zorlanılıyor, ziyafetler yıkım oluyor. Borçla mezar yaptırılıyor, borçla mevlid okutuluyor.

    - Hac için hediyeler ziyafetler, bazılarını hacca gitmekten caydırıyor.

    - Düğünlerde yapılan israf ve kötü adetler evlenmek isteyen gençleri düğünden caydırıyor.

    - Sünnet düğünlerindeki fuzuli masraflar, ana babaları kara kara düşündürüyor.

    Bu tür törenlerde alınan alkol, atılan silah, şarkıcı, türkücü, dansözler, israfa neden olmaktadır.

    Yakılan ceketler, kırılan tabaklar, diğer çılgınlıklar, israfın ta kendisidir.

    İsrafın yaygın olduğu toplumlar helak olmuştur.

    Tasarrufa riayet etmeyen müesseseler, evler ve evlilikler ayakta duramıyor, yıkılıyor.

    İsrafı en güzel inançla, inancı yaşamakla önleyebiliriz.

    Kur’an-daki uyarı şöyle:

    “Yiyiniz, içiniz, israf etmeyiniz. Allah israf edenleri sevmez.” (A’raf: 31)

    “Sakın saçıp savurma. Saçıp savuranlar şeytanın kardeşleridir. Şeytan Rabbine karşı çok nankördür.” (İsra: 26 – 27)

    Unutulmamalıdır ki her kaynak sınırlıdır.

    Araştırmacı Yazar
    Mustafa ÖSELMİŞ

    alıntı

    https://www.main-board.com/ayet-hadis-ve-dini-bilgiler/761431-musluman-israf-etmez-tasarruf-eder-1-a.html#post5091114
0 0 0